5 Kasım 2007 Pazartesi

HERKES ÖLÜNCEYE DEK YAŞAR

31 MART 1974

Samsun



Bugün pazar.Dolabımı yerleştirirken günlüğümle göz göze geldik.Bir iki satır karalayayım istedim. Hani benim için çok önemli anılar var da...

En önemlisi mi ?Tabii ki senin gelişin.Çok çok mutlu oldum.Hayatımın mutlu günlerinden üçü...Öyle ki hala onun mutluluğuyla sarhoşum.Tabii sen de bunları bilemezsin ki...Tıpkı senin günde iki kez şehre inip beni boş yere beklemelerini benim bilmediğim gibi.

Salı günü ,yani 26 Martta telgrafını aldım. Ne çok sevindiğimi görmeliydin. Bu nedenle E......... ile N........'a goflet bile ısmarladım. Müjde istediler...

Sonra çarşamba günü Merkez Ortaokulunda ilk dersi dinledik, ikincisi boştu , bahçeye indik arkadaşlarla...Keşke inmeseymişim.Tam o sırada aramışsın telefonla. Şu anda radyoda istekler var ,şansıma tuttum.

"Açık bırak pencereni

Örtme perdeni bu gece

Sana yazdım bu şarkıyı

Rüzgarlar, rüzgarlar getirebilsin

***

Aç artık avuçlarını

Yum gözlerini iyice

Ağlayıp yalvarmak için

Ellerim uzanabilsin."



Evet.......Ne diyorduk.Telefona Sevgili C.........çıkmış. Hemşehrin...Onu seviyorum. Çağırdılar koşa koşa çıktım , yetişemedim. Görüyor musun şu anda ne çalıyor? "Elbet bir gün buluşacağız." Meğer okulları sırayla aramışsın. Mithatpaşa Kız Lisesi ve Namık Kemal Ortaokulundan da arandığım haberleri ulaştırıldı bana. "Ben seni unutmak için sevmedim, gülmen ayrılık demekmiş bilmedim . Bekledim sabah akşam yollarda, ölmek istedim,bir türlü ölmedim. Aşk bu mu ,sevda bu mu, hayat bu mu...Kalp acı ,dünya hüzün gözyaşı dolu. " Kusura bakma günlüğüm... Bir başkayım bu akşam.... Çıkan her şarkı etkiliyor beni. Araya şarkılar girebilir, hazırlıklı ol diye yazıyorum.

Geleceğini biliyordum ; telgrafın gelmişti ,ama zaman belli değildi . Neyse okuldan çıktım doğru PTT' nin yanına geldim, biraz bakındım sen yoktun; çaresiz okula döndüm.

Sonra saat 13.00 sıraları tekrar geldim PTT ' ye . İçerde oturdum . Bekledim, bekledim bekledim......Yok, gelmedin.Sıkıldım kalktım gitmek için . Nasıl olduysa gözüm pencereden dışarı kaydı. Aaaaa o da ne ? Sen de dışarda bekliyordun ,seni gördüm!.. Geldim, tokalaştık, selamlaştık, konuştuk.... konuştuk ..... konuştuk. Tüm biriktirdiklerimizi anlattık. Biraz dolaştık. Biraz dedim ama pek de az değildi hani. İlk kez ikimiz yollarda yan yana birlikte dolaştık. İnanılır gibi değil.Akşam yurda geldiğimde oldukça yorgundum.Tatlı bir yorgunluk...

Perşembe günü 11 ' de Fuar' ın orda buluştuk. E.......'yle N........ da tanışmaya geldiler.Sizleri tanıştırdım. Onlara "Nasılsınız ? " diye sormadığın için biraz bozulmuşlar. Neyse o gün Fuar ' da uzun uzun dolaştık, banklarda oturduk , konuştukça konuştuk. Sen anlattın ben dinledim , ben anlattım sen dinledin...Sonra tekrar yürümeye başladık, birden omzuma güm diye kolun düştü ...Ben de ani bir refleksle tuttuğum gibi aşağı gönderdim... Bunu yapmamalıyız, yeri değil, zamanı değil...Kızdım sana , artık dönmeliyim dedim. Pastanede biraz oturmayı teklıf ettin , peki dedim. Melodi Pastanesine gittik. Saat 17.00 'de yurda geldim. Baktım yemekten sonra herkes sinemaya gitmek için hazırlanıyor, okulu götüreceklermiş. Ben de sinemaya gittim.



Saat 18.00'de film başladı. " Her Devrin Adamı " isimli ödüllü bir film.İngilizce idi ; ben de fazla dikkatimi veremedim, ama yine de beğendim.Erken bitti. Samsun Sinema Severler Derneği getirtmişti filmi. Bizden de giriş ücreti alınmadı. Neyse saat 20.20 sıralarında otobüsle Konak Sinemasının önünden geçerken pencereden seni gördüm; afişlere bakıyordun .Meğer sen de sinemaya gitmişsin o akşam.



Ertesi gün , son günümüzdü... Okuldan sonra Melodi Pastanesine geldim ,biraz bekledim ; sen gelmeyince yanlış anladığımı fark ettim Samsun Fuarının önüne geldim.Gerçekten de orada beklıyordun. Birlikte Sümer Pastanasine gittik. Nedense oradan pek hoşlanmadık, çok az oturduktan sonra kalktık, saat 13.00 ' e kadar sokaklarda yan yana dolaştık. ( Bu şarkı bizim olsun.) : " Bir kere bakanlar unutur derdi,günahı.... Görmez gözünün ufkuna baktıkça sabahı......"

15.30 ' da tekrar Melodi ' de oturduk. Burada sana bir itirafta bulunmak istiyorum. Hani sana hiç vakit geçmiyor diyordum ya , aslında geçmesin istiyordum, üzüldüğümü belli etmemeye çalışıyordum. Ama istesem de istemesem de gidecektin. Nitekim öyle oldu . Akşam durakta dolmuşa beni bindirdiğinde üzüntüden ne diyeceğimi bilememiştim. Dolmuş köşeyi dönünceye, sen gözden kayboluncaya kadar baktım arka camdan....
Ayağını banka dayamış öylece bakıyordun dolmuşun arkasından...
Ertesi gün bir an belki de gitmemiştir diye düşündüm, kendim de inanmadım buna. Dün arkadaşlarla pazara giderken onlara çaktırmadan , Melodi'nin önünden geçmemizi sağladım.İçeri baktım, yoktun yok...
Şimdi mektubunu bekliyorum. Biliyor musun şu PTT ' ye de öyle bir kızıyorum ki......Tam da grev yapacak zamanı buldular....

Ne dersin A........ ? Bu iş senin dediğin gibi iki imzayla mı biter ?Hayırlısı olsun diyelim biz yine de...

HERKES ÖLÜNCEYE DEK YAŞAR

Aha ! ... Şuracığımda yara,
Şuracığımın sızısı durmaz.
Bıkmadım sevmekten, hiç bıkmadım,
Yoruldum biraz.
Görünmez benim ağladığım,
Ben bilir, ben duyarım yüreğimin yasını.
Seven yakınmaz yalnızlığından,
Gönlündekiyle sürdürür yaşantısını.
Kırgın değilim sana , kahretmiyorum da
Bilirim alın yazısı nedir kader ne...
Bilmeli alınyazısının değişmeyeceğini insan,
Boyun eğmeli geleceğine...
İnsan bu ya !...
Kimi dertle, kimi kederle
Kimi saadetle dolup taşar.
Ama bir yerde hepsi de aynı işte ;
Herkes ölünceye dek yaşar.

(Arif Güler)

0 yorum: