5 Mart 2008 Çarşamba

İSTEDİKLERİ TAM DA BUYDU

Gördünüz mü olanları... Tam isabet... Ülkeyi karıştırmayı başardılar...
Bundan sonra işleri biraz daha kolaylaştı...
Önce uyuyan devi uyandırdılar. Gençliğin ateşini fitillediler... Kendileri geri çekildi , görevlendirdikleri kişi üniversite öğrencilerini birbirine kırdırmak için elinden geleni yapmaya başladı. Şimdilik kısmen başarılı oldu. Her ne kadar çürük yumurtalar kendisine yöneltildi ise de bunun sonu korkarım daha iyi olmayacak.
Üniversiteleri mimledi. Hangisi gerici, hangisi ilerici, hangisi çıkarcı tartışılmaya başlandı. Profesörleri, doçentleri, öğretim görevlilerini, dekanları birbirine düşürdü.
Yurttaşları sizden bizden diye ayrıştırma çalışmalarına başladılar.
Sünni, alevi diyerek din üzerinde oynanmaya başlandı.
Kürt , Türk diye diye ayrıştırmayı kaşıdılar.
Doğu, Güneydoğu ve tüm bölgelerimizdeki insanlarımızın yoksulluğundan yararlanmaya çalışarak sadaka kültürünü geliştirdi.
Anayasa değişikliğini bizden önce ABD 'ye taşıdılar. Ülkeye girişi yasaklanan kişinin öncülüğünde yaptılar bunu...
Ve bütün bunlar yetmezmiş gibi en saygın , en güvenilir kurumumuzu tartışılır hale getirdi.
En çok ordudan korkuyorlardı aslında... Onun tutarlı, onurlu, dik duruşu tedirginlik yaratıyordu. Halk sık sık karşılaştırma yapıyor ; orduyu güvenilirlik konusunda tepelere taşıyordu...
Önce yavaş yavaş, ufak ufak gözden düşürme çalışmalarına başladılar. Her kurum üyelerinde suça bulaşmış kişiler olabilir. Kendileriyle ilgili yolsuzluk iddialarını aflarla kapatmaya çalışırken, küçük rütbeli emekli askerlerle ilgili en küçük haberi gerçekmiş gibi allayıp pullayarak gözümüze gözümüze soktular. Ama orduyu Türk halkının gözünden de gönlünden de düşüremediler. Durmadılar. Çalıştılar, canlarını dişlerine takıp çalıştılar. Ahtapotun kolları gibi her yere her köşeye sinsice sokulmayı başardılar.
Adliye tamamlanmak üzereydi. Mülkiyeyi halletmişlerdi. Milli Eğitim tamamdı. Bir ordu kalmıştı...
Onu da sonunda tartışılır hale getirdiler. Şehitlerin kanı üzerinden yaptılar bunu...
Bilmiyormuş havası verdiler. Bildikleri ortaya çıktı. Kendimiz karar verdik, dediler; öyle olmadığı anlaşıldı. Bizden başka herkesin bildiği bir olayı bizden sakladılar. Dünyanın öğrendiği saatlerde biz olmaz, olamazı tartışıyorduk. Acaba Türk halkı askeri için tehlikeli bir durum mu ortaya koyuyordu!.. Asıl kötülük yapabileceklere duyurulmuştu. Bizden başka herkes durumdan haberdardı. Bilmeyen bizdik...
Bu kadar olay yaşanıyor; Dışişleri, Milli Savunma Bakanlarından tek satır bir şey duyulmuyor. Kadınlarımızın geleceğiyle ilgili oyunlar sahneleniyor, yer yerinden oynuyor; Kadından Sorumlu Bakan ortalarda görünmüyor.
Bu dönemde Bakanlık en kolay işmiş görüntüsü veriyor. Hiç bir iş yapmadan Bakanlık yapılıyor. Ne güzel bir yönetim...
Muhalefetle asker karşı karşıya gelmiş gibi bir görüntü sergileniyor.
Bütün bu karışık ortamda neler planlanıyor, hangi oyunlar oynanıyor , kimlerle ne gibi anlaşmalar , sözleşmeler yapılıyor ? Bilenler söylemiyor, tartışanlar bilmiyor. Ulusumuz uçuruma doğru uygun adımlarla sürükleniyor, sürükleniyor, sürükleniyor...
Ve cuma günü Talabani geliyor !..

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Yurtları sizden bizden diye ayrıştırmıyorlar. "ATATÜRK"ÇÜ Laik yurt kalmadı neredeyse.

aysema dedi ki...

Yorumunuz için teşekkürler. Okuduğunuzu bilmek beni mutlu ediyor.