28 Şubat 2008 Perşembe

KADINDAN SORUNLU BAKAN

Başka ülkelerde var mı bilmiyorum. Kadından Sorumlu Bakanlık !
Kadından sorumlu mu yoksa sorunlu mu anlayan varsa anlatsın...
İçerde dışarda, olumlu olumsuz herkes, hepimiz bir şeyler söylüyoruz. Ülkemiz için, ulusumuz için , rejimimiz için, hukukumuz için , kadınlarımız için, kızlarımız için herkes kendi açısından önemli buluyor, tartışmaya katılıyor.

Şehitlerimizin cenaze törenleri yapılıyor. Acılar yüreklere gömülüyor. Analar ağlamayacağım diyor, için için göz yaşlarını yüreğinin derinliklerine akıtıyor. Kendini tutamayanlar haykırarak ağlıyor. Yumruklar sıkılıyor, öfkeler biriktiriliyor . Ve vatan sağolsun deniyor. Başka analar, başka bacılar, başka kadınlar, başka sevgililer , başka nişanlılar davullu zurnalı, oynata zıplata canlarını vatan savunmasına gönderiyor. "Vatan için gerekirse hepimiz ölürüz."deniyor.
"Toprak uğrunda ölen varsa vatandır..." diye düşünülüyor.

Cephede durum bu... Analar ağlıyor. Tehlike giderilsin diye bekliyor...
Arkasından ikinci cephede yine kadınlar tehlikede... Kadınların üzerinden Cumhuriyetimize, laik düzenimize, rejimimize, çocuklarımızın geleceğine yönelik bir savaş veriliyor. Karşı taraf açık değil. Takiyyenin bini bi para... Masum yüz ifadelerini takınarak, gözlerini gözlerimizden kaçırarak "Bir metre bez parçasında ne var ? " deniyor. Eğitimsiz, işsiz, yoksul, kendi derdine düşmüş insanlarımız kandırılıyor. O insanlara kızabilir miyiz. Aç insan önce karnını doyuracaktır. Çocuklarının yarınını düşünemez. O ana tencereye ne koyacağını düşünür. Öyle küçük tencerede pişirilecekle de doyuramayacaktır ki... Çok çok çok çocukları vardır. Durmadan doğurtulmaktadır kadınlarımız. Doyuramayacağı, bakamayacağı, eğitemeyeceği bir sürü çocuk...Güdülmek için , sürü gibi yönetilmek için, kolay kandırılmak için, sayı çoğunluğu sağlanmak için... Doğur doğurabildiğin kadar... Buna dur diyecek, bunu planlayacak, bakabileceğin kadar olsun, yeter artık diyecek birini gördünüz mü hiç yetkililerden...
Türban... Ülkemizin ayaklarına dolanıyor. Düşmemek için, tuzaklarından kurtulmak için aydın insanlarımızın, eğitilmiş insanlarımız, yurtsever insanlarımız canlarını dişine takmış yiğitçe çırpınıyor. Kolay iş değil bu, canı pahasına yapılıyor bu mücadele. İçerdekiler sözcü... Asıl çok uzaklardan yönetilen türban olayına karşı ulusal geleceğimizin mücadelesi bu. Aydınlanmanın öncüleri daha önce birer birer öldürülmediler mi? Bundan sonra da karanlık güçler aydınlarımıza saldırmayacak mı?
Yeni Anayasa hazırlanıyor, ülke insanlarına sunulmadan ABD' ye götürülüyor. Biz oradan yapılacak açıklamalardan, belki bazı değiştirilmelerden sonra Anayasamızın içeriğini öğrenebileceğiz. Bunun anlamı ne? Nerede kaldı tam bağımsızlık ?

Dün akşam " Genç Bakış Programı"nda gençleri izlediniz mi? Ortadoğu Üniversitesinde yapıldı bu program... Pırıl pırıl gençler... Aydınlık Geleceğimiz
Geleceğimizin bilim insanları... Oraya nasıl gittiklerini iyi biliyorum. Kızım da oradan, Elektrik Elektronik Bölümünden mezun oldu.
Boğaziçi Üniversitesinden de söz edildi programda. Orayı da çok iyi biliyorum. Oraya da nasıl çabalarla gidildiğini biliyorum. Küçük kızım bu yıl Makine Mühendisliği son sınıfında okuyor. Onu ve arkadaşlarını biliyorum. Göz bebeğimiz, geleceğimizin aydınlık yüzleri, bilim insanlarımız. Ve diğer üniversitelerde okuyan gençlerimiz. Ana baba kuzuları. Onların oralara nasıl gittiğini, nasıl özverilerde bulunduklarını yaşayanlar anlar ancak.
Siz bu çocukların hiç bir sorununu çözme çabası içinde olmayın, türban diyerek birbirine kırdırın. Boğaziçi Üniversitesi yönetimine de buradan bir sitemimi yollamak istiyorum. Yasaları uygulamama size yakışmıyor. "Ört ki ölem! " diyerek yapılanlar gün ışığına çıkıyor, çok fazla saklanamıyor, görmelisiniz. Bu bilinçli gençler size öfke duyuyor. " Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma!" sözünü siz de bilirsiniz değil mi?
Yeterince gelişememiş yörelerimizde görev yapan insanlarımızın çekincelerini anlayabiliriz ama sizi anlayamıyoruz doğrusu...
İktidarlar gelip geçiyor, kalıcı olan doğrular, gerçekler... Yönetimler değişiyor. Her yönetime uygun davranamazsınız. Davranırsanız inandırıcılığınızı kaybedersiniz. Bir veliniz olarak bunu söyleme hakkını kendimde buluyorum.

Evet kadınlarımız ağlıyor. Yavrularımız birbirine düşürülmek isteniyor. Analarımız çıldırıyor. Kadınlar... Kadınlar... Kadınlar... Her yerde her ortamda konuşuluyor... Herkesler konuşuyor. Yalnız bir kişi hiç konuşmuyor..
KONUŞMAYAN KİM Mİ?
KADINDAN SORUMLU DEVLET BAKANI...
O HİÇ KONUŞMUYOR, SADECE BAŞBAKAN' A BAKIYOR...

0 yorum: