19 Nisan 2008 Cumartesi

BLOGLAR ARASI YOLCULUK

Son zamanlarda seyahat etmek oldukça ilgimi çekiyor. Hem gerçek yaşamımda hem de sanal olanında...

Bugün sanal yolculuklarımdan söz etmek istiyorum. Evet , başlıktan da anladınız blogları dolaşıyorum sık sık.

Blog yazmayı hiç düşünmemiştim. Daha doğrusu varlığından haberim bile yoktu... Bir rastlantı sonucu öğrendim. Merakla neymiş bakalım derken bir anda blog sahibi oldum. Ve daldım içine... İçimde yılların biriktirdiği yazma tutkusunu da düşünürsek arayıp da bulamadığım bir ortamdı benim için... Çılgınlar gibi yazmaya başladım. Sonradan görmüşlerin şaşkınlığı içinde yazdım yazdım. Abur cubur atıştırmak gibi yazdım. Hem geçmişimi , anılarımı, günlüklerimi, mektuplarımı, aşkımı, sevgilerimi yazmak istiyordum; hem de bugünü... Şaşkın şaşkın yazıyordum sadece... Okunacağını da sanmıyordum doğrusu...

Sonra derin bir uykudan uyanır gibi kendime geldim. Yazdıklarım okunuyordu, üstelik birileri üşenmeyip bunlara yorum da yazıyordu. Ve benden başka blog yazarları da vardı. Başkaları da başka yerlerde yazıyorlardı. Ne yazıyorlardı, nasıl yazıyorlardı ? Merak ve öğrenme iki kardeş değil mi ? Bende ikisi de var . Başladım yolculuğu...

Bazılarında kısa, bazılarında uzun konakladım. Beğendiklerim de oldu, beğenmediklerim de...Türk Blog Yazarları Topluluğuna üye oldum. Birkaç tartışmaya katıldım. Sanal alemde sosyalleşmeye başladım böylece...
Blog yazarlarını tanıdım, amaçları hakkında az da olsa bilgi sahibi oldum. Amaçlar da , istekler de , yöntemler de çeşit çeşit... Her birinin tadı başka. Zamanımız çok olsa da daha çok okuyabilsek birbirimizi. Ulaşamadığımız kimbilir ne değerler vardır, keşfedilmeyi bekleyen...

Yolculuk sırasında sevdiklerimi bloguma ekledim. Zamanla yenilerini de ekleyeceğim.

Bu arada dolaşırken dikkatimi çeken bir blogdan da söz etmek istiyorum. Adı " Beyin Labirentlerimden Yansıyanlar". Okudum yazılardan bir kısmını, çok beğendim. Bunu da eklemeliyim diye düşündüm. Ve yazan kısmına bakınca şaşırdım. " Alternatif Yaşam Planlaması " blogunda okuyup beğendiğim kişi imiş yazarı. İnsan ruhu çok tuhaf. Neden bazı şeyler bizi bu kadar kendine çekiyor ? Yorumu size bırakarak bir dostla karşılaşmış gibi sevindiğimi sizlerle paylaşmak istedim.

Bir başka blog da " Bana Cümleni Ver "... Bu blog ve yazarı Kelime...
Beni kendine çekti , tutkuyla bağlandım. Hem düşünsel , hem duygusal hem de sanatsal birçok güzelliği bir arada yaşatıyor bana. Ayrıca bir yazıma da gönderme yapmış. Çok sevindim. Marifet iltifata bağlıymış. Bu bende daha güzeli arayıp bulma, daha güzeli yaratma isteği uyandırıyor.
Kelime... Ne güzel isim. Bana Cümleni Ver, yaratıcılığın kendisi değil mi ? Okumak, tatlı tatlı kendinden geçmekmiş. Sevgili Kelime seni okurken kendimden geçtiğimi hissediyorum... Duyguyla düşüncenin harmanlandığını görmek bende hayranlık duygusu uyandırıyor.

Alternatif ve Beyin, nedense huzur duymamı sağlıyor.

Yazi- yorum, beni gençliğime taşıyor.

Sibel'in Günlüğü , onun gezdiği yerleri , yediği yemekleri, içtiği dibek kahvesini , yorum yazan arkadaşlarını sevdiriyor bana...

Türk Blog Yazarları' ndan, tanımaya başladığım yeni bloglar, bende öğrenme isteği uyandırıyor. Teknoloji konusunda yardım öneren blogcu arkadaşlar, yardımlaşmanın güzelliğini anımsatıyor.

Artemis, özgürlük duygumu güçlendiriyor.

Osman Börtücene , bilime saygı uyandırıyor...

Mert Ulaş 'ın askerlik anısı beni güldürüyor. Asker , komutan ve silah gözlerimin önünde birden somutlaşıyor.

Evet, bu kadar değil doğal olarak . Başkaları da var. İyi ki de var. Daha da artmalı okuyanımız ve de yazanımız. Yaza yaza yazma yeteneğimiz gelişiyor. Yazdıkça yazmak, yazdıkça okumak istiyoruz. Çok güzel bloglar var. Amacımız güzelin daha güzeline ulaşmak. Bu da kendi kendine olmuyor. Nasıl yazılması gerektiğini bilmek, iyi yazmak anlamını da taşımıyor. Yazarak bunu geliştirebiliyoruz. Tıpkı çoğumuzun, ya da benim diyeyim; çantamda taşıdığım ehliyet gibi. Araba kullanmayı bilmeniz, ehliyet almış olmanız iyi sürücü olduğunuzu kanıtlamıyor ki... Kalabalık bir caddede, tek başınıza, direksiyonun başına geçeceğiniz güne kadar uğraş vermek zorunda değil misiniz ? Evet, evet yılgınlık yok yazmaya devam...

Okuyan, yazan, eleştiren, yorumlayan herkese selam olsun. Bloglar güzelliklerle dolsun...

7 yorum:

Galeni dedi ki...

Daha önce de web sitesi denemelerim oldu, forum türü şeylerdi. Blog olayına ben de çok geç girdim. Eski kız arkadaşımın blog sitesini okurken heveslendim yazmaya. Bir ara beraber yazacaktık, bir ara da ayrı bir site açacaktık filan derken olmadı. (kendisine bir teşekkür borcum var bu konuda)Kısmet Yazi-Yorum.net sitesineymiş.
Sevgili Aysema, geç olsa da güç olsa da iyiki yazi-yorum sitesini açmışız. Onun sayesinde seni tanıma şerefine nail olduk (iltifat değil), ayrıca senin sitene gelip tadına doyulmaz yazılarını okuma şansını yakaladık. Hemen hemen hergün uğruyorum, bazı yazılarda kilitlenip yorum yazamıyorum :)
Eline, yüreğine sağlık...

Adsız dedi ki...

Yazı ile paylaşalım düşüncelerimizi, kayıtlara geçsin! Söz gibi istediğin yere gitmesin!
Tüm yazanlara, paylaşanlara "SELAM OLSUN"
EMİR:)

Adsız dedi ki...

Gönlüm aydın idi hep
Arasında o insan kardeşlerimin
Sevmekten.
Uğraştım akşamlara dek
Düşündüm sabahlara
Ne diye, ne diye benden ötede hepsi ?

F.H.Dağlarca

Adsız dedi ki...

Ne hoş ey güzel Tanrım ne hoş
Maviliklerle sefer etmek.
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.

Orhan Veli

Adsız dedi ki...

Bende de yazma istegi uyandirdiniz.

kelime dedi ki...

Blog diyari siz olmadan eksikti bence. Iyi ki varsiniz! Inanilmaz bir renk ve destek. Ogrenecek cok seyimiz var. Sevgiler, opucukler

kelime

aysema dedi ki...

Çok çok teşekkür ediyorum hepinize. Elinize, yüreğinize sağlık.