29 Şubat 2008 Cuma

NEDEN BİZ BÖYLEYİZ

Artık gerçekten çok sıkıldım.
Günler, aylar, mevsimler, yıllar geçiyor...
İktidarlar değişiyor...
Bakanlar, milletvekilleri, rektörler, genel müdürler gelip gidiyor...
Zaman değişiyor, yüz yıllar değişiyor...
Biz değişmiyoruz...

Bu sıra bloglara şöyle bir göz attım.
Gördüğüm beni şaşırtmadı. Yabancı blogerlerde daha çok kişisellik ve evrensellik gördüm. Kendi mutluluklarını, yaşamlarını, gezilerini, arkadaşlarını, ailelerini, çocuklarını anlatıyorlar. Sanki daha bir huzurlular. Huzursuzlukları , mutsuzlukları kişisel...
Oysa bizimkilerde öyle değil. Biz kişisel sıkıntılarımızın içinde bile toplumsal takılıyoruz. Sadece bu dönemde de değil, çoğu kez böyleyiz. Kaç ülke insanı Meclis Çalışmalarını izliyor ? Biz, hadi ben diyeyim zamanım denk gelince meclisteki konuşmaları, tartışmaları izliyorum. Televizyonda haberleri kaçırmamaya çalışıyorum. Yazıcı arkadaşların çoğu da kişiselden çok ülke sorunlarına ucundan kıyısından da olsa bulaşmış.
Her yerde insanlarımız konuşuyor. Gidin en uçtaki köy kahvesine memleket sorunları konuşuluyor... Gerçi çoğumuz söyleniyoruz, söylemiyoruz. "Hadi gelin bu konudaki yanlışı düzelttirmek için birlikte gidip yetkililere söyleyelim, sesimizi duyurmak için yürüyelim." dediğinizde Nasrettin Hoca'nın fil öyküsünde olduğu gibi, en ateşli konuşmaları, eleştirileri yapanları, sızlananları arkanızda göremiyorsunuz. "Sen git, ben sonra gelirim! " deniyor, gelmeyeceği biliniyor. Oyunun çoğunu verdiği, iktidara taşıdığı partileri eleştireceğine en acımasız eleştiriyi oy vermeyerek güçsüz konuma düşürdüğü partiye yapıyor. "Neden sorunlarımızı çözmek için bir şey yapmıyor ?
Eleştirmesinler mi? Eleştirilecek yanları yok mu ? Var , olmaz olur mu ? Var ama, sorunların çözümü için başa getirdiğin parti çözümsüzlük üretiyorsa, ülkeyi kaosa sürüklüyorsa sorumluluğun büyüğü kimde ? Sen şikayetini ona yönelteceksin öncelikle...
Neden biz böyleyiz ? Nedeni basit aslında... Ne yazık ki bizim Devlet Politikamız yok ! Hükümetler, hatta bakanlar değişince her şeyimiz değişiyor. Hele bu sıralar rejimimiz değişecek mi diye uykularımız kaçıyor.
Dün bir dostum göndermişti, daha önce de görmüştüm. Sizler de görmüşsünüzdür.
"İran'ın Dünü ve Bugünü" You tobe de videosu da var. Görmeyenler izleyebilirler. Bir de İranlı aydın kadının mektubu. Kardeşiyle ilgili yaşadıkları ve İran'a mollaların geliş öyküsü... "Bir ay sonra İran bu hale gelecek, deselerdi güler geçerdik, ama olanlar oldu, diyor. Ve bizleri çok çarpıcı örneklerle uyarıyor.
Evet biz böyleyiz... Böyle olmakta da haksız sayılmayız... Kişisel mutluluklarımızı yaşayabilmek için güven içinde olmalıyız. Ama değiliz. Korkuyoruz, rejimimize yönelik tehlikeleri görüyoruz. Endişe içindeyiz...İran'ın yaşadıklarını yaşamak istemiyoruz.
Sanırım Devlet Politikalarımız, hükümet politikalarıyla değişmediği gün kendi hayatımızı yaşamaya başlayacağız.
Bizden geçti, hiç olmazsa çocuklarımız öyle yaşasın istiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?

0 yorum: