16 Mart 2008 Pazar

DÖNÜM NOKTASI

Bugün 16 Mart 2008.
Öğretmen Okullarının Kuruluşunun 160. Yıl Dönümü...
Kapatılan öğretmen yetiştiren okulların kuruluşunun yıl dönümü!..

Bu okulların en önemlisi Köy Enstitüleriydi. Yoksul köy çocuklarını eğitme amaçlanmıştı. Çok da başarılı olmuştu. Kapatıldı...
Öğretmen Okulları vardı. Sınıf öğretmenleri yetiştiriliyordu çok yönlü olarak. Kapatıldı...
Eğitim Enstitüleri vardı. Orta öğretime her branştan öğretmen yetiştiriyordu. Kapatıldı...

Cumhuriyetin ilk yıllarında "Aydın Din Adamı " gereksinimini karşılamak amacıyla kurulmuş İmam Hatip Liseleri vardı. Hayır kapatılmadı. Aksine sayıları hızla arttı. Kadınlar imam- hatip olamayacaktı ama kız öğrenciler için de İmam Hatip Liseleri açıldı. Önceleri yalnız Kuran okurken kapatılan başlar sonraları hepten kapatıldı.
Bu okullar çoğaltılırken siyasilerin iştahı kabarıyordu. Kimisi "Bu okullar bizim arka bahçemiz olacak !" diyor. Kimisi de "Bir gün herkes İmam Hatipli olacak!" diye çığlıklar atıyordu.

Bir köyü düşünelim. Bu köye bir imam yetmez mi ihtiyacı karşılamak için. Bence yeter. Peki bu köye en az beş öğretmen gerekmez mi çocuklarımızı eğitmek için? Gerekir. O zaman söyler misiniz öğretmen okullarını kapatıp, imam yetiştiren okulların sayısını artırmanın mantığı ne ?

İmam Hatip Liseleri kapatılsın demiyorum. Aydın Din Adamlarına belki her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Eskiden bu liselerden alınan bilgiler, kırık dökük de olsa, gereksinimi belki karşılıyordu ama artık günümüzde karşılamaya yetmiyor. Bu öğrenciler İlahiyat Fakültelerine gitsin. Dini tam olarak öğrensin. Dinler tarihini araştırsın. İyi yetiştirilsin ve dinle ilgili kurumlarda görevlendirilsin.Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı Aydın Din Adamı sıkıntısından söz ediyor. İmam Hatip Kökenliler devletim tüm kademelerine hızla yerleştiriliyorlar.

Diğer meslek liselerine yönelmiş öğrenciler için de durum aynı olmalı bence.
Öğretmen Lisesini seçmiş öğrenciler Eğitim Fakültesine ; Endüstri Meslek Lisesini seçmiş olanlar meslekleriyle ilgili fakültelere gitmelidir. Örneğin bilgisayar bölümünde okuyan öğrenci bilgisayar mühendisliği bölümünü seçebilmelidir. Kız Meslek Lisesi öğrencileri de de bıranşına uygun yüksek okula gitmelidir.

Oysa bugün geldiğimiz noktada plansız programsız İmam Hatip Liselerinin sayısı çoğaltılıyor. Olmazsa okulların yeni şubeleri açılıyor ve buralardan yetiştirilenler imam hatip dışında her mesleğe gidebilsin hesapları yapılıyor. Eğer kişi imam- hatip olmak istemiyorsa neden bu okullara gidiyor?

Amaç, gerçek amaç, halkın gözünden kaçırılıyor. Artık ektikleri fidanlar büyüdü. Hasat zamanı geldi. Şöyle bir ülkeyi gözden geçirin bakalım.
İmam Cumhurbaşkanı, İmam Başbakan, İmam Bakanlar, İmam Milletvekilleri, İmam Valiler, İmam Kaymakamlar, İmam Doktorlar, İmam Mühendisler, İmam Öğretmenler... Say say bitmez.
"Bir gün herkes İmam Hatipli olacak!" sözü hızla ülkede gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Dönüm noktasına gelmiş bulunuyoruz. Ya bütün okulları kapatıp hepsini İmam Hatip Lisesi yapacağız. Uzak diyarlarda yaşayan bir kişiyi, İmam Hümeyni gibi başımıza getirip Ilımlı İslam Cumhuriyeti gibi yaşayacağız ya da Laik, Demokratik, Sosyal Bir Hukuk Devleti olarak kalacağız.

Yol ayrımına gelmiş görünüyoruz. Kutuplar belli:

Bir gurup bizi ABD ile işbirliği yaparak Ilımlı İslam Cumhuriyetine doğru sürüklemeye çalışıyor. Yapılan pek çok anlaşmadan Türk Ulusu'nun haberi bile olmuyor.

İkinci gurup yapılanların farkında, tehlikeyi görüyor, uyarı görevini yerine getirmeye çalışıyor. Ülkenin geleceğine yönelik iç ve dış çevrelerce yürütülen bölücü yıkıcı çalışmalara karşı önlem almaya çalışıyor. Ülke çıkarlarını her şeyin üstünde görüyor. Canı pahasına ülkeyi savunuyor.

Asıl büyük ve belirleyici olan üçüncü gurupta yer alan yurttaşlarımız. Onlar şaşırmış durumda... "Değiştim, Geliştim, Eski Gömlekleri Çıkardım." diyip sadece dindar olduklarını söyleyenleri görüyor. Sözlerle eylemlerin çatışmasına tanık oluyor. Bir de dinin de dindarlığın da güvencesi olduğunu gördüğü laiklik ilkesini düşünüyor. Ülkede yaşanan gelişmeleri bir kısmı farkederken büyük bir kısmı ne yazık ki farkına bile varamıyor. Kararsız durumdakilerle bu farkında olmayanlar ülkenin geleceği konusunda belirleyici durumda gözüküyor. Büyük çoğunluk ne yazık ki bu durumda... Din üzerinden siyaset yapanlar bu gurubun kafasını karıştırıyor. Ülkesinin geleceği ile dini arasında tercih yapmaya zorlanıyor. Bu kişileri yoksulluğa sürükleyerek, sadaka kültürüyle nemalandırılarak, oy avcılığı yapılmak isteniyor. Kendileri zenginleşirken kırıntılarıyla yetinmeleri isteniyor.

Şimdi hukuk konuşuyor. Hukukun Üstünlüğüne inanıyorsak susup beklemek zorundayız. Hukuka saldıranlar yanlış yapıyorlar. Bizim Cumhuriyetimizde üç erk vardır.
Yasama, Yürütme, Yargı.
TBMM yasaları yapar, Hükümet ve herkes o yasalara uygun davranmak zorundadır. Yargı ise yasalara uyulup uyulmadığını denetleme görevindedir. Hiç kimse yasaların üstünde değildir. Çoğunluk bende, güç bende, ben ne dersem o olur, yasa masa tanımam , diyemez. Diyemez çünkü o yasaları kendileri düzenlemiştir. Anayasa taslağını ABD 'de açıklayacaklarına, ülke içinde tartışmaya açsalardı. Uygun bulmadıkları maddeleri düzenleselerdi. Şikayet ettikleri maddelerde neden düzenleme yapmadılar ? Başkaları için uygulanan maddeler uygun oluyor da aynı maddeler kendileriyle ilgili uygulanınca mı kötü oluyor?

Evet, Dönüm Noktası dedik başlarken. Öğretmen yetiştirilen okullar kapatıldı dedik. İmam yetiştiren okulların sayısı artırıldı dedik. Milli Eğitimin pek çok yöneticisi İmam Hatipli. Arı Beyi de ( İstanbul Milli Eğitim Müdürü) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliğinden gelmiş, İstanbul'un Milli Eğitim Müdürü yapılmış. Tıpkı YÖK'ün başına üniversiteleri karıştırmak için getirilen kişi gibi...

Eğitimi bu durumda olan bir ülkeden daha ne bekliyoruz ki. Eğitme mi amaçlanıyor, uyutma mı söyler misiniz ?
Ne kadar çok uyursak o kadar çabuk yok olacağız. Uyuyarak öleceğimize, uyanık olup yaşamak ve yaşatmak zorundayız. Uyuyanları da uyandırmak durumundayız. Artık kendi kendimize söylenme lüksümüz yok. Söylemeliyiz. Bıkmadan usanmadan söylemeliyiz.

Yol ayrımına geldik. Çocuklarımız için gözümüzü, kulağımızı açık tutmalıyız.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Çocuklarınızı uykuda sevinki sevgiyi bilmesinler,şevkatsiz olsunlar!

aysema dedi ki...

O eskidenmiş. Artık çocuklarımıza sevgimizi göstermeliyiz. Sevilen çocuk sevmeyi öğrenir. Hatta onları sıkıca kucaklamalıyız. Anneler bunu daha kolay yapıyor da babalar bazen çekingen davranıyor. Çocukların yaşamda kendini güven içinde hissetmesi için baba sevgisinin de gösterilmesi gerekir.
Çok teşekkür ederim yorumunuza.
Saygılar.