20 Şubat 2008 Çarşamba

ALEV ALATLI ve SİNAN ÇETİN

Son günlerdeki haberler bu iki insanımızı birlikte başlık yaptırdı bana...
Birbirlerini tanıyorlar mı bilmiyorum, ama beni ikisinin de tanımadığı kesin.
Alev Alatlı yazar. Kitapları var. Bir kısmını okudum. Ama bu birkaç gündür "Valla Kurda Yedirdin Beni " dilimin ucuna gelip gelip gidiyor nedense...
Zaman Gazetesinde yazıyordu uzun zamandır. O yazılarını okumadım hiç; okumak da istemem. Ama sansürlenen son yazısını okudum. Beğendim de... Demek ki Zaman Gazetesinin beğendiğini ben beğenmiyorum; beğenmediklerini de beğeniyorum. Zevk işte... Zevklerle renkler tartışılmazmış zaten. Hem ben gazetemi para verip almalıyım. Bedava dağıtılan bende kuşku uyandırıyor. Ya değersiz ya da başkalarının hakkı gibi çağrışımlar yapıyor bende.
Neyse Zaman Gazetesi Sayın Alatlı'nın türbanla ilgili yazısını "Okuyucularımız buna hazır değil ! " diye geri çevirince bizim gazetelere de haber oldu. Böylece pek çok kişi sanırım okunması istenmeyen bu yazıyı okumuş oldu. Biz okuyan bir toplum değiliz . Öğrencilerime de bazen uygulardım, yararlı olurdu. İyi bulduğum kitapları "okuyun" dediğim zaman çok etkili olmazdı da bu size uygun değil, seviyenize uymaz dediklerim elden ele dolaşırdı. Yasak arzu doğuruyor bizde.
Sanırım haberi Alatlı duyurdu şaşkınlıkla... Ben de şaşırmasına çok şaşırdım. Ne bekliyordu ki... " Demokrasi amaç değil, araçtır ! Tranvay durağa gidinceye kadar..." Bunu Türkiye'de göremeyecek, anlamayacak çok insan var da Alev Alatlı'nın onlardan biri olduğunu düşünmüyorum.
Sinan Çetin'in de öyle...
Sinan Çetin sinemacı. Bir iki filmini izledim. TV. programları da yaptı. Gariban insanları film gibi buluşturdu. Bir kaç tanesini izledim.
Şimdi bu iki sanat insanımız topluma borçlarını ödemek zorundalar. Hem de kem küm etmeden, açıkça, dobra dobra... Çünkü ülkenin sürüklendiği kaostaki sorumlulukları diğerlerinden çok daha fazla...
Korkuyla, kuşkuyla bakanlara cesaret verdiler." Bak bu insanlar bile destek oluyorlar, sandığımız gibi değiller !" diye düşündürdüler. Sizlere ve sizin gibilere güvendiler.
Bölündük, bölünüyoruz, bölüneceğiz. Birileri aç kurtlar gibi bunu bekliyor. Sizden cesaret alanlar Cumhuriyetimizle, laik düzenimizle , hukukumuzla, askerimizle, geleceğimizle oynuyor. Hayaller kuruyor, boş durmuyor.
Sustunuz , sustunuz, sustunuz... Şimdi sıra sizde... Susmayın, susmayın, lütfen susmayın. Konuşun artık...

5 yorum:

Mehmet dedi ki...

Yani herkes "laik" olursa ülke bölünmeyecek! Herkes aynı şeyi düşünmezse "ülke bütünlüğü" korunur! Başörtülüleri üniversite ve "kamusal alanlara" almamak "ülke bütünlüğünü" korumak demek mi? Neden mi böyle düşünüyorum? Çünkü bu ülke "dinciler"den çok "laikçilerden" "sözde Atatürkçülerden" çekiyor. Çünkü "dinciler" "dindarların" arasında azınlıkken, "gerçek Atatürkçüler" diğerlerinin yanında azınlık kalıyor, daha kötüsü diğerlerine uyuyor.

Adsız dedi ki...

Sevgili kardeşim Mehmet,
Öncelikle susmadığının için, düşüncelerini paylaştığın için sana teşekkür ediyorum.
Hepsine katılmasam da saygı duyuyorum düşüncelerine. Katıldığım nokta evet dinciler de, sahte Atatürkçüler de var ve en çok onların sesi çıkıyor. Toplumu yönlendirdikleri de doğru. Dindarlar da Atatürkçü ve laik... Atatürk ve arkadaşları ve tüm vatanseverler sayesinde bugün özgürce yaşayabiliyoruz. Minarelerimizde ezanlarımız yankılanıyor, ibadetlerimizi özgürce yapabiliyoruz. Sadece laiklikle bölünmemiz tabiki önlenemez. Din bizim yumuşak karnımız. Dinciler bunu kullanıyor. Onların derdi türbanlı kızlarımızın sorununu çözmek değil; onları kullanarak güçlerine güç katmak. İslam islamdır. ABD ile birlikte "Ilımlı İslam" yapacağız diyerek dine zarar vermiyorlar mı? Kim bunlar? İslamı değiştirme cesaretini, hakkını nereden alıyorlar? Yakında yerel seçim var, tüm bu bağırtılar onunla ilgili. Kızlarımızı ve türbanı araç olarak kullanıp bir kenara atacaklar. Cesaretlari varsa her zaman, her yerde serbest bıraksınlar. İnsan üniversiteye gelince dindar olacak, bitirince dinsiz! Bu mantığın tutar tarafı var mı lütfen söyleyin... Türban takan dindar, diğerleri dinsiz mi? Erkeklerin dini yok mu? Üniversite öncesi dinsiz mi insanlar?
Yumuşak karnımız alevi- sünni ayrımı da aynı şekilde kaşınıyor. Meshepler arası farklar ne olacak. Türk-Kürt kışkırtmaları körükleniyor.
Zor günlerden geçiyoruz. Onun için birbirimizi anlamak, dinlemek anlaşmak zorundayız. Sizin gibi, bizim gibi ulusunu düşünenlerin daha dikkatli olması gereği bugün her zamankinden daha önemli değil mi?
Saygılarımla...

Mehmet dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Mehmet dedi ki...

Evet belki AKP bunu seçim yatırımı olarak görebilir.Ama bu bizim yasağı savunmamız anlamına gelmez. Bunun devamı da gelir diyebilirsiniz. Ancak şunu bilmekte fayda var: Bu ülkede darbenin ne olduğunu bilmeyen insanlar darbe çığırtkanlığı yapıyor. Aynı şey şeriat isteyenler için de geçerli. Ama darbe isteyen koskoca prof olmuş şeriat isteyense eğitim durumu nedir bilinmez. Yani insanı kahreden bu. Oysaki dediğiniz gibi insanlar birbirini anlamaya çalışsa kimse kimsenin ne giydiğiyle uğraşmaz bu darbeciler, şeriatçılar azınlıkta kalır. Ama maalesef öyle olmuyor.(Şeriat kelime olarak "Allah'ın emirlerine göre yaşamak"tır buradaki kasıt bunun devlet yönetimi olarak bunun benimsenmesidir. Bilgi olsun diye yazdım. Ayrıca şeriat yönetimi din hükümlerini yorumlanarak(yani mezhepsel veya tarikata bağlı) yapıldığı için genel bir dini anlamı yoktur.)

Adsız dedi ki...

Eğitilmiş, gerçek anlamda eğitilmiş insan sayımızı artırmadan biz daha çok tartışırız. Okumak, okutmak zorundayız. Beynini yıkayarak okuttuklarımızı kullandığımız yeter. Yazık bu çocuklara, yazık bu yoksul halka. Yoksullaştırıp, sömürüyorlar anlamadınız mı? İş vereceklerine, aş verip kullanıyorlar... Aydın