21 Nisan 2008 Pazartesi

YOLLARIN ARDINDA KIMLER VAR ?

" Yine bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi..."
Pazar günüm oldukça yoğun geçti. Önce evde, sonra da dershanade...
Evde taze taze olsun diyerek son güne bırakılan pasta, börek işi; dershanede cuma günü yapılacak olan bölüm sınavıyla ilgili hazırlıklar ve dersler. Hani kan ter içinde kaldım denir ya öyle...
Akşam kendimi otobüsün koltuğuna güçlükle attığımda derin bir soluk aldım. Ne kadar da yorulmuşum. İnsan koşuştururken farkına varmıyor. Zamansız gelen ağustos sıcağı da üstüne eklenince daha fazla direnemeden bir süre uyuyakalmışım. Gözümü açtığımda otobüs duruyordu. Geldik mi yoksa, neredeyiz, ben kimim ,derken ayıldım. Baktım yolcu almak amacıyla durmuş otobüsümüz. Bir saattir yoldayız.
Ben uyku mahmurluğunu atmaya çalışırken genç bir bayan gelip yanımda durdu ve selamsız sabahsız : " Pencere kenarı benim !" diyince iyice açıldım. Kalktım ve o pencere kenarına otururken ben de yeni koltuğuma yerleştim. Otobüsümüz de tekrar hareket etti. Dinlenmiştim. Biraz sohbet iyi olurdu. Yan gözle yol arkadaşıma baktım. Hayır, böyle bir şansımız olmayacaktı. Arkadaşım kulaklığını takıp iç dünyasına kapanmıştı bile... Aslında ben de yolculukta fazla konuşmayı sevmeyenlerdendim ama arkadaşım benden de beter durumdaydı. Çevreme baktım, herkes kulaklıklıydı. Çaresiz ben de kervana katıldım. Kanallar arası yolculuğuma da başlamış oldum böylece...
İlk kanalda bir reklam... Hocaefendimiz burada da beni bulmuştu. Reklamı hemen kapattım. Diğer kanala geçtim hemen. Eskilerden bir şarkı: " Yine bu yıl ada sensiz içime hiç sinmedi... " Geçen yıl da "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı"nı İstanbul'da çocuklarımla geçirdiğimi hatırladım.
Manzara çok güzeldi . Yolla birlikte yeşilin her tonu gözlerimizin önünden akıp gidiyordu. Buna zaman zaman denizin maviliği de eklenince görülmeye değer güzellikler oluşuyordu. Deniz nasıl da sakindi. Çarşaf gibi. Nisanda olacak iş mi bu ? Doğanın dengesini mi bozduk iyice...
Tekrar kanal değiştirdim. Yine dini yayın yapan bir kanal , ne kadar da çoğaldı son zamanlarda. Aslında dinle ilgili değil sohbetler. Hurafelerle ilgili demek yanlış olmaz sanırım. Ne dediği anlaşılamayan garip sohbetler din diye yutturulmaya çalışılıyor. Baktım çoğunluk ikinci kanalda durmuş. Ben de açtım o kanalı. Televizyonun sesiymiş meğer. Acun pazarlıkta programı açıktı , ekranda görüyordum; şimdi sesini de duyuyorum artık..
Açalım mı ? Açmayalım, sayalım... Yirmiii, on dokuzzz, on sekizzz, on yediiii... Oldum olası sevemedim bu tür programları. Kolay para kazanmak isteyenler toplanmış, aç yok açma; içinden ne geçiyor, açsın mı açmasın mı ? Bilgi yarışması olsa neyse... Bir ara M.Ali Erbil de insanları yalvarta yalvarta bir şeyler veriyordu. Dilenciliğin modernleşmesi bu olsa gerek!..
Neyse mola yerine de gelmiştik. Yarım saat Sapanca'dayız. Sonra ver elini İstanbul...
Yolların ardında sevdiklerim var...
.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Sevgili hocam,önce yolculukta yanınızda oturan kişinin konuşmadığından yakınmışsınız. Bence şanslısınız. Çünkü yol boyu abuk sabuk laflar edebilir ve sizin yorgunluğunuza daha da yorgunluk katardı. Oldum olası yolculukta hele gündüz ise yanımdakinin hiç konuşmasını istemem doğayı seyretmek daha güzel oluyor.
Gelelim TV ve Radyo kanallarının programlarına .Ahh hocam ahhh. Demek ki işinizin yoğunluğundan radyo dinleme, TV izleme fırsatı bulamamışsınız.Eğer izlemiş olsaydınız bu tür yayınların var olduğunu görecektiniz.Dini yayın yapanlar elbetteki arttı.( reyting reyting reyting..Para para para ) fazla söze hacet varmı hocam
A.ÖZTÜRK

Adsız dedi ki...

Herşeyden sıkılmaya başlamışsınız? Sanırım siz kare düşünüyorsunuz!
EMİR:)

aysema dedi ki...

Teşekkürler...