25 Mart 2008 Salı

SİZ HANGİ HANE' DENSİNİZ

Hane sözcüğü önemli... Eklendiği sözcüğe çeşitli anlamlar yüklüyor. Bunların en acı vereni sanırım hapishane... Kimsenin girmek istemediği, girenlerin de bir an önce çıkmak istediği bir yer. Nice romanlara, şiirlere konu olmuş...

Bizde de edebiyatı çok yapılmış. Hapishaneden geçmeyen yazar çizer takımı çok az. Bir de kader mahkumları var... Her birinin de bir öyküsü... Bir de türküsü vardır mapushanelerin :

" Akşam olur mapushane kitlenir
Kimi kağıt oynar kimi bitlenir
Kiminin Temyiz'den evrakı gelir
Düştüm bir ormana yol belli değil
Yatarım yatarım gün belli değil... "

Allah kimseyi düşürmesin diyerek haneler arasındaki gezintimizi sürdürelim mi ?

Okumaya devam ettiğinize göre bunu istediğinizi varsayarak yola devam edelim. Bu acı türküden sonra sizi tatlı bir yere davet ediyorum. Anladınız sanırım. Pastaneden söz ediyorum. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum burada bir heceyi kaybettik. Ünlü ( sesli) harften sonra gelen sözcüklerde bu düşme yaşanıyor dilbilgisi kurallarınca. Ünsüz (sessiz ) harflerde ise "hane" haneliğini koruyor. Neyse efendim düşen yalnızca hece olsa önemli değil. Ama içime öyle bir kurt düştü ki hiç sormayın... Buranın kapıları herkese açık. istediğin zaman gir , istediğin zaman çık. Kime ne ? Yok yok buraya girebilmek o kadar da kolay değil. Önce ceplerinizi, cüzdanınızı yoklayın bakalım... Var mı kenarda köşede kalmış biraz para ? O zaman girin içeri, seçin canınızın çektiğini... Ben biraz önce düşünmeden yaptığım daveti üzülerek geri çekmek zorundayım.

" Cep delik, cepken delik
Kevgir misin be kardeşlik..."

durumları, malum !.. Hepinizi ağırlayamam..

Efendim bir de dershane denen , okula benzer , ama okuldan başka bir yer var. Çocukların çok yorulmasına karşın sevdikleri bir yer... Devlet kendi okullarıyla ilgili düzeltmeleri yapmadığı sürece ikinci okul olma işlevini sürdürecek bir kurum... Velilerin de okul koruma derneklerine yılda bir kez yapılan küçücük yardımdan kaçtıkları, dershanelere ise avuç dolusu para yatırdıkları bir yer... Hep çok para kazandırdığı söylenen, içinde olunca öyle olmadığı anlaşılan bir kurum. Patronların ne kazandığını bilemeyeceğim, ama yaşantılarına bakınca hatırı sayılır bir şeyler olduğu kesin. Eğitim kurumu ama ticarethane aynı zamanda... Velilerin işi zor. Zor ama, yine de :

"Bugün... bugün iyi
Belki de hepsinden.

Yarının ne olacağı
Şimdiden bilinir mi ? "

Behçet Necatigil gibi düşünen veliler , çocuklarının geleceğini kurtarmak adına ceketini satıp getiriyorlar dershanaye...

" Sizin yanınızda olmak ne iyi çocuklar
Ne iyi
Düşünceyi asıp bulutlara
Özgür kelebekler gibi

Sizin elleriniz ne ince çocuklar
Ne ince
Solmasın mutlarınız
Deli gibi rüzgar değince

Sizin umutlarınız ne büyük çocuklar
Ne büyük
Değdikçe zamanın eli
Sizin de yaşantılarınız bölük

Sizin gözleriniz ışın ışın çocuklar
Işın ışın
Duymayın körpe yüreklerinizde
Endişesini kışın

Yalnız sizin sevdiğiniz gerçek çocuklar
Yalnız sizin
Sizde mavisi sizde rüzgarı
Gök ve denizin "

İlhan Geçer'in şiiriyle çocuklarımıza sevgilerimizi iletip yolculuğumuzu sürdürelim birlikte. Yorulduk mu sevgili okurlar ? Hele de öğrenciyseniz, ya da öğrenci okutuyorsanız yorulmasanız da yorgun hissettiğinizi tahmin etmek güç değil... Ben de üniversitede çocuk okutan bir insanım. Bilirim neler yaşadığınızı, ne halde olduğunuzu...

İyisi mi gelin şu kırahathanede , yok artık adı böyle değil, kitap gazete gözden düştüğünden beri adı artık kahvane oldu; orada bir mola verelim , ne dersiniz ?

"Burası dalyan kahvesi
Ortalık süt mavisi

Bir de meyhane mi vardı ?

Apostol bu ne biçim meyhane
Tabağımda bir bulut
Kadehimde gökyüzü "

Yazdıkça aklıma geliyor. Ne çok hanemiz varmış da biz görmezden geliyormuşuz ?

Neyhane'de mi sıra ? Ney deyip de Neyzen Tevfik'i anmamak olmaz. Mevlana'ya da bir selam gönderelim. Mevlana'dan küçük birkaç dize:

"Sev sev
Sevmeyi öğren
Sevmeye çalış
Dünya senin sevmen için yaratılmış
Önce aşkı öğren
Küçük bir çocuk bak ne güzel
Ya onu dünyaya getirenler "

Evet çocuklar... bizim çocuklarımız. Mevlana'nın dediği gibi onlar da, onları dünyaya getirenler de çok hoş... Ancak bu hoşluk hep böyle gitmiyor. Gitse en az üç de beş de olsunlar ! Bir de yetimhane gerçeğimiz yok mu ? Oraları dolduran çocukları görmezlikten mi geleceğiz ? Bunlar kimin çocukları ?

" Minicik dünyalarında önce
Bir sıcak somundu düşündükleri
Ancak düşlerinde biçtiler
Tınaz tınaz gür ekinleri

Onlar taş basıp bağırlarına
Gurbetin kapısını çaldılar
Uzak çeşmelerden birkaç yudum su
Az sevinç çok umutla terli bir uyku
Kocaman kentlerde ufalıp dağıldılar. "

Önce hastaneye uğrayalım şimdi de... Aklıma bir türkü düştü burada bakalım doğru anımsayacak mıyım ?

" Hastane önünde incir ağacı, doktor bulamadı bana ilacı..."

Eh bukadar sıkıntıdan sonra hala çıldırmadıysanız, tebriği hak ediyorsunuz demektir. Nereye geldiğimizi anladınız sanırım...

Tımarhane... Aaa ne ayıp ! Tımarhane denir mi ? Denmez denmez , bunu ben de biliyorum ama "hane" dedik düştük yola ya, ondan bu şekilde kullandım. Hala delirmediniz mi siz ?
Geçen yaz Tenis Kortu'nun duvarının dış yüzünde bir yazı vardı, duvar yazısı... Sanırım gençler yazmış. O yazıyla vedalaşmak istiyorum sizlerle...

" Ben senin aşkından deli oldum , sen deliyim diye beni terk ettin!.. "

Sevdiklerinizle hanenizin değerini bilin , mutlu yaşayın... Akıl sağlığınızı koruyun...

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Sn.Öğretmenim
Eğitimden bahsettiğinizde yaram azıyor. Geleceğimizin eğitmenlerin elinde olduğuna inanıyorum.Öğretmenler inanıyorlarmı? Yoksa mazeretlerimi çok.

aysema dedi ki...

Hiç kuşkunuz olmasın öğretmenlerimiz dün olduğu gibi bugün de geleceği aydınlatmaya devam edecektir. İnanın sınıfa girdiğimiz zaman her şey dışarda kalıyor. Dünyanın en güzel mesleği... En yüce mesleği... Yakınmalarımız öğretmenlerden değil, yanlış yönetenlerdendir.
Siz öğretmenlere güvenmeye devam ediniz.

KAPTAN dedi ki...

Sayın Aysema,
Yorumunuzda türkçe konusundaki duyarlılığımdan etkilendiğinizi belirtmişsiniz.Çok teşekkür ederim.Sizde takdir edersinizki, insanın bu tür eleştiriler alması çok güzel.Fakat sizin yazılarınızı okuyunca bırakın etkilenmeyi,hayran kaldım.Üslubunuzu çok beğendim.
Yorumumu,her ne kadar şahsını sevmesem de Bülent Ersoy'un bir cümlesiyle noktalamak istiyorum.
Fevkaladenin fevkinde.
Başarılarınızın devamı dileğiyle.

Adsız dedi ki...

Sayın Kaptan,
Yorumunuz ve övgüleriniz için çok teşekkür ederim. Türkçe bizim ana dilimiz. Herkes özen göstermelidir.
Saygılar...