13 Kasım 2007 Salı

SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ

1 MAYIS 1974
SAMSUN

" Söyle sevda içinde türkümüzü,
Aç bembeyaz bir yelken,
Neden herkes güzel olmaz ,
Yaşamak bu kadar güzelken ?

İnsan dallarla, bulutlarla bir
Hep o maviliklerden geçmiştir.
İnsan nasıl ölebilir ,
Yaşamak bu kadar güzelken ?"
Fazıl Hüsnü Dağlarca

EVET GÜNLÜĞÜM .... Bugün I Mayıs... Bahar Bayramı... Aynı zamanda İşçi Bayramı...
Samsun'dayım...Gerçekten de bahara yaraşır bir hava var Samsun'da.
Odada yalnızım. Radyoda Zeki Müren : " Niçin a sevdiğim niçin? Seni sevdim budur suçum... " diye sürdürüyor şarkısını...
Defteri aldığımda ne çok şey vardı yazacak. Şimdi yazmakta zorlanıyorum.
Okuldan bazı sınıflar pikniğe gitti. Galiba "Mal Gölü' ne...Bizim sınıf geziye katılmak istemedi. Yalnız Resim Bölümü hocası B...... Hanım bizi "kısır " yemeğe davet etti. Saat 14.00 ' te oraya gideceğiz. Yurdun arkasında çok güzel bir tepe var, hep birlikte oraya çıkacağız. Buradan öyle güzel görünüyor ki... Sanki yemyeşil bir deniz... Hele hafif bir rüzgarla o çamların yeni gelin gibi salınması! Görmek gerekir. Aynı zamanda tepeden bakınca okulumuz ve deniz olaganüstü güzellikte.Ne o bakıyorum da birden güzellikleri görmeye başladım... Ayrılık yaklaştıkça elimizdeki değerlerin farkına daha çok varıyoruz sanırım. Mayıs, Haziran ... bi şey kalmadı vedalaşmamıza Samsun'la...
Daha fazla yazamayacağım, burada bırakıyorum.
EVET mi HAYIR mı ben de şaşırdım?


3 MAYIS

Hala bulamadılar zavallı adamı! Dünden bu yana aramalar devam ediyor... Şu anda denizde iki kayık aramayı sürdürüyor. İki kişi de mayolu denizin içinde, arıyorlar...Yok... yok... Giden gitti!...Kıyıda bir kadın ve iki çocuk, birbirlerine sığınmış bekleşiyorlar. Umut...Ah umut neredeysen gel...Ceset bulunur mu ki... Bulunsa ne olacak...O zaman umutlar denize düşüp yok olacak...Olsun umut kesilirse belki yaşama bir kıyısından tutunurlar...Nasıl ? Tutunamayanlar öyle çok ki...
Artık denize bakamıyorum, denizi sevmiyorum... Denizden korkuyorum,denize kızıyor muyum ne? Saçmalıyorum galiba , denizin suçu mu bu?
Adam , iki kardeşiyle bu havada denize girmiş. Dün yağmur yağmıştı sabah...Deniz odunları derleyip toplayıp getirmiş uzaklardan...Kıyıya yakın biriktirmiş... Yoksula umut olmuş. Onları toplamak için girmişler denize... Umuda yolculuk yarıda kalmış... Odunlar kenarda bekliyor... Ama gidenler geri dönemeyecekler. İlla o koca kütüğü de almak istemişti, bir hafta yak yak bitmezdi... Sonra yirmi dört yaşında yaşama veda. Geride iki çocuk ve bir eş bırakarak...Acaba bir işi, iş güvencesi olsaydı bu adam denizde boğulur muydu? Acaba sigortası var mı?
Bayramınız kutlu olsun!..

Çok içim sıkılıyor...Eskiden " Para mutluluk getirmez..." diye düşünürken şimdi " Parasız da mutluluk olmuyor..." diye düşünmeye başladım.
Dün akşam iyi ki "Yeşil Gece " romanını okumuşum Reşat Nuri 'nin . Aslı sen anlat diyince hazırlıklıydım...Defterimde de incelemesi vardı. Bu sıra epeyce kitap okudum. " İrlandalı Kız ", "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ", "Çöl "......
Okuldan arkadaş geldi, şimdilik bırakıyorum.

0 yorum: