23 Mart 2008 Pazar

BOYALI BAKAN






"Bir elinde ayna
Bir elinde cımbız
Umrunda mı dünya... "

Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen , Hindistan'a gitmiş.
Bilmem o görüntüleri izlediniz mi TV'lerde...

Üstünde sunucunun söylediğine göre Hintlilerin ulusal giysisi var. Ama sadece onda var. Çevresindeki kişiler ya Hindu değil, ya da artık bu giysileri giymiyorlar. Bakanın giysileri de daha çok Arapların giysisini çağrıştırdı bende. Başında sarığı yoktu sadece... Neyse Bakanımız kar gibi beyaz bir entari giymişti.

Gidilen ülkeye, onun değerlerine saygı göstermek önemliydi. Buna önem veren hatta gereğinden de fazla önem veren devletlilerimizin sayısı hiç de az değil. Ama ne yazık ki aynı duyarlılığı bizim ulusal değerlerimize karşı göstermede biraz çekingen davranıyorlar. Ülkemize gelen yabancı devlet adamları da aynı titizliği göstermedikleri gibi, saygısızlık sayılabilecek davranış biçimleri de sergileyebiliyorlar... Kimi Atatürk 'ü Anıtkabir'i ziyaret etmeyeceğim diyor; kimi de Anıtkabir'e girip başındaki külahla anı defterini yazabiliyor. Hoşgörünün bu kadarı da fazla değil mi ?

Bakanımız dışarda da oldukça hoşgörülü davranıyor. Bakan olmayan ,sıradan bir insanın bile kaldıramayacağı davranışları büyük bir neşe içinde kabulleniyor. Sanki turistik bir geziye çıkmış, çılgınca eğlenen sorumsuz bir kişi izlenimi veriyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti'nin Devlet Bakanı sıfatıyla orada bizi temsil ediyor...

Bakanımızı, etrafındaki kişiler, ellerindeki boyadan daha cıvık tavırlarıyla, sırayla boyuyorlar, bakan da aynı tavır içinde onların yüzüne boya sürüyor. Bu yetmemiş gibi bir teneke boyayı da bakanın başından aşağı döküyorlar. Şov bitti diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bakan Bey ve etrafındaki birkaç
adam ve genç bayanlar birlikte duşun altına girip oynayarak, hayır yanlış anlamadınız, şıkır şıkır oynayarak boyalarından arınmaya çalışıyorlar.

Boyalı sular akıyor akmasına ama, biraz daha kirlenen bakan, arabasına binip oteline doğru hareket ediyor...

Türkiye'de ise çeşitli illerde savaş gibi nevruz kutlamaları yapılıyor; Filistin-İsrail çatışmalarını andıran görüntüler yansıyor ekranlara...

Başbakanımız ve Meclis eski başkanımız türbanlı eşleriyle birlikte yüksekçe bir yerden halka mesir macunu fırlatıyor. İnsanlar birbirini ezerek kalabalığın içinde bunları kapışmaya çalışıyor. Yukardan macunları savuranların çok eğlendikleri yüzlerinden okunuyor.



Yarın ABD'den gelecek kişi hangi isteklerle ülkemize geliyor. Paketlerden hangi hediyeler çıkacak, bu hediyeler kimin işine yarıyacak ? Bu net olarak bilinmiyor...



Parti kapatma davaları sürüyor.



CHP Vakıflar Yasasının iptali için mahkemeye gideceğini açıklıyor.



Polisler çekim yapacağız diye Boğaz trafiğini kilitliyor.




İnsanlar bu akşam ne pişirsek acabanın hesaplarını yapıyor.




Öğretmenler, TV'de geçinebilmek için yaptıkları ikinci işleriyle haber oluyor.



İstanbul Üniversitesi eski rektörü, Prof. Cerrah Kemal Alemdaroğlu'nun Adliyedeki sorgusu sürüyor.




Gece sabaha karşı evinden apar topar götürülen büyük yazar İlhan Selçuk serbest bırakılıyor.

Bakan Bey şu saatlerde acaba ne yapıyor ?

0 yorum: