6 Kasım 2007 Salı

KEREM ile ASLI

5 NİSAN 1974

Bu adam da iyice bozdu Kerem ile Aslı'yla... Nereden de beni Aslı' ya benzetti bilmem ki...
Bugün yine derse geldi, yanımdaki kolçağa güzelce yerleştikten sonra : "Dün Aslı' yı konuşturmuştuk ,bugün kimi konuşturalım ? " diye başladı söze...
Bizim sınıf üç yıldır okulun en yaramaz sınıfı...Uygun ortamı hiç kaçırır mı? " Kerem'i " sesleri yükselmeye başladı.
"İyi güzel ama arkadaşlar Kerem de yok ki....Nerden bulup getirelim Kerem'i... "bir şeyler söyledikten sonra dönüp bana : "Yoksa Kerem , E..............'da mı diye sordu. Şaşırdım kaldım, eyvah ben ne diyeyim şimdi..! Şaşkınlığım fazla uzun sürmedi : "Evet Hocam, E..........'da " diyiverdim.Sınıfı görecektin sevgili günlük, gülüşmeler... konuşmalar.. Kerem şurdaydı, burdaydı tartışmaları...
Derken M...... Bey başladı Kerem ile Aslı öyküsüne...
Kerem' in babası padişahmış. Tek derdi , çocukları olmuyormuş .O zamanlarda bir keşiş varmış , keşişin de aynı derdi varmış. Neyse uzatmadan yazmak istiyorum, Bir gün ikisinin de karısı hamile kalır; ağaçta olan tek elmayı paylaşırlar. Sonra da çocukları olunca birbirleriyle evlendirmek için sözleşirler. Gün tamam olur çocuklar dünyaya gözlerini açar....Keşişin kızı , padişahın oğlu olmuştur.
Zaman geçtikçe keşişin kızı güzelleşerek büyür , dillere destan! Keşiş kızı padişahın oğluna vermekten vazgeçer ; onlar kaçarlar padişah oğlu iz sürer. Sora sora onları bulmaya çalışır. Bir gün , bir bahçede , bir güzel görür ...Tanır ama emin değildir, sorar ?
" Söyle güzel kız sen hangi bahçenin sümbülüsün ?
Kız:
"Isfahanlı babam keşiş , Kerem eyle bırak beni , babam görmesin....
Delikanlı:
"Aslı nedir, söyle bana salıvereyim ...." der.
Kız:
"Kerem eyle bırak beni..."
Delikanlının (Mirza bey gerçek adı) aklına bir şey gelir:
" Benim adım Kerem, seninki de Aslı olacak bundan sonra. Birbirimizi böyle çağıracağız. " der. Başlar sazıyla türkü söylemeye:

" Keşişin bahçesinde bir güzel gördüm
Aklımı başımdan aldı ne çare
Taramış zülfünü dökmüş yüzüne
Serimi sevdaya çaldı ne çare "

Tabii keşiş de duymuş türküyü... Tekrar kaçıp kavalamaca başlamış. Aslı' nın annesi dişçiymiş. K erem Aslı 'yı görme uğruna 32 dişini de çektirmiş.Uzatmayalım, keşiş bakmış kurtuluş yok , tamam demiş sizi evlendireceğim, yalnız bir koşulum var. Evlendiğiniz gün benim diktirteceğim elbiseyi giyecek Aslı demiş; onlar da kabullenmişler.Düğün dernekten sonra Aslı elbiseyi giymiş , giymiş ama meğer elbise büyülüymüş!.. Olur mu demeyin, masal bu... Kerem düymeleri çözdükçe düymeler kendiliğinden kapanıyormuş...Denemiş... Denemiş...D enemiş.....Yok açamıyor Kerem düymeleri...Bir ahhhhhhh demiş ki ne ah! Ahının ateşinden yanıp kül olmuş.Aslı ağlamış,üzülmüş, günlerce külün başından kalkmamış.Sonra bir gün bu külü eşelerken meğer içinde bir kor parçası kalmışmış, Aslı'nın saçlarını tutuşturmuşmuş....Evet böylece Aslı da yanarak ölmüş. İki sevgilinin külleri kavuşmuş.

Ders çıkışı erkek kardeşimin mektubunu aldım, çok sevindim. Merak etmeye başlamıştım. Yılbaşında birlikte çektirdiğimiz fotografı göndermiş ; güzel çıkmadığımız için yırtmamı istemiş.Hiç yırtar mıyım canım kardeşimle birlikteyiz resimde. Ankara' da gittiğimiz fotoğrafçıyı anımsadım birden.Ne nemrut adamdı o öyle... Bize kuşkulu kuşkulu baktı ...Çok da suratsızdı. Kardeş olduğumuza inanmamış gibi davrandı .Sana ne be adam! Kim olursak olalım ,sen işini doğru yap.Çektiğin resme bak ?! Bir de resmi ortadan kesilecek şekilde ayarlamış ,resmin arkasını da çizgiyle ayırmış. Çok kızdım şimdi, kardeşimle de benzeriz ...Kafasındaki örümceklerden kurtulsa bakacak ve görecek...Bence sen başka iş yap. Çünkü fotograf da bir sanat, estetik ister. Ohhhh rahatladım. Görüyorsun defterim ah demiyorum. Kerem'in başına gelenleri gördük....İyi ama "Sen yanmasan ben yanmasam , nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...." Ne ilgisi var demeyin , fotografçı gibiler için bu şiiri hatırladım Nazım Hikmet'ten...
Şu anda Nilüfer ' in Hatıra Defteri isimli parçası aklıma takıldı. Ne diyordu? Tamam, tamam hatırladım:
"Yine beni benden aldı hatıralar
Yine beni derde saldı hatıralar......'
Ben de hatıralara daldım yine.Ama benimkiler mutluluk veriyor bana. Ailemi; annemi, babamı,ablamı ve canım H.........'imi ve N..........'ımı düşünüyorum.Kim bilir şu an ne yapıyorlardır?
Babam işte, ablam okuldadır. Annem ya güne gitmiştir ya da evdedir .En küçüğümüz H.........'im de ders çalışıyordur sanırım.N........ Ankara'da okuldadır.
Tüm sevdiklerime karşı şu an içim özlemle dolu.Yine de diyorum ki sağ olsunlar da mutlu olsunlar da uzakta olsunlar...
Bursa 'daki arkadaşım Nigül de akdeniz bölgesinde gezideymiş su sıralar.
Bizim yeni yılın ilk günlerinde gezdiğimiz yerleri geziyorlar.Alanya'dan kart göndermiş bugün aldım.

Yarın Doğum Günüm...Sınıf arkadaşlarımı yurda davet ettim birlikte kutlayacağız, bir de oda arkadaşlarımı...Diğer odadakileri çağıramadım, çok kalabalık olunca da bir şeye benzemiyor. E....... ile N....... gizli gizli bir işler çeviriyorlar. Bugün çarşıya gittiler. Ben de geleceğim desem istemezler gitmemi. Hepinizi çok seviyorum. Kendimi çok iyi hissediyorum. Okulu yurdu her şeye rağmen arayacağımı düşünüyorum.

Yemekten bugün çıktık....Yemekler güzel değil, dağıtımda adalet yok... Pahalı bir de...Geçen akşam Mehmet Bey ( yeni yurt müdürü) ile Ş........ Bey (yurdun sahibi) etüt salonunda toplantı düzenlediler. Her odadan bir temsilci seçildi, bizim odadan da ben seçildim. Toplantıya temsilciler katıldı.Aman ne cahil, görgüsüz adam yurt sahibi.Parayla her şeyi satın alacağını sanıyor. Birici sınıflardan bir arkadaş 300 lira yemek parasının pahalı olduğunu söyledi. Gerçekten verilen yemeklere karşın o para fazla...Yurt sahibi şöyle bir kabardı, kasıldı, tüm ihtişamıyla : " Veremeyenler söylesin , ben onların yerine vereyim ." dedi.Benim de tepem attı. Zaten savunma avukatıyım ya ! ..Kimsenin bunu kabul etmeyeceğini, herkesin gururu olduğunu, tavrını beğenmediğimi , zaten yemeklerin de bir şeye benzemediğini ..... Söyledim de söyledim. O anladı mı bilmem ama Mehmet Bey anladı, ne de olsa öğretmen, "Tabii okul bitince ödemek koşuluyla.... " dedi. Yemeklerin düzeleceğini söylediler, bekledik, sözlerinde durmayınca biz de yemekten çıktık.Şimdi yine, kendin pişir kendin ye , yapacağız.
E........ ile N ....... Çarşıdan döndüler ben hala yazıyorum. Bırakayım bari...

0 yorum: