29 Ekim 2007 Pazartesi

YENİ GÜNLÜĞÜM

19 EKİM 1973
Yitip gitmede olan günlerin ardından bir an durup geçmiş anılara , ılık ılık yaşantıların yer ettiği yerlere bakıvermek az şey değildir saanırım.

Bu düşünce ile öğrenim hayatımın son yılında böyle bir defter tutmaya karar verdim. Ne denli başarılı ve yararlı olacağını zaman gösterecek. Dileğim bunun olumlu bir yönde gelişmesi ve yıllar sonra bu defteri açtığımda tüm rüyalarımın gerçekleştiğini görmek.... Kim bilir ilerde bir roman yazarım ve kaynağı da bu defter olur.

"Ama zaman , bu tereddütlerin, bu şüphelerin üstünden durmaksızın akıp gidiyordu. Yıllar bir selin dalgaları gibi birbirini kovalayarak, birbiri ardı sıra inip çıkarak ve kıyılarda ne bulursa alıp sürükleyerek başdöndürücü bir hızla, bilinmeyen bir yere doğru atılıyordu.

Bilinmeyen bir yere... Baş döndürücü bir hızla..."

( Yakup Kadri Karaosmanoğlu_ Ankara )


Bugün Ekim ayının on dokuzuncu günü... Sınıftayım. Hocamız kürsüde ders anlatıyor ama hiç dinlemeye niyetim yok... Arkadaşlar not tutuyor ,onlardan alırım sonra. Sıram sınıfın en arkasında, pencere kenerında.Dışarıyı rahatça görebiliyorum.Kulağıma rüzgarın uğultusu geliyor.Denizin küçük bir bölümünü görebiliyorum oturduğum yerden. Dalgalı..Beyaz köpükler oluşturmuş. Saat 11.30. Uzaktan ezan sesi buraya ulaşıyor. Eski Türk Edebiyatı Hocası olsaydı susar, dersi bırakır , ezanın bitmesini beklerdi...Karnım da acıktı. Neyse şurada ramazanın bitmesine de bir şey kalmadı. Bugün üçüncü hafta oluyor. Şöyle böyle bir hafta kaldı bayrama. Hiç olmazsa bayramda evimde olmayı çok isterdim.

Düşünüyorum da bu Samsun'daki üçüncü yılım..İki yıl nasıl geçti bilemiyorum. Bir yığın acı tatlı anı... Ben tatlılarını hatırlamak istiyorum...

Bu yıl Cumhuriyetin kuruluşunun 50. yılı.. Çok büyük hazırlıklar yapıldı.Ben de bu yılda bir roman yazmak isterdim ama nerde? Ben kim ,roman yazmak kim? Tatilde yazmaya yeltendim de bir şeye benzemedi. Öylece duruyor.

Bu yıl Türkçe Öğretmeni olacağım. Daha 20 yaşındayım. Roman yazmayı çok istiyorum. Ama bu yıl beni yoğun bir çalışma bekliyor. Kendimi öğretmenliğe hazırlamam gerekiyor. Diğer taraftan tez çalışmalarım da var.Henüz hangi konuyu seçeceğimi belirleyemedim.Artık bayramda bakarım. Çoğu konu önceden seçilmiş. Bu yılın sonuna kadar bitirmem gerekiyor. Sınavlardan önce teslim etmemiz gerekiyor.

Dün şehre inmiştim. Bayram için kartpostal aldım. A......... için alırken özellikle çok dikkat ettim. Zil çaldı, öğlen tatili ama oruçlu olduğum için yurda gitmeyeceğim. Yakup Kadri' nin Yaban romanını okuyacağım.

On dakikadır okumaya çalışıyorum ama boşuna. Her satırda sanki A.....yazılı. Bir an için aklımdan çıkmıyor. Artık kesin olarak biliyorum, onu çok sevdiğimi.Fena tutulmuşum. Şubat tatilinde tanışmıştık.Bir anda aşık olmuştuk. O andan sonra sık sık şüpheye düşüyordum. Ya yanılıyorsam, ya gerçekten sevmiyorsam, bu kadar kısa sürede aşık mı olunurmuş diye... Haksız da sayılmazdım hani!

Çok ani oldu...Hiç beklemediğim bir anda onunla karşılaştık. Ancak iki kez konuştuk, üç sefer de birbirimizi uzaktan gördük. Tatil bitti ve ben okula döndüm... Hepsi hepsi bu kadar. Ama ilk kez böyle bir duyguyla tanışıyordum.Pek çok kez teKlifler olmuştu. Burada ortam çok uygundu, ama değil arkadaşlığı kabul etmek , aklımın ucundan bile geçirmiyordum!

Şairin biri ilk sevgi için: "Geçse de hayatın en güzel çağı , başkadır ilk sevgi ilk göz ağrısı..." demiş. Gerçekten öyle... Bu konuda daha pek çok kişi pek çok şey söylemiş. Boşuna mı?

Şu anda A..........ile ilk karşılaşmamız geldi aklıma....

0 yorum: