28 Aralık 2007 Cuma

BABA

28 ARALIK 2007

"Annelik doğuştan, babalık sonradan kazanılır." diye bir söz var, belki duymuşsunuzdur. Bir bakıma doğru diyebiliriz; ancak bir yere kadar.
Bebekle anne arasında fizyolojik bir bağ vardır, dokuz ay birlikte, iç içe yaşarlar , doğru. İlk aylarda annelik sorunları çözmek için yeterlidir. Peki sonra?
Müzeyyen teyzemin anneciğime sık sık söylediği bir sözü ben de hiç unutmadım. "Bacıııı dur hele, büyüsünler ki dertleri de büyüye! "
Doğru söylüyormuş teyzem, bebekler çok çabuk büyüyor; büyüdükçe sorunları da tabii... O zaman, doğuştan geldiği söylenen, annelik gücüyle bunlarla başedebilmek sanıldığı kadar kolay değildir. Anne kendini yetiştirecektir.En azından İhsan Doğramacı'nın, Dr. Skot muydu adı, iyice hatırlayamadığım yazarın kitabının bir bölümünü alıp kendi yazmış gibi yayınladığı " Annenin Kitabı " nı iyice okuması gerekecektir. Ben ezberlemiştim, o kitabı.Çok da yararlanmıştım.
Görüyor musunuz , baba dedim, anneyi anlattım buraya kadar.
Annelik övülerek dövülmüştür bizim toplumda. Babalar burada da işin kolayına kaçmıştır, çoğu zaman... Oysa annelik de babalık da öğrenilen bir durumdur ihmal edilse de. El yordamıyla yapıldığı zaman sorunlu çocuklar yetiştirmiş oluyoruz.
Anadolu Teknik, Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesinde uzun yıllar Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptım. Öğrencilerimin çoğu delikanlıydı. Disiplin Kurullarında çalıştım, yıllarca. Pek çok sorunlu öğrenciyle karşılaştım. Biraz eşeleyince sorunların kökeninde babaları gördüm.Bizlerin fazla sorumluluk vermediğimiz babalarımızı...
Evet anne çok önemli çocuk için, ama baba da en az anne kadar önemli bence. Bazen anneden de fazla...
Baba güven demek, güç demek çocuk için. Yaşama karşı dik durabilmesini sağlayacak bir güç kaynağı. Çocuğu bu duygudan yoksun bırakmaya babaların ne hakkı var? Sadece anne şefkatiyle olmuyor inanın... Yarım kalıyor, eksik kalıyor, yetersiz kalıyor. Anne çaresiz kalıyor... Bu kez çocuğu babayla korkutmalar başlıyor; anneyle çocuk arasında suç ortaklığı başlıyor. "Babana söylerim!" tehditleri ; "Babama söyleme!" yakarışları başlıyor. Zaten yeterince sağlam kurulamayan köprüler hepten yıkılıyor , babayla çocuklar arasında...
"Çocuklarımla arkadaş gibiyiz!" Bu söz çoğumuz için iyi ana- baba olma yoluymuş gibi görünüyor değil mi? Bir zaman ben de öyle düşünüyordum. Ama kızımla bir sohbetimizden sonra bu düşüncemde yanıldığımı anladım. Hayır, çocuklarımızla arkadaş gibi olmamıza gerek yok. Onlar arkadaşlarını kendileri seçebilmeliler. Yeni arkadaşlar edinmeliler. İstemedikleriyle arkadaşlıklarını bitirebilmeliler. Onların arkadaştan önce iyi ana- baba gereksinimleri giderilmelidir. Arkadaş çok, anne baba ise tektir ve çocuk için önceliklidir.
Zaman değişiyor, zamanla birlikte bizler de değişmeliyiz dostlar.Eskiden babalar dışarda, anneler içerde çalışırdı. Çoğu kez aile büyükleri de birlikte yaşardı. Artık anne de dışarda çalışıyor; dolayısıyla babalarımıza daha fazla sorumluluk vermeliyiz. Erkek çocuklarımıza da oyuncak bebekler almalıyız, "Al babası, bebek acıkmış! " demeliyiz belki de...Kızlarımızı nasıl anne olacak şekilde geleceğe hazırlıyorsak oğullarımızı da baba olacak şekilde eğitmeliyiz. İnanın mutlu olacaklardır.
Babam yanımda bu sıra... Onunla birlikte olmak, yaşamı paylaşmak öyle güzel ki... Aslında babamı anlatmak için yola çıktım, neler anlattım.
Bayramda "Beyaz Melek " i izledik eşimle, çok beğendik; izlemeyenlere öneriyorum. Son yıllarda mutluluk parayla ölçülür oldu çoğu zaman, değil, hiç değil... Mutluluk sevgide inanın. İnsanı sevmekle başlıyor her şey...
Yeni Yıl sevgi yılı olsun hepimize... Çocuklarımızı, annemizi, babamızı, ailemizi, varsa ninemizi, dedemizi, arkadaşlarımızı, doğayı, sanatı, insanlığı...
Sevgiyle kalın, insan gibi yaşayın...

0 yorum: