26 Şubat 2008 Salı

ANKARA BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYESİ

O GENEL MÜDÜR İSTİFA ETTİ

Gördünüz mü olanları ? Adam haklı değil miymiş kadınlardan korkmaktan...
Ne güzel yaşayıp gidiyordu !
Geçmişindeki yolsuzluklar, mahkumiyetler de unutulmuştu. Hükümetin çıkardığı gizli af yasasından o da yararlanacaktı; Yimpaş yöneticileri ve benzerlari gibi...
Düzenini kurmuştu, ilişkileri iyiydi; Ankara'nın saygın iş çevirenleri! emrindeydi. Şöförünü göndermesi yeterdi... Bir dediğini iki etmiyorlardı. Neden etsinler ki, bir verip belki de beş alıyorlardı. Belediye bu, her şey onun elinde... Belediyeyi eline geçiren köşeyi dönüyordu. Sade belediyeler değil, haksızlık etmeyelim. İktidarı eline geçirenleri gözden geçirin bakalım ; neydiler, ne oldular ? Çocukları bile genç yaşta neler neler aldılar, nerelere genel müdür oldular...
Bazı insanlar vardır; en önemsiz makamlara da gelse o makamı büyütür, bazıları da genel müdürlük gibi bir makamı değersizleştirir.
Kadın var adamı vezir eder; yine kadın var adamı rezil eder... Genel Müdürümüz reziline denk gelmiş. 7- 8 ay susmuş, sabretmiş, katlanmış bıçaklı tehditlerine kadının. Olur böyle şeyler aile içinde... Kol kırılır yen içinde kalır, demiş. Demiş ama öyle olmamış. İmam nikahlı, türbanlı karısı
tutmuş kendine bir de sevgili bulmuş. Olacak iş mi bu ?
Aslında buna benzer çook olaylar oluyor da genel müdürümüz para ve kadınlarıyla uğraşmaktan sabah programlarına koşup derdini anlatan imam nikahlı ne çok kadın olduğunu göremiyor. Her kocadan bir iki çocuk, birinin çocuğunu diğeri istemiyor; çocuklar kimsesizler yurduna... Yeni koca, yeni çocuk... düzen sürüp gidiyor. Bunun adına da din dedin mi akan sular duruluyor.
Herkeslerinki durulmuş da Melih Gökçek'in genel müdürününki durulmamış. Patlamış. Hep Ankara'nın su boruları mı patlayacak... Su bitti, demişlerdi de Ankara'da bidon satışları patlamıştı. Birileri, sudan para mı kazanmaya heves etmişti de borular patlayınca hevesleri kursaklarında mı kalmıştı, herkesler parlarken bu iş güdük kalmıştı. Ankara'nın bitti dedikleri su gürül gürül Ankara sokaklarına boşuna akmıştı da bitmemişti. Bir tek faydası olmuştu bunun; artık su sıkıntısından kimse söz etmez olmuştu. Ha bir de gariban bidon satıcılarıyla, bu bidonları üretenler, her kimse, para kazanmıştı. İ. Melih Gökçek'in oğlu da kılıçla adam yaralamıştı o sıralar... Görüyor musunuz şu kadınların yaptığını... Zararları sadece genel müdür olan kocalarına dokunmuyor ki... Şimdi gözler , sözler başkanlara da yönelecek ... Bütün belediyelerde olup bitenler mercek altına alınacak. Türbanla özgürleştirilen kadınlar susturulmalı. Gözü açılmamalı. Şu kadın, ah şu kadın bize bunları yapmamalıydı.
Zarar vermemek için adam genel müdürlükten istifa etti.
Bence yanlış yaptı. Bunlar artık kimsenin ilgisini çekmiyor. O kadar kömür dağıttınız halka, yiyecek içiecek verdiniz, eeeee bu arada siz de köşe oldunuz...Ne var bunda... Keşke yine sussaydınız.
Ortalık karışık... Yan gelip yatmadan , vatan için ölen şehitlerimize cenaze törenleri düzenleniyor her gün... Siz meşgulken farkedememiş olabilirsiniz. Yine üniversitelerimize türbanlı kızlar alınacak mı alınmayacak mı diye tüm haberciler okul kapılarına dizilmiş, haber yakalamaya çalışıyor. YÖK Başkanı iki kez genelge gönderiyor, alın türbanlılarımızı okula diye kendince emirler yağdırıyor da çoğu üniversite onu ciddiye bile almıyor. O, yine gözlerini kaçıra kaçıra ortalıkta dolaşıyor...
Yanlış yaptınız genel müdürüm yanlış... Tüm kötü kokulardan burnumuz düştü de kimse yerinden kıpırdamadı. Size mi kaldı dürüstlük!..
Alın dördüncüyü, beşinciyi, altıncıyı keyfinize bakın. Büyükleriniz de öyle yapıyor...

0 yorum: