11 Nisan 2008 Cuma

ANLATIM BOZUKLUKLARI (III) VE BEN NERDE YANLIŞ YAPTIM


Yanlışı bilgisayara geç başlamakla yaptım...

Çocuklar üniversiteye gitmişti... Bu bilgisayar onlardan kalmıştı. İki üç yıl bilgisayar evde öylece durdu ve ben bir türlü açmaya cesaret edemedim. Geç kaldım, geç...

Bizim kuşak biraz şanssız mı ne ? Küçüklüğümüzde büyüklerimizin eskileriyle büyüdük. O yıllarda su küçüğün, söz büyüğündü... Çocuklar için söz gümüşse sukutun altın olduğu yıllardı. Bizler de fazla sorun çıkarmamaya çalışarak bugünlere geldik. Büyüdük işte... Ohh sıra bizde, dediğimizi düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Sıra bize hiç gelmedi ki... Artık söz de su da öncelikle çocuklarımızındı. Bundan yakındığımı düşünmeyin sakın. Durum değerlendirmesi yapıyorum sadece. Biz gönüllü olduk da diyebilirim çocuklarımızı öyle yetiştirmeye. Neyse efendim, bu bilgisayar doğal olarak onlara yetmemeye başladığı için , çocuklara yenileri alındı ve böylece bizim de bir bilgisayarımız oldu...

Biraz teknoloji özürlü olduk anlayacağınız. Başlangıçta çocuklar çok istediler bilgisayar kullanmamı; ama şimdi pek emin değilim. Şaka bir yana biraz fazla zorluyorum galiba onları. Şıkışınca şu nasıl olacak , diye telefona sarılıyorum. Başlangıçta onlar anlatmakta, ben anlamakta epeyce zorlandık. Bilmekle öğretmek doğru orantılı olmuyor her zaman. Öğretmenlikten biliyorum. Öğrencinin seviyesine inmeyi bilmek de önemli. Bir süre seviye sorunu yaşadık. Ben Alfabeyi sökmeye çalışırken, onlar bana roman okutmayı denediler ; sonunda orta yolda buluştuk. Bugünlere geldik... Öğrenciliğim devam ediyor bu konuda, bitecek gibi de görünmüyor.

Böylece çetleşmeye başladık çocuklarla... İlk zamanlardı sanıyorum... Yazmaya başladım zorlanarak, bu arada "de" bağlacını bitişik yazdığımı fark ettim! Boşver dedim, kendi kendime, silip tekrar yazmak o zaman oldukça güç geliyor bana, fark etmezler nasılsa ! Yazıyı bitirdim, tabi ekrana bakmadan yazıyorum usul usul... Kafamı kaldırdım, eyvah ki ne eyvah!.. Bunlar zamane çocukları, gözlerinden hiç kaçar mı ? Yakalamış fırsatını !

Önce "cıkk cıkkkk cıkk !" ları gördüm, arkasından da " Bakıyorum "de" bağlacını unutmuşsun, bilgisayara başlayalı" uyarısını, küçük kızımın !
Haklıydı, ne diyebilirdim ki...

Evet... Bağlaçlar ! Bakıyorum en fazla yanlışı bu konuda yapıyoruz. Oysa çok kolay. Bağlaç olan sözcüğü çıkardığımızda daralma olsa da, cümlenin anlamı bozulmuyor. Ekleri çıkardığımızda anlam tamamen bozuluyor.

Bir denemeye var mısınız ? " Aysema bilgisayarda yazıyor. " cümlesini şöyle yazsak olur mu ? " Aysema bilgisayar yazıyor." Oldu mu şimdi bu ? Olmadı, demek ki buradaki "- de " ek ve bitişik yazılması gerekiyor. Bir de şunu siz deneyin. "Çocuk ev(de) uyuyor. Kalsın o -"de" yerinde değil mi ?

Şimdi de şu örnekleri inceleyelim birlikte : " Bu yazı (da) okunur mu? " " Ev de çok güzelmiş. " " Yeni hazırlanan Sosyal Güvenlik Yasası kadınların haklarından da çoğunu ellerinden alıyor. " Gördüğünüz gibi buradakiler bağlaç ve çıkardığımızda cümle bozulmuyor. (Biraz anlamda daralma oluyor kuşkusuz.)

Yanlışlarımızdan biri de "mi" soru ilgeci ... Bu da ayrı yazılmalıdır. "Mi " den sonra gelen ekler de onunla birlikte hareket etmek zorundadır. Örneğin :

" Çocuk muyuz, ahh keşke çocuk olsak ! "

" Sevdiniz mi bu dizeyi ? "

Dert bir değil ki... Evet anladınız sırada "ki" ler var; az da değil, tam üç tane...

Bağlaç olan ayrı yazılacak doğal olarak :

" Duydum ki unutmuşsun, gözlerimin rengini..."

" Dediler ki ıssız kalan türbende, vahşi güller açmış; dermeye geldim. "

" Ben hep yazarım, yeter ki siz okuyun ... "

Ek olanlar iki tane... Bunlar ek oldukları için eklenerek yazılır.

"Evdeki pazar , çarşıya uymuyor."
"Çocuklardaki akıl, bizde yok. "
"Dünkü olayda kimlerin parmağı var.

Dikkat edilirse, "-deki" şeklinde geliyor ve kendisinden sonra gelen adı niteliyor. Sıfat türetmeye yarayan bu "-ki " ayrı yazılmaz.

Üçüncüsü ve de sonuncusu çoğunlukla "- inki, imki " biçiminde karşımıza çıkıyor ve ismin yerini tutuyor. Bu da ayrı yazılmaz.

" Seninki , benimki demeden herkese eşit davranmak zorunda değil mi siyasilerimiz. Seninki derken, " senin adamın" demek istiyoruz " ki " eki sayesinde...

" Kadın Hakları derken erkeklerinkini de gözardı etmemeliyiz."

Sizleri sıkmak istemiyorum. Son olarak "de" ile ilgili unuttuğum bir şeyi de eklemek istiyorum. Ek olanlar, ünsüz benzeşmesi gereği " - te, ta " olabilirler. Bağlaç olan " de" nin böyle bir şansı asla olamaz. Ayrı yazılır ve sadece " de, da " biçimiyle kullanılır.

Kızmazsanız sizlerden bir ricam olacak şimdi. Hepimiz yazdığımız bir yazıyı yeniden okuyalım. Kaçaklar varsa yakalayalım. Bundan sonra da kaçırmamak için gerekli önlemleri alalım . Güzel Türkçemiz adına yapalım mı bunu.

Sonra biri çıkar da " cıkk cıkkkk cıkk ! " diye bağırırsa şaşırmayın. Benden hatırlatması...

Her zaman olmasa da " Ben nerde yanlış yaptım ? " sorusunu kendimize sormalı değil miyiz ?

Keşkeleriniz az ; iyikileriniz çok olsun efendim...

10 yorum:

KAPTAN dedi ki...

Sayın Aysema,güzel Türkçemizle ilgili bu günkü dersimide aldım ve bilgisayarıma kaydettim.Çok teşekkür ederim.
Sağlıcakla kalın.

Adsız dedi ki...

Sevgili kaptan, dersinizi almissiniz ama "de"yi birakmissiniz.:)))
"dersimi de"ye dikkat:)
umarimm kusura bakmazsiniz.
sevgiler

ilbilge

aysema dedi ki...

Sevgili Kaptan ve Sevgili İlbilge,
Öncelikle ikinize de çok teşekkür ederim. Yazılarımı okuduğunuz, yorum yazdığınız ve Türkçe tartışması başlatarak katkı sağladığınız için.
Arada kaçaklar oluyor hepimizde.
Yakalamak için elbirliği gerekiyor.Eleştirilmek, övülmek kadar değerli olmalı değil mi ? Yoksa nasıl iyiye,güzele, doğruya ulaşabiliriz ki...
Bu arada küçük bir hatırlatma : Hitapların ilk harfi büyük yazılır.
Sevgiler, saygılar...

Galeni dedi ki...

Ne zormuş tam anlamıyla dilimize hakim olmak. Ama güzel olan öğrendikten sonra hakkını vererek kullanabildiğini görmek. Ama ne kadar dikkat edersem edeyim mutlaka kaçaklar oluyor :(
Geçenlerde Msn'de bir arkadaşımla bu konuyu konuşuruyorduk, iki arada bir derede son yazımda gözümden kaçan 2 hatayı sıkıştırıverdi lafın arasına. O kadar da kontrol etmiştim oysa, nasıl sinirlendim anlatamam...
Sevgili Aysema'nın sayesinde bu işi bir güzel öğreneceğiz inşallah :)

Adsız dedi ki...

Çocuklarımla berabar (Yüksek Okuldaki Çocuğumada önererek)günlük eğitimimizi aldık! Hata yapmamaya çalışarak yorum yazıyorum. Beni terbiye ediyorsunuz.TEŞEKKÜR EDERİM.

aysema dedi ki...

Sayın Okuyucum,
Terbiye ediyorsunuz ne demek ? Hiç öyle şey olur mu ? Ne haddime... Sadece bildiklerimizi paylaşıyoruz. Çocuklarınıza okutmanıza da çok sevindim. Bazen ders demeden yönlendirilenler dersten de yararlı olabiliyor. Katkım olursa kendimi mutlu hissedeceğim. Ayrıca yorumlarınız beni daha iyisini yapma çabalarına yönlendiriyor. Sağ olun.

aysema dedi ki...

Sevgili Galeni,
Yazını bu kez yazım hatası arayarak okudum ve sevinerek belirtmeliyim ki hiç yanlış bulamadım. Zaten çok güçlü bir kalemin var. Bunu okuduğum yazılarında da görebiliyorum. Zaman zaman hepimizde kaçaklar oluyor. Önemli olan dile özen göstermemiz. Biz de duygu ve düşüncelerimizi paylaşırken dilimizi doğru kullanmaya çalışıyoruz. Burada hepimiz övgüyü hak ediyoruz değil mi ?

Adsız dedi ki...

Sn.Öğretmenim
"Terbiye olmak" öğrenme adapı biçiminde! Kullandım. Yinede sizin gibi bir Öğretmenden ben ve çocuklarım eğitim almak isterdim, alıyoruzda...SAYGILAR
EMİR:)

Galeni dedi ki...

Teşekkür ederim öğretmenim :) Evet hepimiz övgüyü hakediyoruz belki ama övgünün büyüğü size. Öncelikle kutsal mesleğinizi sadece mesai saatleri içinde bırakmayıp her alana taşıdığınız için. Sonra bizlere verdiğiniz destekle yüreklendirdiğiniz için.

aysema dedi ki...

Tekrar tekrar teşekkür ediyorum sizlere. Beni onurlardırdınız.
Sevgiler, saygılar. Çocuklarınızın gözlerinden öpüyorum. Yolları aydınlık, başarıları gururumuz olsun.
Böyle duyarlı, ilgili babaları olduğu için de çok şanslı olduklarını unutmasınlar.