13 Mart 2008 Perşembe

EVE DÖNÜŞ

"Dertli ne ağlayıp gezersin burda
Ağlatırsa Mevlam yine güldürür."

Bir hafta aradan sonra eve dönüş ne güzel!

Geçen hafta bugün gitmiştim Ankara'ya... Yoğun , çok yoğun günler yaşadım. Sevdiklerimle, canlarımla biraradaydım. "Ötme bülbül, ötme ; gönlüm hoş değil !" durumlarındaydım. Hastalık zor, hasta olmak zor, hasta yakını olmak zor... Çok zor! Hele hastanız kendini çok çabuk bırakıyorsa, hele sürekli "Neden ben ? Neden her şeyin kötüsü beni buluyor?" duygularını yaşıyorsa ve siz hem ona hak veriyor; hem de ne yazık ki yalnız olmadığını yeryüzünde milyonlarca insanın dertli olduğunu görüp bununla teselli veremiyorsanız... Yine de işe yaradığınızı, varlığınızla, çabanızla biraz da olsa sevdiklerinizi rahatlatmış olmanın buruk mutluluğunu yaşıyorsanız...

Sizde de oluyor mu bilmiyorum. Sadece yolculuk sonrası değil, her gün eve döndüğümde, anahtarı çevirip içeri girdiğimde kendimi mutlu hissediyorum, hem de çok mutlu olduğumu hissediyorum. Bilmem bu sosyal yaşamdan kaçış mı , bir sığınış mı, içe kapanış mı; her neyse güzel bir duygu... Yorgundum, dinlendim durumları mı bu, belki de hepsi...Evde olmak mutluluk veriyorsa insana bunu da dert etmemek gerekir değil mi?

Ankara konuşmaya başlamış artık. Hem de yüksek sesle! Yöneticilerimizi Belediye otobüslerine , hastane koridorlarına davet ediyorum. Ükem insanlarının ne düşündüklerini, ne hissettiklerini, neler yaşadığını, nasıl yaşadığını anlamaları için... Kendileri yine zırhlı araçlarıyla gezsinler, halkın arasına sakın çıkmasınlar, adamlarını göndersinler. Çünkü halk öfkeli, burnundan soluyor; öfkesini, kızgınlığını, kırgınlığını yüksek sesle dile getiriyor. Konuşmalar büyüyor, büyüyor ; tüm otobüse yayılıyor.
Sabahın yedisi... Eski kırmızı otobüsün içi... Önce ayakta sıkış sıkış, balık istifi gibi yığılmış yolculardan homurtular yükseliyor... Sonra oturanlar da katılıyor sohbete... Sabahları mavi otobüslerden birinin Eryaman - Batı Kent arasına neden konulmadığı sorgulanıyor, belediye başkanıyla ilgili şikayetler sıralanıyor; sonra geçim sıkıntısıyla devam ediliyor; arkasından da tüm kızgınlıklar hükümete ve onun uygulamalarına yöneliyor. Hem de öyle az buz değil söylenenler... Ta Amerika'ya Fetullah Gülen'e kadar uzanıyor. Halk biliyor, görüyor, söyleniyor. Yalnız gençler duymuyor, duyamıyor. Çünkü onların kulaklarında wolkmen, gözlerinde uyku var !..

Enflasyon düşmüşmüş, diyor biri; diğeri atılıyor hemen "Nerede düşmüş, düşmüşse biz neden geçinemiyoruz. Eşim de ben de emekli maaşı alıyoruz, ben emeklilikten sonra yeni bir işte çalışıyorum, yine de geçinemiyoruz; her geçen gün daha da kötüleşiyoruz." Bir başkası atılıyor söze. "Her şey ateş pahası, bir gün çocuğa çikolata götürmesem altı yaşındaki kızım yüzüme bakmıyor." diyor. Demesiyle de bir bayan yolcu " En az üç çocuk doğurun dediler de o çocuklara nasıl bakacağımızı söylemediler !"yakınmasını paylaşıyor yolcularla. " Sizin zengin dostlarınız yok mu? Onların burslarıyla yurt dışında okutursunuz çocuklarınızı! " diye söyleniyor. Gülüşmeler oluyor otobüste. Gülüşmeler yaşlı amcanın sesiyle kesiliyor, dikkatler sözcüklere yöneliyor yeniden. "Sanki hayvan yavrusundan söz ediyorlar! Doğur sokağa at ! Kendi kendine büyüsün ! Benim iki oğlum var. Onları büyütüp okutuncaya kadar göbeğimiz çatladı. Ben de karım da bir gün görmedik. Ne oldu ? İkisi de işsiz ! Koca adamlar hala elime bakıyor. Vermesen olmuyor, versen verecek gücün yok; şaşırıp kaldık. Bu yaşta, sabahın köründe, bu otobüste , benim ne işim var ?"
Eğitim, sağlık, işsizlik, emeklilik, yeni çalışma yasası... sorunları tartışıla tartışıla son durak Batı Kent'e geliniyor.
Otobüsten inen yolcular koşarak metroya yöneliyor. Çoğu tedbirli, kartlar makinalara sürülüyor, merdivenlerden hızla iniliyor, metroda ayakta da olsa yer bulunuyor. Nedense metroda sessiz bir yolculuk yapılıyor. Yüzler asık , sıkıntılı yeni bir güne günaydın denmeden başlanıyor...

Eve dönüş güzel. Mutluyum burada olmaktan. Ama yetmiyor bu, hiç yetmiyor. Bunca can bunca insan mutsuzsa, ülkenin geleceğiyle oynanıyorsa kişisel mutluluğunuzla yetinebilir misiniz ?

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Hoş geldiniz.Yazılarınızı özlemişiz. Mutlu olun mücadele ediyorsunuz.

aysema dedi ki...

Teşekkür ederim.