1 Kasım 2007 Perşembe

ÜÇ BAYAN VEKİL ve İSTANBUL ve AYŞE HOCA

Derse girerken telefonumu sessize almıştım... Aslında yanıma almam , ama bugün haber beklediğim için önlüğümün cebindeydi...

Bir ara çaldığını hissettim. Teneffüse çıkınca baktım, eşim aramış. Dün İstanbul' a gitmişti. Kızımızın düğün hazırlıkları için... Salon bakılacak. Sevgili damadımızın ailesi de gelecek. Dersim olduğu için ben gidemedim.

Eşimi aradım, "Hep birlikte yemek yiyeceğiz, böylece salonu da test edeceğiz." dedi.

Çok gürültülü bir ortam oluşuyor teneffüslerde, çocuklar cıvıl cıvıl... Güç bela konuşmayı tamamladık. Son derse girdim. Birden ben de orada olmalıyım dedim ve süpriz yapmaya karar verdim.

Yemek yarın akşamdı, bu gece binersem sabah oradayım. Çok sevindim,çok heyecanlandım birden... Yüzleri sırayla geçti önümden. Önce küçük kızım, daha sonra büyüğüm ve eşim... Artık sıralama böyle! Darılmaca yok, küçükten büyüğe. Sonra da damadım ve ailesi...

Ders bitti. Kararlıyım. Yarın zaten dersim yok. Cumartesini de ayarlarsam "Bekle beni İstanbul...

Her şeyi ayarladım , hatta gece beni terminale bırakmayı , ben söylemeden teklif eden dostumuz ,arkadaşımız da hazır.

Büyük bir heyecanla dershaneden çıktım, en yakındaki otobüs firmasına girdim. Saat 24.00 'te var ilk otobüs, bir de sabah erken. Bir başkasına da bakayım diye çıktım. Giderken aradım eşimi , beni o karşılayacak nasılsa , süprizime ortak olmasını söyleyeceğim. Aradım ve yemeğin bu akşam olduğunu öğrendim... Yetişmem olanaksız! Gürültüden yanlış anlamışım...

Vazgeçtim gitmekten. Dersaneyi ve arkadaşımı aradım , her şey iptal...

Mutsuz mutsuz eve geldim. Tek başıma yemeğimi yerken televizyonu açtım...

Meclis televizyonunda Nur Sertel konuşuyor. Konu: 2010 Yılında İstanbul' un Kültür ve Sanat Başkenti" olmasıyla ilgili...

Ohhhh yavaş yavaş keyfim yerine gelmeye başladı. İki kızım da İstanbul'da yaşıyor. Biri çalışıyor ,diğeri okuyor. Kültür veSanat! Özlemiştik ne zamandır, neredeyse unutmaya başlayacaktık ulusça. İçime su serpildi. Kürsüde bir bayan milletvekili, çağdaş Türkiye' nin aydınlık yüzü...

Ne güzel konuşuyor dememe kalmadı; bazı erkek milletvekilleri, konuşturmamak için bağırıp çağırmaya başladılar. Susmadı, dirençle konuşmasına devam etti ve...."Atatürk ....." dedi, mikrofon kapatıldı. Dikkat ediyorum , her zaman kouşmaların tam can alıcı noktasında süre doluyor . Neyse başkan bir dakika daha süreyi uzattı da Atatürk Kültür Merkezi'nin yıkılmasına karşı çıktığını duyabildik vekilimizin..

Hemen arkasından iktidar partisinin bayan milletvekili kürsüde yerini aldı. Yaşasın! Pırıl pırıl.... Oldukça da şık , etek ceket giymiş , içine gömlek... Gömleğin iki üç düğmesi açık. Saçlar fönlü, güzel bir makyaj yapmış...

İşte çağdaş bir Türk kadın milletvekili daha!

Mecliste galiba 48 bayan milletvekili var. Daha da olmalı. Konu: İstanbul, Kültür, Sanat....

Vekilimiz Özlem Türkönü...

Söze büyük bir gurur ve heyecanla başladı. O da ne? Hemen, Nur Sertel'e hitaben:

"Siz kadınlarımızın dini inançları gereği başlarına türban takmalarına katlanamıyorsunuz..."

gibi bir şeyler söylemeye başladı. Biraz önce bağıran çağıran vekillerden büyük alkış aldı. Ve çok büyük bir gururla sözlerine devam etti:

" İstanbul'u dinliyorum, GÖZLERİM KAPALI..." dedi, Orhan Veli' den esinlenerek. Gerçekten de , bakmış mı bilmiyorum ama, bakmışsa da gözlerini açmadan bakmış İstanbul'a...
Anlattıkları şairlerimizin , sanatçılarımızın duygulu bakışlarından alınmış bölümler gibi geldi bana. Geçmişte öyleydi, göz bebeğimiz İstanbul, ama günümüzde pek öyle değil!

Millet vekilimizin konuşmasından bazı sanatçıları okuduğunu anladım.Küçük bir önerim olacak. Kendisi de bilir, Orhan Veli ve arkadaşları Yaprak isimli bir gazete çıkarmışlardı ellili yıllarda.
"Milliyet Sanat" sonradan bunlardan okuyucularına vermişti. Bende de var bazı sayıları. Siz de bulabilirsiniz. Orada "Ayşe Hoca" diye küçük bir öykü var. Lütfen onu okuyun. Ve ülkemizin en ücra köşelerindeki yedi sekiz yaşındaki Ayşeleri , Fatmaları gözünüzün önüne getirin. Böyle devam ederse onlar asla sizin gibi olamayacaklar .

Atatürk hepimizi, özellikle de kadınlarımızı kul olmaktan kurtarıp yurttaşlık düzeyine taşımıştı. Siz çağdaş bir görünümdesiniz. Sevgili Kamer Genç'in sorusu benim de aklımdan geçti ne yalan söyleyeyim. Siz, ben ve diğer başı açık kadınlar dinsiz miyiz?

Bugün sizi coşkuyla alkışlayanlar yarın koşullar tamamlandığında burada ne işin var demeyecekler mi?

Bizim kuşkularımız, korkularımız, endişelerimiz var. "Çarşamba'yı sel aldı, İstanbul'u el aldı " olmasın sakın ha!


Üçüncü bayan vekilimiz de Özlem Hanım gibiydi... Benzer şeyler söyledi...

Kültür Bakanımız için üzüldüm. Yerinde olmayı hiç istemezdim. Mecliste iki "Bakan"dılar. Diğerleri yoktu. Dinleme zahmetine bile katlanmamışlardı. Kendi yapamadıklarını ona mı yaptırıyorlardı ne ? Bana mı öyle geldi bilmiyorum. Neyse bir gün tarih yazacak bugünleri. Yaşarsak göreceğiz...

" İstanbul' u dinliyorum gözlerim açık! Uyanık olmak zorundayız! Yıkmayın , yıktırmayın lütfen......

Yıkmak kolay yapmak zor...

Bize yapacaklarınızı anlatın. Bütün bunları denetime açın. Millet sizin verdiğiniz kumanyalarla yaşamaya çalışıyor. Tabii kumanya verdikleriniz.

Peki ya diğerleri...
Deprem hazırlıkları ne aşamada?
İşsizlık sorununu çözmek için ne önlemler aldınız?
Savaştan beter, insanlarımızı trafikte kaybediyoruz.
Eğitimdeki sorunlar...
Ve uluslar arası ilişkilerimiz...
Komşularımız...
BOP, GOP....

Evet çözüm bekliyoruz.

" Çarşamba'yı sel almasın, sevdiklerimizi el almasım..."

Lütfen söyleyin, çok mu şey istiyoruz?

4 yorum:

öz dedi ki...

İnsan artık neye sevineceğini bilemiyor. Bir yandan ülkemizin çağdaşlaştığını, kadınların toplumda söz sahibi olduğunu, İstanbul'un kültür başkenti olacağını düşünerek seviniyoruz. Sonra bir bakıyoruz ki, bazı kadın vekiller kendi iradelerinin dışında konuşturuluyorlar sanki. Çağdaşlık diyoruz, değişen şey sadece insanların görüntüsü. Gidin bakın bütün alış veriş merkezleri tıklım tıklım 5kmlik alanda 10 farklı alış veriş merkezi! Tüketim sürekli artıyor, insanlar daha "çağdaş" görünmeye başlıyor. Her şey bir aldatmaca, görmediklerimiz gördüklerimizle taban tabana zıt. İstanbul'un kültür sanat başkenti olması çok gurur verici olur, peki bu konuda gururlanırsak, ülkemizin şu anki kritik konumunu, geçim sıkıntısını ve bugüne kadar ezildiğimiz tüm konuları unutacak mıyız?

Nihal Fidan dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Adsız dedi ki...

asla umutsuz olmamaliyiz.

bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini, düşünmeyeceksin! bu imkan ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyaya emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.bütün bu şeraitten dahi elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerini siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. millet fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!

Adsız dedi ki...

ÖZÜR:
İktidar milletvekili türban yerine BEZ PARÇASI sözcüğünü kullandı. Bir bez parçası insanı dindar yapacaksa işimiz çok kolay.Makyaj yap, yırtmaçlı etekler giy, çık tv. lerde şarkı söyle, göbek at... yalan söyle, insanları kandır, dini siyasete alet et.... Bunlar önemli değil !? Sadece kadınlar başlarına bez parçası örtsün. Dinden anladığınız bu mu? Yazık....