31 Ekim 2007 Çarşamba

DÖNÜŞ

24 ŞUBAT 1973
Aşkımızın, sevgimizin üstünden

Sene geçti, mevsim geçti, ay geçti

Ne birleştik ne ayrıldık

Biz senle.....
Evet A......., senin de dediğin gibi koskoca bir yıl, 365 gün geçti, tanışalı.

Bu uzun süre içinde kaç kez görüşebildik....İki elin parmakları kadar bile değil....Ama mektuplarla buluştuk bir anlamda...

Bu şubat tatilinde ,18 Şubatta birkaç saat konuşabildik. Son kez de 22 Şubatta çok ama çok kısa oldu, hatırlıyorsun değil mi?

Ve yine ayrılıklar,özlemler... Bakalım nereye kadar..
Şubat tatilinden bugün döndüm. Biraz önce senin mektuplarını sırayla okudum.Şimdi uyuyacağım.

30 Ekim 2007 Salı

YARIN BAŞKA BİR GÜNDÜR

29 OCAK 1974



Bugün 29 Ocak, Salı, yurttayım.Önce Ahmet Hamdi Tanpınar' ın Bursa'da Zaman' ını bitirdim . Beş Şehir adlı eserinden. Oh dedim. Ne zamandır elimdeydi.Şindi de Reşat Nuri Güntekin'in "Değirmen " inine başlayacağım fakat başaramadım. Yattım, kalktım , tekrar yattım yine kalktım.Bu yıl yurt odasının pek tadı yok. Oda bir hayli kalabalık. Gülüşmeler, bağırarak konuşmalar, radyonun rahatsız edecek şekilde açılmış sesi....Uyarsam daha kötü olacak. Arkadaşın misafirleri... Hiç saygı kalmamış.Odada uyuyan biri mi var umurlarında değil...Ah o konuşmalar bu kadar bayağı, seviyesiz şeyleri de nerden buluyorlar ki..

İnsan üzülüyor.Bazıları aile baskısından uzaklaşınca iyice şaşırıyor.Biraz da yetişme koşulları galiba..



Neyse onları kendi hallerine bırakıyorum.İyi ki üst ranzadayım. Nerede kalmıştık. Ha.... Evet yarın evime yuvama dönüyorum.Dört ay dile kolay, dört ay oldu görüşmeyeli. Özledim, çok özledim hepsini.

Yarın akşam 21.00 'de M......... ile Ankara'ya gideceğiz. Kardeşimle terminalde buluşacağız. Birlikte gara gideceğiz. Saat 7.15'de kalkan Van Gölü Ekspresine bineceğiz.Ver elini E....... .Kısmetse sabah 6 veya 7'de oradayız.

Ne diyorduk.? Evime aileme kavuşacağım için çok seviçliyim. Fakat isimlendirmek istemediğim sıkıntılarım da var.Sebebi tabii ki O...
Tatil 24 gün... Aynı şehirdeyiz. Görüşmek bir dert, görüşmemek ayrı bir dert .Rahatım huzurum kaçtı.Bakalım ne olacak...Çok tedirginim
6 Şubatta tam bir yıl olacak . Toplam ne kadar görebildik birbirimizi..
Çok karışık bir durumdayım.
Yarın ola hayrola....Yeni ufuklara doğru yarın yelken açacağız.Yarınlar bizim. Yarın başka birgündür......Ne olacağını yaşayıp göreceğiz... Şimdilik elveda sevgili günlüğüm. Dönüşte sana anlatırım ...

KARACAOĞLAN

19 OCAK 1973

Dün gece okulun spor salonunda Karacaoğlan'ı anma gecesi düzenledik.
Çok güzel oldu, çok beğeni topladı.Çok da alkış aldık...Yorgunluklarımıza değdi.F.........., Karacaoğlanı canlandırdı,
ben de GELİNİ...
O şiirlerden birkaç örnek yazmak istiyorum, günlüğüme...
Suya giden allı gelin
Niçin böyle salınırsın
Gelin bir su ver içeyim
Gelin kimin gelinisin

Su değildir senin derdin
Görmek ise yeter gördün
Oğlan burda çokca durdun
Ağam gelir dövülürsün

Dövülürsem dövüleyim
Sövülürsem sövüleyim
Gelin sana kul olayım
Ölürüm kanlım olursun

Yaylalara göçmedin mi
Soğuk sular içmedin mi
Güzel görüp geçmedin mi
Beni görüp delirirsin

Türlü yaylayı görünce
Soğuk suları içince
Kocayıp vaktin geçince
Taşlar alır dövünürsün

Evlerinin önü solgan
Ağamı görünce korkan
Telli perçemlisin oğlan
Ne dedim ki darılırsın

Karac'oğlan sana vurgun
Döşlerin almadan dolgun
Sevindirdin beni bugün
İnşallah cennet görürsün.

KORO Türkülerimizin de birer dörtlüğünü yazayım:

"Gurbette ömrüm geçecek
Bir daracık yerim de yok
Oturup derdim dökecek
Bir münasip yarim de yok."
**************

"Kadir Mevlam senden bir dileğim var

Muhannes kuluna muhtaç eyleme

Cennet-i alayı nasip et bana

Sırat köprüsünden yolum bağlama"

***********

"Ela gözlerini sevdiğim dilber

Ben güzel görmedim senden ziyade

Bilmem huri misin göklerden inen

Bugün güzelliğin dünden ziyade "

************

"Gel gönül gurbete gitme

Ya gelinir ya gelinmez

Her güzele meyil verme

Ya sevilir ya sevilmez"

********

"Güzel ne güzel olmuşsun

Görülmeyi görülmeyi

Siyah zülfün halkalanmış

Örülmeyi örülmeyi."

YENİ YIL - 1974- AKDENİZ

12 OCAK 1974


Evet.....Bir yılı daha geride bıraktık. Düşünüyorum da neler değişmedi geçen yılla birlikte.

Beni hem mutlu eden bir o kadar da üzülmeme sebep olan Ayşe sensin..

Radyoda "Madem küstün, dargındın niye geldin ağladın; rıhtımda boynu bükük bana mendil salladın..." diyerek sitem ediyor sevdiğine sanatçı.

Ayşe ile tanışalı 6 Şubatta bir yıl olacak.Gittiğimde onunla belki de hiç görüşmeyeceğiz.İyice yalpalamaya başladım. Bir gün öyle bir gün şöyle diyorum onunla ilgili kendime.Bazen mektup yazıp her şeyi bitirmek istiyorum. Bir yandan da sabırsızlıkla mektubunu bekliyorum.Kendimi tanıyamaz oldum. Bu hal pek normal değil ama hadi hayırlısı. En iyisi zamana bırakmak...Zaman en iyi ilaçmış...

1974 Yılına çok hareketli girdim.Saat tam 24 'te otobüsteydik.

Akdeniz gezisine çıkmıştık...31 Aralık 1973'te Samsun'dan hareket ettik.Adana, Mersin,Silifke,Anamur,Alanya, Antalya ve son olarak da Isparta... Gezdiğimiz yerler.

Antalya'da Sevgili Fatoş ve arkadaşı Apo bizi karşıladı.Sayelerinde çok güzel gezdik.Teşekkürler Fatoş. Seni çok seviyorum.

Daha sonra 4 Ocakta İsparta'ya güller diyarına geldik.Geldik ama bizi güllerle karşılayan olmadı. Otobüsten inerken bu kadar genç kızı bir arada gören gençlerin attığı , adını şimdi hatırlayamadığım,ama acısını bacağımda hala hissettiğim sapan gibi bir şeyle tenimize batan tellerle karşılandık.( civ mi ne atılan)

İsparta'ya Eski Türk Edebiyatı hocamızı ziyarete gedik.Hocamız bizden ayrıldı, tayini buraya çıkmış. Bizleri çok güzel ağırladı.İnanılacak gibi değil ama onu özlemişim, ayrılırken hüzünlendim bile diyebilirim.Şu insanları anlamak galiba uzmanların işi, ben kendimi çözemedim daha...Belki de alıştıklarımızı arıyoruz bazen.

Daha sonra Ankara'ya geldik.Arkadaşlar saat 24'te Samsun'a hareket ettiler.Ben Ankara'da teyzemlerde kaldım.Ocağın yedisinde kardeşimle gezdik.Sinemaya gittik.Birlikte resim çektirdik.7 Ocak saat 16.00 'da Samsun'a hareket ettim.O geceyi okulda geçirdim.Ertesi gün derse girdik.Böylece monotun yaşantımıza kaldığımız yerden başlamış olduk.

Şubat tatiline de bir şey kalmadı.Ailemi çok özledim. Hepsini çok seviyorum. Yeni Yıl mutluluk getirsin herkese....

II . ADAM- İNÖNÜ

28 ARALIK 1973

İNÖNÜ'YÜ KAYBETTİK
Devletimizin kurucularından ,Atatürk'ün silah arkadaşı, milli kahraman
eski Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'yü 25 Aralık 1973 tarihinde kaybettik...Geçirdiği kalp krizini yenemeyerek aramızdan ayrıldı.
Milli Mücadele kahramanı, eski Cumhurbaşkanı , Tabii Senatör İsmet İnönü bugün büyük bir törenle Anıt Kabir' de Atatürk 'ün yattığı yerin tam karşısında sütunlu bölümde toprağa verildi.
Bugün saat 9.30 sıraları okulumuz spor salonunda biz de anma toplantısı düzenledik. Gün boyu radyodan, Ankara' da yapılan törenin ayrıntıları dinlettirildi bizlere.

İnönü , 24 Eylül 1884 tarihinde İzmir'de doğmuş.Babası Malatyalı Hacı Reşit Bey, annesi Müderris Hasan Efendinin kızı Cevriye Temelli'dir.İnönü' nün göbek adı Mustafa imiş.

1900' de ORDUDA
1923'te BAŞBAKAN
1938' de CUMHURBAŞKANI
1950'de MUHALEFET
1972'de CHP'den KOPUŞ
1973.......

Tarihimizin bir altın yaprağı çevrilip kapandı. Bir anıt insanı toprağa verdik.Biliyorduk yaşlıydı, hastaydı, o cılız vücut o muazzam beyni güçlükle taşıyordu.Yine de ölümünü düşünemiyorduk. Devletimizin bir güvencesiydi.Dünyaya da bir ışıktı.
Tesellimiz O'nun gittikçe daha iyi anlaşılacağı ve anlaşıldıkça daha fazla sevileceğidir.....

" BİR ÖLÜNÜN ARDINDAN

Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam:
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerdeyim....."
(Cahit Sıtkı )

KAYIPLARIMIZ

13 ARALIK1973

1973'ün Edebiyat Cenazeleri gittikçe çoğalıyor.
Sabahattin Eyüboğlu, Kemal Tahir, Tahir Alango, Selahattin Batu, Fikret Adil, Şükufe Nihal, Halikarnas Balıkçısı diye düşünürken Faruk Nafiz Çamlıbel'i de kaybettik.
" Ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım
Tekrar o alev gömleği giymiş gibi yandım. "
VE
Han Duvarları' dan:

" On yıl var ayrıyım Kına Dağı' ndan
Baba ocağından , yar kucağından
Bir çiçek dermeden sevgi bağından
Huduttan hududa atılmışım ben

Gönlümü çekse de yarin hayali
Aşmaya kudretim yetmez cibali
Yolcuyum, bir kuru yaprak misali
Rüzgarın önüne katılmışım ben

Garibim namıma Kerem diyorlar
Aslımı el almış, haram diyorlar
Hastayım derdime verem diyorlar
Maraşlı Şeyhoğlu Satılmışım ben

Arabamız tutarken Erciyes'in yolınu :
"Hancı, dedim , bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu? "
Gözleri uzun uzun burkulu kaldı bende ;
Dedi :
_ Hana sağ indi , ölü çıktı geçende !

Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti,
Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti....

Evet bir yıldız daha kayıp gitti aramızdan...Ama eserleriyle yaşayacak sonsuza değin , diğerleri gibi....
Sınıf arkadaşım sevgili N..........Kasım ayı başlarında ona mektup yazmayı planlıyordu. Olanak bulursak ziyaretine de gitmek istiyorduk. Olmadı...
8 Kasım 1973' te aramızdan ayrıldı...Yazık.

AYIP BU YAPTIĞIM

12 ARALIK 1973

Bugün oldukça canım sıkılıyor.Biraz önce çarşıdan geldik. M......yatakhaneye gitti. Çamaşır yıkayacakmış. Ben de yurda geldim. Şimdi yatağımın üzerinde bu satırları karalıyorum.
Odada yalnızım. Radyoda İngilizce dil dersi var. Birazdan roman okuyacağım.

A............'e mektup yazsam iyi olurdu ya biraz daha bekleyeyim bakalım nasıl olacak. Mektubunu yazalı bugün tam 20. gün oldu. Hala cevabını yazmadım. Amacım onu denemek. Pek iyi etmedim ama mademki bekledim bir iki gün daha bekleyeyim. Acaba ne düşünüyor? Çok kararsızım. Her şeye bu sıra çok üzülüyorum. Hayırlısı artık.

Tez olarak Dadaloğlu' nu aldım. Halk Edebiyatı dersinden. Henüz başlayamadım...

"ULUSUN TÜRKÜSÜ"

" Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım. "

Saat: 21.15

Şu anda yatağımda oturuyorum. radyoda bu parça çalıyor... Bir yandan şarkıyı dinlerken bir yandan da " Ulusun Türküsü " isimli yapıtı incelemeye çalışıyorum. Bugün Zafer Sinemasında oyunu izledim.Çok da beğendim. İlgiyle izledim. Savunulan düşünceler bana göre doğru ve güzel. Fakat beğenmediğim yönleri de oldu. Tiyatro çıkışında kitap olarak şatışa çıkardıklarını görünce kitabı da aldım. Okudum...

Evet kitap bilime önem veriyor. Çok iyi. Biz de bilimi savunuyoruz. En gerçek yol gösterici bilimdir, diyoruz Atamız gibi. Bunun yanında gelenek , göreneklerimiz; manevi değerlerimize de saygılı olmalıyız. On ları da hepten yok sayamayız ki...

Bir evlat ne kadar başarılı olursa olsun evlattır. Babası da baba...

Eserde oğlu odaya girince babası ayağa kalkıyor ve:
" Baba olmak başka , genç olmak başka... Biz bilime ayağa kalkarız, senin bilimin bizden öte olduğundan ayağa kalkarız; baban olduğumuz için bundan kıvanç duyarız..." diyor. Bilimin önemini vurgulamak istemiş ama beni rahatsız etti.

Bugünler A.........'i sık sık düşünmek istiyorum. Her seferinde büyük bir yorgunluk, karamsarlık kaplıyor her yanımı...Bilmem neden zaman zaman pişmanlık duyuyorum. Kuşkulanıyorum. Kesin olarak inansaydım belki böyle olmazdı. Kim bilir? Acaba gerçekten seviyor muyum onu? Bu düşünce zaman zaman aklıma takılıyor. Mektubu gelirse belki düzelir. Daha bir hafta var mektubun gelmesine...Ya o ne düşünüyor şu anda?

KASIM 1973

EYVAH

21 EKİM 1973

Bu sabah uyanır uyanmaz ablamın mektubu geldi aklıma...Yataktan kalkmak istemedim.Çok üzgünüm.

Ahh ablacığım böyle bir şeyi hiç beklemiyordum. En azından bu şekilde öğrenmenizi...

Dün ablamın mektubu geldi. Her zamanki gibi sevinçle açtım.İçinden bir mektup daha çıkmaz mı? İkinci mektup Ü......'mdendi. Çok sevindim.

Samsun'a gelir gelmez hemen ona mektup yazmıştım, çünkü daha önce yazdığım mektubun cevabını alamamıştım. Babası hastaydı. Çok merak ediyordum durumunu. Meğer o yazdığı mektubu E.........' a göndermiş. Mektup ben ayrıldıktan sonra oraya gitmiş. Erkek kardeşim de yeni bir zarfa koyup göndermek için açmış zarfı...Babasının hastalığını o da merak ettiği için mektuba bakmak istemiş....İşte bütün kıyamette ondan sonra kopmuş...."Kim bu Ayşe ? "diye tutturmuş... Ablam ikna etmeye çalışmış ,arkadaşlarıdır, şakalaşıyorlardır , diye ama pek yararı olmamış.

Ah ablacığım, inan ben de çok üzüldüm. Sizleri üzdüğüm için üzüldüm. Böyle bir şeye ben sebep olduğum için üzüldüm. Özür dilerim. Ü........... de bilse ne çok üzülür.

29 Ekim 2007 Pazartesi

YENİ GÜNLÜĞÜM

19 EKİM 1973
Yitip gitmede olan günlerin ardından bir an durup geçmiş anılara , ılık ılık yaşantıların yer ettiği yerlere bakıvermek az şey değildir saanırım.

Bu düşünce ile öğrenim hayatımın son yılında böyle bir defter tutmaya karar verdim. Ne denli başarılı ve yararlı olacağını zaman gösterecek. Dileğim bunun olumlu bir yönde gelişmesi ve yıllar sonra bu defteri açtığımda tüm rüyalarımın gerçekleştiğini görmek.... Kim bilir ilerde bir roman yazarım ve kaynağı da bu defter olur.

"Ama zaman , bu tereddütlerin, bu şüphelerin üstünden durmaksızın akıp gidiyordu. Yıllar bir selin dalgaları gibi birbirini kovalayarak, birbiri ardı sıra inip çıkarak ve kıyılarda ne bulursa alıp sürükleyerek başdöndürücü bir hızla, bilinmeyen bir yere doğru atılıyordu.

Bilinmeyen bir yere... Baş döndürücü bir hızla..."

( Yakup Kadri Karaosmanoğlu_ Ankara )


Bugün Ekim ayının on dokuzuncu günü... Sınıftayım. Hocamız kürsüde ders anlatıyor ama hiç dinlemeye niyetim yok... Arkadaşlar not tutuyor ,onlardan alırım sonra. Sıram sınıfın en arkasında, pencere kenerında.Dışarıyı rahatça görebiliyorum.Kulağıma rüzgarın uğultusu geliyor.Denizin küçük bir bölümünü görebiliyorum oturduğum yerden. Dalgalı..Beyaz köpükler oluşturmuş. Saat 11.30. Uzaktan ezan sesi buraya ulaşıyor. Eski Türk Edebiyatı Hocası olsaydı susar, dersi bırakır , ezanın bitmesini beklerdi...Karnım da acıktı. Neyse şurada ramazanın bitmesine de bir şey kalmadı. Bugün üçüncü hafta oluyor. Şöyle böyle bir hafta kaldı bayrama. Hiç olmazsa bayramda evimde olmayı çok isterdim.

Düşünüyorum da bu Samsun'daki üçüncü yılım..İki yıl nasıl geçti bilemiyorum. Bir yığın acı tatlı anı... Ben tatlılarını hatırlamak istiyorum...

Bu yıl Cumhuriyetin kuruluşunun 50. yılı.. Çok büyük hazırlıklar yapıldı.Ben de bu yılda bir roman yazmak isterdim ama nerde? Ben kim ,roman yazmak kim? Tatilde yazmaya yeltendim de bir şeye benzemedi. Öylece duruyor.

Bu yıl Türkçe Öğretmeni olacağım. Daha 20 yaşındayım. Roman yazmayı çok istiyorum. Ama bu yıl beni yoğun bir çalışma bekliyor. Kendimi öğretmenliğe hazırlamam gerekiyor. Diğer taraftan tez çalışmalarım da var.Henüz hangi konuyu seçeceğimi belirleyemedim.Artık bayramda bakarım. Çoğu konu önceden seçilmiş. Bu yılın sonuna kadar bitirmem gerekiyor. Sınavlardan önce teslim etmemiz gerekiyor.

Dün şehre inmiştim. Bayram için kartpostal aldım. A......... için alırken özellikle çok dikkat ettim. Zil çaldı, öğlen tatili ama oruçlu olduğum için yurda gitmeyeceğim. Yakup Kadri' nin Yaban romanını okuyacağım.

On dakikadır okumaya çalışıyorum ama boşuna. Her satırda sanki A.....yazılı. Bir an için aklımdan çıkmıyor. Artık kesin olarak biliyorum, onu çok sevdiğimi.Fena tutulmuşum. Şubat tatilinde tanışmıştık.Bir anda aşık olmuştuk. O andan sonra sık sık şüpheye düşüyordum. Ya yanılıyorsam, ya gerçekten sevmiyorsam, bu kadar kısa sürede aşık mı olunurmuş diye... Haksız da sayılmazdım hani!

Çok ani oldu...Hiç beklemediğim bir anda onunla karşılaştık. Ancak iki kez konuştuk, üç sefer de birbirimizi uzaktan gördük. Tatil bitti ve ben okula döndüm... Hepsi hepsi bu kadar. Ama ilk kez böyle bir duyguyla tanışıyordum.Pek çok kez teKlifler olmuştu. Burada ortam çok uygundu, ama değil arkadaşlığı kabul etmek , aklımın ucundan bile geçirmiyordum!

Şairin biri ilk sevgi için: "Geçse de hayatın en güzel çağı , başkadır ilk sevgi ilk göz ağrısı..." demiş. Gerçekten öyle... Bu konuda daha pek çok kişi pek çok şey söylemiş. Boşuna mı?

Şu anda A..........ile ilk karşılaşmamız geldi aklıma....

CUMHURİYETİMİZ 84 YAŞINDA

29 EKİM 2007
"GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER..."

Ey Türk Gençliği!

Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuza kadar korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin tek temeli budur. Bu temel senin en değerli hazinendir.

Gelecek de dahi seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır.

Bir gün gelecek ve bağımsızlığını savunmak zorunda kalırsan göreve başlamak için içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin.

Bu olanak ve koşullar hiç de uygun olmayabilir.

Gelecek ve bağımsızlğını yok etmek isteyecek düşmanlar , bütün dünyada örneği görülmemiş bir yenginin temsilcileri olabilirler.

Zorla ve hileyle aziz vatanın bütün kaleleri ele geçirilmiş, bütün gemi yapım yerlerine girilmiş , bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi doğrudan doğruya ele geçirilmiş olabilir.

Bütün bu koşullardan daha acı ve daha tehlikeli olmak üzere memleketin içinde yönetime sahip olanlar, gaflet( aymazlık) ve dalalet ( doğru yoldan ayrılma) ve hatta hıyanet (vatan hainliği) içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri kişisel çıkarlarını, düşmanlarımızın siyasi emelleriyle birleştirebilirler.

Millet yoksulluk ve sıkıntı içine düşürülmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin evladı ! İşte , bu durum ve koşullarda bile görevin ; Türk Bağımsızlığını ve Cumhuriyetini KURTARMAKTIR.!

Muhtaç olduğun güç damarlarındaki soylu kanda bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk

................


Vatan toprakları işgal altındaydı...Düşmanlarımız orduları ve donanmalarıyla topraklarımızı dört bir yandan kuşatmıştı. Halkımız, savaş yorgunluğu ve tükenmişliği içindeydi. Osmanlı Devleti , çoktan kendini yabancılara teslim etmişti.Padişah ve hükümet işgal güçlerinin buyruğu altındaydı.Bu duruma direnenlerin elinde ne silah, ne cephane,ne de aralarında inanç ve amaç birliği vardı.

İşte bu koşullar altında, Büyük Önder,Yiğit Asker Mustafa Kemal Atatürk ,İstanbul önlerine demirlemiş olan , yabancıların savaş gemilerini göstererek ,"GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER ! "demiştir.

Bugün Atatürk' ün ilke ve devrimleri , iç ve dış düşmanların tehdidi altındadır. Serv anlaşmasının maddelerine döndürülmek isteniyoruz. Yeni haritalar ortalıkta dolaştırılıyor. BOP ve GOP diye vurgulanan geniş kapsamlı öngörüler dile getiriliyor.

BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi), "11 Eylül Komisyonu " nun hazırladığı GOP ( Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ) ile birlikte ele alındığında Türkiye'ye "Ilımlı İslam Devleti "rolünün biçilmesinin nedenleri daha iyi anlaşılabilir.Ortak yürüyüş hedefleniyor.

Şimdiye dek bu ortak yürüyüşte görülen aksamalar biliniyor; Meşhur "Tezkere olayı ", Hamas' a yaklaşma girişimi, son olarak Tahran'la işbirliği girişimi, ABD de kuşku yaratsa da, Ilımlı İslam Devleti' ne doğru yürüyüş demokratik görünüş altında sürüyor.

" Tehlikenin Farkındayız."

  • Amerikan Temsilciler Meclisi' nde sözde Ermeni soykırımına ilişkin kararın çıkma olasılığı;
  • PKK' nin hemen genel seçim sonrasında yükselen terör eylemleri.
  • Amerikan işgali ve koruması altındaki Kuzey Irak'ın , Türkiye için tam bir tehlike ve tehdit oluşturması,
  • PKK'nin son haftalardaki üst üste saldırıları ve cinayetleriyle birlikte Meclis' teki DTP'nin etnikçi teröristlere sahip çıkan tutumu;
  • Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK'ye karşı hareket olanaklarının uzun süredir kısıtlanmış olması.....

Bunlar ve başkaları...Evet Tehlikenin farkındayız..Türk halkı da yavaş yavaş da olsa , biraz geç de olsa tehlikeyi farketmeye başladı. Tüm kentlerde tepkiler meydanlara taşındı. Bayrak bayrak yollara dizildi.Kurduğun Türkiye Cumhuriyeti öyle sağlam temeller üzerine oturtulmuş ki içten ve dıştan bu kadar zorlanmasına karşın dimdik ayakta. Bugün Cumhuriyetimizin 84. yılını kutluyoruz. Coşkuyla kutluyoruz; teröre kurban verdiğimiz evlatlarımızın acısını yüreğimizin derinliklerinde taşıyarak kutluyoruz...

Herkes bilmeli , sağır sultanlar duymalı:

" Ne senden geçeriz ATAM; ne senin ESERİNDEN..."

Aysema

22 Ekim 2007 Pazartesi

AYRILIK OLMASAYDI


"
Ölüm Allahın emri
Ayrılık olmasaydı
"
Son sayfalardayım. Ne yazayım diye düşünürken Ü....... son sayfalarıma yazmak istediğini söyledi.Kendi günlüğünü de bana uzattı yazmam için. Elveda günlüğüm.....Seni Ü........ ile baş başa bırakıyorum.Korkma emin ellerdesin.Her şey için TEŞEKKÜRLER SEVGİLİ GÜNLÜĞÜM..



"
28 HAZİRAN 1973
Canım N......'im,
Saat:23.15. Yurttayım.Okuldan henüz gelmiştik.Bazı ufak tefek işleri gördükten sonra yatağıma girdim.İş olsun diye Batı Edebiyatı defterini de önüme koydum, sözüm ona ders çalışacaktım.Başlamadan önce biraz Ayşeyle bakışalım dedim.(Ayşe'nin ne anlama geldiğini biliyorsun,ikimiz de Ayşelerimizi çok seviyoruz, değil mi? ) Tam o sırada da senden defterini istedim. Yooo... defterin bakışmamıza engel olmuyor. İkinizi de bir arada idare ediyorum. Ailem,Ayşe, Necla kadrosunda sen de yer almış durumda olduğuna göre......Evet N......'im, bu sözümde en ufak bir mübalağa yoktur.Tüm samimiyetimle söylediğime inanmanı isterim.Bunlar, çok sevdiğim, benim için değerleri her şeyin üstünde olan varlıklar.
Fakat öyle zannediyorum ki bu düşünceme ne seni ne de Ayşe'yi tam olarak inandırabildim.Bazı davranış ve sözlerinizle zaman zaman bende , inanmadığınız şüphesini uyandırdınız.
Bu şüphelerinizde Ayşe'ye biraz daha fazla hak veriyorum.Ama sana fazla değil.. Yanlış anlama N......, ben suçsuzum demiyorum. Muhakkak hatanın bir kısmı belki de çoğu bende ki, bunu bir cümle ile ifade edebilirim: Ben sevgisini gösteremeyen bir arkadaşınım.İçimden geçenleri olduğu gibi dışa yansıtamam.Çoğu içimde kalır.İşte bu nedenle sen ve Ayşe zaman zaman bana inanmadınız.Ama sen Ayşe hakkında hislerimi biliyorsun.Aynı şeyi kendi açından da düşünürsen bana hak verirsin.
Böyle bir konuyla giriş yapmak istemezdim.Hep Ayşe'nin yüzünden , onun resmi sebep oldu.
Evet N........'im, nihayet beklediğimiz gün geldi sayılır. İki senelik beraberliğimiz iki gün sonra bitecek. Beraberliğimiz diyorum.Yani şu her an beraber oluşumuz.Yoksa arkadaşlığımız aynı şekilde, belki de eskisinden daha kuvvetli bir şekilde devam edecek. Bu muhakkak.
Artık eskisi gibi, bir an önce gitsek, diyemiyorum.Gitme lafı olunca içimde bir eziklik hissediyorum.Ayrılmak zor olacak, hem de çok zor olacak benim için.Sen açıkgözlük edip benden önce gidiyorsun.
Şu anda çok üzüldüm.Sen ağlıyordun.Bunun sebebini tahmin etmek zor değil. Çünkü aynı duygular içinde olan ben de aynı şeylerin tesiriyle ağlamamak için kendimle mücadele ediyorum yazmaya başladığımdan bu yana.Neyse bunu geçelim,kaldığımız yerden devam edelim.

İki sene sürdü arkadaşlığımız. Arkadaşlık kelimesi biraz basit geliyor bana, kardeşliğimiz, hatta ondan da ayrı bir şeydi bizim aramızdaki bağ.Birbirimizle çok iyi anlaştık, çok iyi anladık birbirimizi. Bunun yanında birbirimize kırıldık da tabii, ufak tefek kırgınlıklarımız oldu. Bunlar da tuzu biberiydi.Yalnız şunu söyleyeyim, her kırgınlığımızın sonunda seni daha çok sevdiğimi anladım.Aslında belli bir şeyden veya bir münakaşa nedeniyle kırılmadık pek birbirimize.Bunların tek nedeni ikimizin de çok alıngan oluşumuzdu.En ufak bir şeyden alınmamız. Ben alıngan olduğumu ve bunun neden olduğunu kabul ediyorum.Sanırım sen de edersin.

Amma uzadı bu kırgınlık bahsi de diymi? Böyle ufak tefek şeylerin sarsamayacağı kadar büyük bağlılığımız.( Kendim için düşündüklerimi senin için de aynen düşündüğümden böyle kesin konuşuyorum.) O halde ne lüzumu var bunlar üzerinde durmaya. Daha iç açıcı şeylerden bahsedelim. Yalnız bu konuyla ilgili olarak şunu da söylemek isterim.İlerde ben seni düşününce eminim bu kırgınlıkları düşünmeyeceğim.Hep , beraber geçirdiğimiz güzel günleri hatırlayacağım.

İç açıcı şeylerden bahsedelim dedim ama yanımda Ayşe var ya, bırakmıyor ki, arada ona da bakıyorum ya.Her bakışımda neden yazmıyor,sorusu şekilleniyor zihnimde.Aslında bu soru her yerde benimle beraber şu son bir ay içinde. Ama resmi karşımda olunca da bir başka oluyor.Sakın sen de onun gibi yapma olur mu?

Şu anda gözümün önünden seninle yurtta ilk karşılaşmamızdan itibaren beraberlığimiz sırayla geçti. Bazıları daha fazla durdu önümde. Bunlardan birini sana da nakledeyim mi?
Bu sene başındaydı.R..........'den henüz gelmiş, arabadan inmiştim.Gayet üzgün ve süzgün çıkıyordum yokuşu.Zira N........'im yoktu yurtta.Çok fena olmuştum o an .İşte sen tam o sırada koşa koşa bana geliyordun. Çok şaşırmıştım.Herhalde düşüne düşüne düşündüğümün hayalini görmeye başladım zannetmiştim. Bir türlü inanamıyordum. İyice inandıktan sonra duyduğum sevinci, mutluluğu burada ifade edemem. Unutamayacağım sayılı mutlu anlarımdan birisiydi o .Sen buradan naklini aldırmaktan vazgeçmiştin. İşte karşımdaydın.Temennim seninle yine öyle bir süprizle karşılaşmak. Mesela benim tayin olduğum yere senin de gelmen diymi?

Biliyor musun N.........'im , benim problemlerimden birisi de senin seneye burada yalnız kalman.Ben senin D...........'a naklini aldığını öğrendiğim zamandan , bunun acısını çok iyi bilirim.Buna bir türlü bir çare bulamadım kendim.Hatta Ayşe'nin bana yaptığını yapmayı da bir an düşündüm ama onun acısını bildiğim; bu acının ayrılık acısından daha büyük olduğunu bildiğim için tatbik etmeyi düşünmedim. Başkalarının fikirlerini de aldım bu konuda.Fakat bu fikirler beni sadece güldürdü.Örneğin Ş.......... : " F....... , E.....var, yalnız değil yurtta. " dedi. Fakat yine Ayşe' nin fikirlerinde fayda var dedim.Onun bana geçen sene yaptığını ( bu sene diyemiyorum ) yaparak yani sık sık mektup yazarak buna ilaveten de imkan buldukça ziyaretine gelmek suretiyle nisbeten yalnızlığını, daha doğrusu benim yokluğumu gidermeye çalışacağım.Tabii aynı durum benim için de mevcut.Umarım sen de benim bulduğum yolları bulmuşundur.Eğer bunları hatırlamadıysan hatırlatmış olayım.

Saat 24.20 olmuş.Hiç uykum yok. Herhalde yazsam bir kitap yazabilirim.Odada herkes uyuyor.Sen de benim defterime yazmakla iştiğal ediyorsun.

Sana bir konuda bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum. Tabii bu da senin tanıdığın Ayşe hakkında.Özellikle şunu söyleyeyim. Arada bir hani yazmayacağım diye kararlar veriyorsun ya, ilerde şartlar aynı olursa, olağanüstü bir durum olmazsa sakın N...........'im, bu kararını yine vermeye kalkma.Onun seni, senin onu sevdiğinden çok sevdiğini tahmin edebiliyorum.Onunla karşılaşınca bu açıdan bakarak onu biraz daha yakından tanımaya çalış ve biraz daha gururundan fedakarlık yapmaya çalış olur mu? Aşkın olduğu yerde gurur olmaz N........'im.Basmakalıp bir söz gibi gelir bu söz sana belki ama çok doğru inan....

Son sayfa da bitiyor.Dediğim gibi yazsam çok daha yazarım ama kessem iyi olacak.Mektuplarımda yazacak şey kalmayacak.
Satırlarımın başında söylediğimi sonunda da tekrarlayacağım.Sen benim için çok değerli olan ailem Ayşe , Necla' nın yanındasın.Dördünüz benim için her şeyden önce gelir ve bu her zaman da böyle olacak.
Tatlı N.......'im gönlünce, arzuladığın mutluluğa ulaşmanı tüm kalbimle dilerken yanaklarından öperim..........
Ü...........Z....

MEMNUNİYET

6 NİSAN 1973
"
Benden zarar gelmez
Kovanındaki arıya
Yuvasındaki kuşa;
Ben kendi halimde yaşarım
Şapkamın altında.
Sebepsiz gülüşüm caddelerde
Memnuniyetimden;
Ve bu çılgınlık delicesine
İçimden geliyor.
Dilsiz değilim susamam
Öyle ölüler gibi
Bu güzel dünyanın ortasında.
"
( Rüştü Onur )

Bugün Benim Doğum Günüm...

Sabah 5.30 'da uyandım.Okula gitmek için hazırlandım.Erken gidip Eğitim Sosyolojisi 'ne çalışacaktım.Yazılımız vardı. Bir de ne göreyim..!
Oda arkadaşlarım Ü........, F........, B........., P........, S........... bana hediye olarak yeşil bir tişort almışlar. Çok memnun oldum.
Akşam A.........'e ve ablama mektup yazmıştım, onları posta kutusuna attım. Eğitim Sostolojisi çalıştım. Eğitim Pisikolojisine de şöyle bir göz gezdirdim.
Bugün güzel bir gün geçirdim. Bilhassa öğleden sonra N..........Hanımın dersinde...Hoca bir görüşte aşık olunacağını söyledi.Tabii ona göre kişisel aşk önemli değil. Kişiyi, ilahi aşka götürecek bir köprü....
A....... 'in mektubunu yazarken biraz soğuk davrandım. Bakalım ne yazacak. Bundan sonra öyle yazmamaya karar verdim. Seviyorum onu.

Defterim bitiyor artık.Önemli olanları yazacağım. A......... mektubunda : Elbet bir gün buluşacağız, demiş. Mutluyum.

27 Nisan
Ondan mektup beklerken bir de ne göreyim? Doğum günüm için "Kelebek" romanını göndermiş.! İsmini de zarfın üstüne yazmış. Alınca ne yapacağımı bilemedim. Doğum günümden bir hafta sonra elime geçti.Bir gün sonra da mektubu geldi.

UYGULAMALAR

18 MART 1973

Yarın uygulamalar başlıyor...İlk dersi Mithat Paşa Kız Lisesinde dinleyeceğim.Öğretmenlik yaklaşıyor. Çok mutluyum.Ve ilk dinleyeceğim dersi Ü........ anlatacak. Biraz önce denemesini yaptık. o anlattı ,ben dinledim.

21 Mart
Üç gündür uygulamalara gidiyoruz.İlk gün Mithat Paşa Kız Lisesinde; ikinci gün Atatürk Ortaokulunda; üçüncü gün de Namık Kemal Ortaokulunda ders dinledim.Seneye de biz ders anlatacağız.
Bugün sinemaya gittik.Dönüş ve Zeyno oynuyordu. Fena değildi.

Şu anda A...........'i düşünüyorum.Öbür odadan gelen radyonun sesini dinliyorum..".Elbet bir gün kavuşacağız; bu böyle yarım kalmayacak.İkimizin de saçları ak, öylece durup bakışacağız. Belki bir deniz kenarında el ele maziyi konuşacağız.Benim içimde yanan bir alev. Sevgilim ne zaman buluşacağız..."
Mektubu ne zaman gelecek? İnşallah fazla gecikmez...


25 Mart

Yirmi üç mart günü A.........'in ikinci mektubunu aldım. Daha geç geleceğini sandığım için çok çok sevindim. E...........ile Dilbilgisi çalışıyorduk.Ü....... de oturuyordu. Mektubu alınca E........yanımızda olduğu için pek okuyamadım.Hadi derse devam , diyip duruyordu.Zaten mektubun renginden kuşkulanmıştı. Çaresiz başladık çalışmaya ama bende dikkat sıfır...Tam o sırada dinlediğimiz derslerle ilgili kritiğin saati erkene alındı , haberi geldi de E........'den kurtuldum.
Salonun arkasına geçtim, rahat rahat okudum mektubumu. Aynı gün cevabını yazdım.

BEKLEYİŞ

21 ŞUBAT 1973
İşte böylece bir gün daha geçti. Dün geldim, hazırlandım. Bu sabah 8.30'da kalktım.P.....geldi,biraz onunla konuştuk.Öğleden sonra F....ile Y.....Abilere gittik.Resimleri verdim. Bir saat kadar oturduk.

Ya onların teklifini kabul etseydim! Sözümden de dönemezdim.Hiç sevmediğim bir kişiyle evlenecektim.Şimdi galiba seviyorum A......'i. Aşık mı oldum?
Ü.......... geldi...Şu anda yerleşiyor. Büyük bir merakla anlatacaklarımı bekliyor. F.........'de ranzada sözde ders çalışıyor. Ben de A.........'den gelecek mektubu bekliyorum sabırsızlıkla...Acaba ne yazacak?


2 MART 1973
Bugün tam on iki gün oldu geleli.Hala ondan bir haber yok.Çok üzülüyorum.En çok da aldatılmış olmam, aptal yerine konmam beni bitiriyor.
Niçin sanki onu gördüm, o kadar sevmeme gerek var mıydı?Unuttu mu?Yok canım, olur mu öyle şey...Olmaz mı, hiç olmuyor mu?


14 MART 1973
Biraz önce okulun revirinden geldik.
Bu arada o kadar olay yaşandı ki anlatmaya hangisinden başlayacağımı bilemiyorum.En iyisi önem sırasına göre anlatayım:

12 Mart günü sabah postasında A........'den mektup aldım.Nasıl okuyacağımı bilemedim.O anda yazılıdan çıkmıştık, pek de iyi geçmemişti.Mektup her şeyi unutturdu bana.Artık umudumu yitirmiştim.Yazmayacak işte diyordum. Derken geldi. Çıldırdım sevinçten.Derslerin nasıl geçtiğini anlayamadım.Öğleden sonra oturup ilk mektubumu yazdım hemen. Gece on birde yattık.
Biz yattıktan sonra salonda yanan soba tütmüş.Odanın kapısı açık olduğu için duman odayı doldurmuş.Sabah yataktan kalkan yere baygın yığılmış...Bizi hastaneye götürmüşler, oksijen vermişler....vs..Daha sonra yurda getirmişler oradan da okulun revirine.Tekrar hastaneye...Anlayacağın ölümden döndük.İki günü revirde geçirdik.Şimdi yurttayım. Kitap okuyacağım.

21 Ekim 2007 Pazar

İLK GÖZ AĞRISI

"Başkadır ilk sevgi
İlk göz ağrısı ..."

A........... ile tanışmamız çok ani oldu. Ne olduğunu anlayamadım bile...Arkadaşımla Türk Ticaret Bankasına S.........' i görmeye gitmiştik.Onunla orta okulu ve liseyi birlikte okuduk.Biraz sohbet ettik,öğrencilik yıllarımızı andık. Ne zaman döneceğimi sordu. Neyse banka ziyareti kısa olur diyip kalktık.Vedalaştık. Bankadan çıktık.Biraz yürümüştük.Tam Emlak Kredi Bankasının köşeşini dönmüştük ki arkadaşım , işte o , diye kolumu sıktı.Kim dememe kalmadan biraz ilerdeki gurubu fark ettim.Aralarından biri arkadaşımı görünce büyük bir sevinç ve heyecanla bize baktı. Biz hiç bakmadan yanlarından geçtik. Ben bir iki kitapçıya Resimli Türk Edebiyatı Tarihi sordum, yoktu.Arkadaşım bir yandan , o çocuğu çok beğendiğini , zaman zaman karşılaştıklarını vb.anlatıyor , anlatıyordu. Ben de aradığım kitabı nerede bulabilirimin derdindeydim.Son girdiğimiz kitapçı H........Turizmin yazıhanesinin yakınındaydı. Arkadaşımın beğendiği çocukla bir arkadaşı aceleyle ellerindeki valizi acentaya bırakıp dışarı çıktılar. Bize doğru gelmeye başladılar. Yanımıza gelince arkadaşıma, konuşmalarının gerektiğini söyleyiverdi. Birkaç saat sonra gideceğini söyleyince arkadaşım buluşma teklifini kabul etti. İlk kez buluşacaklardı.Beni de yanında sürükledi.İkimiz Ö .....Pastanesine gidip oturduk, beklemeye başladık. Komşumuz R.......'da bir arkadaşıyla oturuyordu.Biz bir rüya aleminde, heyecan içinde beklerken bir arkadaşıyla çıkageldi...
Dördümüz de heyecanlıydık ama en çok da arkadaşım, doğru dürüst konuşamıyordu.Neyse biz misafir sanatçılar daha rahattık.Onlar sustu biz konuştuk.Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.O sordu ben anlattım.Ben sordum o anlattı.Yurttan, okuldan, derslerden, kitaplardan ,denizden konuştuk da konuştuk.Sanki yıllardır birbirini göremeyen iki dost, yıllar sonra karşılaşmış da biriktirdiklerini döküyor gibi konuştuk... Sonunda veda zamanı geldi .Arkadaşımın arkadaşına iyi yolculuklar diledik.Arkadaşımın , arkadaşının, arkadaşına da Allahaısmarladık Kardeş dedim. Tarih: 6 ŞUBAT 1973_ SALI....

Daha sonra O'nu 12 ve 13 Şubat tarihlerinde gördüm.İkisinde de annemler yanımdaydı.Konuşamadık ama ikimiz de sevinmiştik.Hatta on ikisinde aynı dolmuşta yolculuk ettik.O kadar tatlı bakıyordu ki....
16 Şubattı...otobüsün camından dışarı bakıyordum, akedeminin ordan geçiyorduk, birden onu gördüm. O da beni......Koşmaya başladı, yetişemedi.Duraktakileri aldıktan sonra otobüs hareket etti.O , hala koşuyordu , yaka paça açık.... Çarşıda indim.Karşıdan karşıya geçerken bir de ne göreyim ! Karşımda durmuyor mu? Durakta yurt müdürünün arabası rastgelmişmiş.Sonradan taksi tutup geldiğini itiraf etti.Mesafe de epeyce uzun hani.!Biraz konuştuk ayak üstü.Nereye gittiğimi sordu, ben de ablamın okuluna gittiğimi söyledim, yanından ayrıldım.
Ablam ders işlerken ben nerelerdeydim kim bilir... İçimden hep A......ile konuşuyordum. Akşam çıkışta ablamın arkadaşlarıyla yürürken onu yine gördüm. Arkamızdan takip etti. Epeyce yoruldu.Durakta tam konuşmak için hamle yapmıştı ki ben dolmuşa bindim.Tanıyanlar görürse doğru olmazdı. Biraz dışarda durdu, sigara içti, sonra da dolmuşa gelip bindi.O anda onun da benden hoşlandığını anladım.Hatta sevdiğimizi....Yüzünü görmek yeterdi anlamak için...Nasıl bakıyorduk birbirimize. Komik belki ama çok seviyorum.O anda ikimiz de sıkıntılı,üzgün, çaresizdik.Yurtta indi dolmuştan.Biz devam ettik.
Ertesi gün 17 Şubat Cumartesi günü....Çarşıya indim. Postaneye uğradım.Saat on üçte ablamlar okuldan çıkınca buluşup sinemaya gidecektik..Zaman geçirmek için Bankaya S.......'e uğrayacaktım, hem de okula dönüş zamanım gelmişti ; veda edecektim.Biraz da özellikle erken inmiştim çarşıya.Dürüst olmak gerkir; gitmeden bir kez daha görebilirim mi diye. Ve gördüm işte. Bana doğru geliyordu. Olduğum yerde kalakaldım. Geldi, geldi, geldi...Yanımda durdu."A.......Pastanesine gel, konuşmamız lazım! " dedi ve gitti.....Ben de gittim.Belki ömrümün en mutlu günü , o gün, onunla geçen, bu zaman dilimiydi... Bir ara konuşurken dudaklarımın titrediğini hissettim. Tik olmuştu.Görmesin diye ağzımı kapatıyordum.Epeyce konuştuk. Çok seviyorum onu. Pazar ya da pazartesi tekrar buluşmayı önerdi, ben de gitmek için hazırlık yapacağımı ,gelemeyeceğimi söyledim. Birden ablamlarla buluşacağım geldi aklıma...Film çoktan başlamıştır, diyip ayrıldım yanından. O' nu çok sevdiğimi düşünerek sinemaya geldim.İki film birden oynuyordu. Birinciyi kaçırdım ama ikinciye yetişmiştim.Ablamların yanına geçip oturdum.Bir arkadaşıma rastladığım için geciktiğimi söyledim.Yılmaz Güney'in AĞIT isimli filmi başlamıştı. Onun filmlerini çok beğeniyordum ama bu sefer hiç bir şey anlamadım ,aklım başka yerdeydi....
Yolculuk zamanı gelmişti.Garajlarda gözüm onu da aradı ama o yoktu...! Gelmemişti.Uzaktan da olsa bir kez daha görseydim....Ailemle vedalaştım.Otobüs beni sevdiklerimden uzaklaştırdı...
Şimdi şubat tatili dönüşünde bu satırları yazıyorum. Biraz önce dolaplarımı, kitaplarımı,eşyalarımı,yatağımı düzelttim onu düşünerek....

Tam dört tane mektup yazdım.Anemlere ve arkadaşlarıma.
Acaba şu anda A........... ne yapıyor, hatırlıyor mu beni? Herhalde ders çalışıyordur...Yarın sınavı var..Başarılar dilerim. İnşallah mektubunu fazla geciktirmez.Bir insanı bu kadar seveceğim aklıma gelmezdi doğrusu. Onun en sevdiği şarkı " Rüyalar Gerçek Olsa Seni Her Gün Görürdüm.O İncecik Beline Sarılarak Yürürdüm. "
Benim ise " Elveda Meyhaneci Artık Kalamıyorum.Bir Başkayım Bu Akşam Sarhoş Olamıyorum. "
Terazi-Koç


Haaaaaa........Az kalsın unutuyordum.... Canım Günlüğüm sana bir müjdem var. BEN VEREM DEĞİLMİŞİM. Seninle ne çok üzülüp dertleşmiştik değil mi? Ama ben yanılmışım.Röntgen çektirdik, sapasağlam çıktım. Gönül rahatlığıyla A.......'in evlenme teklifini bekleyebilirim.Bak şimdi de kendi kendime gelin güvey olmaya başladım.
A...........,Karadenizli....Denizi özleyenlerden.Onun yerine bol bol denizi seyredeceğim.

AŞIKIM SANA

20 ŞUBAT 1973

SEVİYORUM....Kimi mi? A........'i. Hayatımda ilk defa
s e v i y o r u m.
Hem de aşka inanmayan ben yıldırım aşkına tutuldum. Şu anda çok mu mutluyum , yoksa mutsuz muyum bilemiyorum.
İçim karmakarışık bir durumda. Vücudumun yorgunluğunu hissetmiyorum bile...Tek düşüncem ondan gelecek mektubun gecikmemesi.Zihnim hep bu düşünceyle meşgul.Allahım gerçek sevmek bu mu acaba? Yoksa yanılıyor muyum...O da benim sevdiğim kadar seviyor mu beni, üzülüyor mu benden ayrıldığına.?! Ahhh... bir emin olabilsem beni sevdiğine...O anda dünyanın en mutlu kişisi ben olurdum.Tanrım hayırlıysa bizi birbirimize yaz....
Şu anda B........şarkı söylemeye başladı, onu yazmalıyım:
"Çok görmeyin ne olur,
Bırakın seviyorum...
Dünyalar sizin olsun
Ben onu istiyorum
Razıyım ağlatsa da
Bin bir derde atsa da
Naz edip yalvartsa da
BEN ONU SEVİYORUM.

14 Ekim 2007 Pazar

Yazmak mı Yaşamak mı

Kırk katır mı kırk satır mı ? Bu da soru mu demeyin.Yalnızsanız, mutsuzsanız yazmak daha kolay...Eeeee bir yerden dengeleyecek.Tercih sizin.Yok sevdiklerim, düzenim, işim gücüm,sorumluluklarım derseniz işiniz zor,ama olanaksız değil.

Başlamak yarı yarıya başarmak demekmiş.Evet başlamalı, bir yerden başlamalı......Hele yazmak bir tutkuysa, gizli gizli sizi kemiriyorsa yazmayıp da ne halt edeceksiniz.Parmaklarınız uyuşur,beyniniz uğuldar ,iç sesiniz sürekli yaz...yaz diye fısıldar.Dur dersiniz, biraz daha dur. Sırası değil,susssssss sus , ama olanaksız" Susturamazsın beni!" çığlıkları başlamıştır bir kere.Vakit tamamdır."Haydi Abbas, vakit tamam kur çilingir sofrasını." Şimdi yemeği pişirme zamanı.İyi ama ya beğenilmezse ya okuyan olmazsa ...Korkulardan korku beğen.E... ne yapalım korkunun ecele faydası yokmuş. Hem bir kişi bile okusa değmez mi?Değer tabi ki....Her şey birle başlamıyor mu zaten.Birken biz olmadık mı? Atatürk birken bizleri oldurmadı mı.

Başlamalı, bir yerden başlamalı. Yazmak mı yaşamak mı? Neden ikisi birden olmasın....Her şeye karşın yazanlara okuyanlara selam olsun...

9 Ekim 2007 Salı

DİLEK

"Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi...
Bu bahar gününde, dertliyi, ümitsizi...
Terfi etmiş memur, sınıf geçmiş öğrenci ,kadını, erkeği, yaşlısı, genci.
Sevgililer baş başa, muratlarına ermiş.
Çocuklar el ele bir halka oluvermiş.
Görmek isterdim camlardan, odalarda oturmuş.
Radyoyu açmış, küçük sofrayı kurmuş.
Yol, meydan, dere, tepe, dağ, bayır, kır...
Vapurlar, limanlarda yola çıkmaya hazır.
Gazinolar, plajlar, sinemalar açık.
Her dilde bir şarkı, her dudakta bir ıslık.
Ne yoksul ahı, ne çocuk hıçkırığı, ne hasta iniltisi...
Mesut olmuş görmek isterdim hepinizi..."

Ziya Osman Saba