25 Şubat 2008 Pazartesi

YÖK YÖK YÖK

YÖK Başkanı olarak atanan kişi kendisini oraya getirenlerin emirlerine uygun hareket etmeye başladı. Başlamayıp da ne halt etsin. Tehdit altında kendisi...
Maliye Bakanının açık unutulan mikrofanlardan duyulan söylediklerini bütün Türkiye duydu. Hatırlatalım... Bakan, yapmasın da görelim! anlamına gelecek tehditvari konuşmuştu. Tabii bu bizim tesadüfen duyduklarımız. Ya duymadıklarımız?
O da kendisini oraya getirenler gibi, bir gün sonra toplanacak kurulda türban uygulamasının kararını alacaklarını söyledi sabah saatlerinde ;ama aynı günün akşamı "Türban Serbest" yasaya masaya, kurula murula gerek yok diyip fitili ateşledi... Bugün ise YÖK Toplantısı sonucunda 9 bilim insanımız başkanın yaptığının YASA TANIMAMAK olduğunu dosta düşmana duyurdular. Onlar bu ulusun yüzakı bilim insanlarımız. Hepsini saygıyla selamlıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Laik, demokratik, sosyal hukuk devletidir. Kimse hukuka aykırı işlem başlatamaz. Ben yaptım oldu, diyemez. Er ya da geç bunun hesabını verir, vermelidir.
Bugün, bunları yazmaya beni yönelten, yeni YÖK Başkanının yüz ifadesi oldu. Bilmem dikkat ettiniz mi buna... Ne kadar huzursuz, ne kadar güvensiz, ne kadar çaresiz. İçi hiç rahat değil. Biliyor, bile bile suç işliyor. Sanki kendiyle kavgalı. Gözlerini herkesten, her şeyden kaçırıyor. Tarihin onu yargılayacağının bilincinde mi acaba. Ülkeye verdiği zararın farkında mı acaba... Dışta çatışmalar sürerken , sehit sayımız on beşi, ne yazık ki, bulmuşken içteki çatışmayı fitillediğinin kendisi ayırdında mı ?
Sanırım birilerinin "aferini" gözlerini kör; kulaklarını da sağır etmiş... Yazık! İnanın ülkem adına, ulusumuz adına, çatıştırılmak istenen insanlarımız adına ne kadar üzülüyorsam bu kişi adına da üzülüyorum.
Kuşku çok kötü bir duygumuz. Durmadan kemiriyor beynimizi. Kötü olaylardan da kötü bir durum. Birinde bilerek acı çekme var, bu zamanla azalır, belki önlem alırsın, sorarsın, danışırsın, anlatırsın, rahatlarsın. Oysa diğeri, kuşku öyle değil! Doluya korsun almaz; boşa korsun dolmaz... İçten içe yer bitirirsin kendini. Onun için acı da olsa gerçekleri söylemek gerekir. Saklanan gerçekler komplo teorileriyle büyürler büyürler kocaman olurlar. Gerçeği söyleseniz de inandırıcı olamazsınız artık. Ben bilmekten değil; bilmemekten korkarım...
Harekatımız devam ediyor, yeterince bilgilendirilmiyormuşuz diye düşünüyorum. Bunu biz tek başımıza mı yapıyoruz, ABD ile mi birlikte yapıyoruz? Net değil benim kafamda. Ordumuza güvenimiz sonsuz, verilen görevi en iyi şekilde yapacaklardır.
Benim kuşkum görevi verenlerle ilgili. En çok endişelerim de hareket sonrası yapılabileceklerle ilgili... Nevruzdan önce yeni bir af dalgası olabilir mi? İşte askeri harekat dediniz yaptık , şimdi siyasi harekatta sıra... Parçalanmış, bölünmüş haritalar her yerde cirit atarken, Kürt Devleti kurmak için Türkiye, Suriye ve İran' dan alınmış topraklar bu haritaları süslerken kuşkulanmamak mı daha sağlıklı yoksa kuşkulanarak önlem almak mı varın siz karar verin.
Bugün Kara Harekatının gölgesinde Türban Çatışmalarını başlatmak isteyenler korkarım yarın Türban Çatışmalarının gölgesinde Haritaları çizilen bölünmemize bilerek ya da bilmeyerek yeşil ışık yakmazlar...

0 yorum: