23 Mart 2008 Pazar

KALDIRIMLAR

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık ;
Yukarlardan damları kolluyor yıldırımlar;
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor ;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler.
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor,
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi ;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır .
Kaldırımlar, duyulur, sesi kesilince sesi ;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta ;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum !
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta ;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum !

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideğim yol gitsin ;
İki yanımdan aksın, seller gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin ;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim ;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları !
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya ;
Alsa buz gibi taşlar alnımdaki ateşi.
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

(N.F.Kısakürek)

0 yorum: