26 Şubat 2008 Salı

KRALIN SARAYI

"
Haşmetli arslan merak etmiş bir gün
Kimlerin kralıyım ben, diye.
Fermanlar yollamış dört bir yana
Turalı, muralı.
"Milletim gelsin, demiş sarayıma,
Herkesi birden çağırıyorum,
Tam otuz gün açık oturum.
Ve kurultay kurulmadan önce
Bir şölen, milletimin gönlünce.
Herkes yesin içsin, eğlensin,
Kral nasıl olurmuş görsün. "
Fermanı okuyan koşmuş,
Yollar dolup taşmış.
Saraya gelince ne görsünler :

Bir mezbahaymış meğer
Saray dedikleri yer.
Girer girmez bir koku, bir koku...
En önde giren ayı, tıkamış burnunu,
Sen misin sarayın kokusunu beğenmeyen ?
Bir pençede boylamış öbür dünyayı,
Burnunu tıkayan ayı.
Maymun hak vermiş krala,
Aklı sıra yaranacak budala :
"--Aman sultanım demiş pençenize sağlık,
Bu saray bu koku nasıl sevilmez ?
Mis gibi kokuyor ortalık ;
Güller sarmısak kalır bana sorarsanız,
Bu kokunun yanında ! "

Arslan tüh demiş bu kadarına,
Bakmış hemen maymunun da icabına.
Bu arslan bir başka türlü arslan
Neron, Kalıgula falan soyundan.
Tilki, tam bunu düşünürken kral sormuş :
"-- Sen söyle bakalım demiş
Nasıl kokuyor bu saray ?"
Tilki özür dilemiş :
"-- Üzerinize afiyet nezleyim. " demiş.
Allem kallem değiştirip konuyu,
Güme getirmiş kokuyu.
Saraylılar kulağınızda küpe olsun :
Ne açık sözlü olun,
Ne de dalkavuk maymunca.
Zaman zaman da kaytarın tilki gibi
Bir şey sorulunca.
"
( Lafonten, Çeviren: Sabahattin Eyüpoğlu )

0 yorum: