17 Mart 2008 Pazartesi

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi ?
En kesif orduların yükleniyor dördü, beşi,
--- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya--
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
...............
Yedi iklimi cihanın duruyor karşısında
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada !
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;
Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk,
Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-ı asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise , hakkiyle sefil !..
Kustu Mehmetciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına.
.................
Öteden saikalar parçalıyor afakı,
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı
Bomba şimşekleri beyninde inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
................
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaz-ı beşer.
Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller,
Top, tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
...................
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarab, ne güneşler batıyor !
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker !
Gökten ecdad inerek öpse o pak anlı değer .
....................
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın ?
"Gömelim gel seni tarihe " desem sığmazsın.
....................
Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana
...................

(Mehmet Akif Ersoy )

0 yorum: