12 Nisan 2008 Cumartesi

YUH İNSANA KIYANLARA YUH YUH

Ağlayarak yazıyorum bu yazıyı...
Bugün "Ulusal Egemenlik Mitingi " vardı Ankara Tandoğan'da ve ben gidemedim... Dersim vardı , gidemedim.

Gidemedim derken bedenimle gidemediğimden söz ediyorum. Yoksa aklımla, yüreğimle, ruhumla, bilincimle oradaydım.

Gözümle, kulağımla oradaydım. Her söz benim sözüm, her duygu benim duygumdu; o güzel, o aydınlık , o yurtsever, o insan sever , o bağımsızlıktan yana, ulusal egemenlikten yana insanlardan yansıyan...

Yuh yuh soyanlara ,
Soyup soyup kaçanlara
Yuh insana kıyanlara
Yuh yuh ; yuuuuh !

Diye ben de bağırıyordum televizyonun karşısında. Sizler gibi, sizlerle birlikte, Mahsuni Şerifle birlikte...

Yuhhhhhh nefsine uyanlara, yuh insana kıyanlara , yuh yoksulu soyanlara, yuh her şeyi satanlara yuuuuh yuhhh diye haykırıyorum!..

" Bağımsızlık benim karekterim . " dememiş miydi Atatürk ?

Türkiye Büyük Millet Meclisi' mizdeki odaları tek tek aramadı mı birileri! Neymiş Avrupa Birliği Başkanı Meclisimizde konuşma yapacakmış. Onun güvenliğinden emin olmak için korumaları, bizim ülkemizde , bizim meclisimizde her köşeyi arıyor. Ne hakla ! Biz Meclisimizi koruyamıyorsak ülkemizi nasıl koruyacağız ? Kaldı ki bizim Dışişleri Bakanımız oraya gittiğinde saatlerce dışarda bekletmemişler miydi. Tepeden tırnağa Bakanımızı aramamışlar mıydı ! Kimsenin kişisel tercihleri beni ilgilendirmez. Ama Türkiye Cumhuriyeti Meclisine de , Bakanına da yapılan saygısızlık beni yaralar, üzer, ağlatır, kızdırır, öfkelendirir ! Umutsuzluk yaratır , diyecektim , vazgeçtim.

Bugün Tandoğan'da yeniden umutlarımızın yeşerdiğini gördüm. Birinci Tandoğan ' da ben de vardım. Önceki yazılarımda bundan söz etmiştim pek çok kez. Bu sefer gidemedim, sadece yüreğimle oradaydım , dedim ya ...

Köy Enstitüsü mezunu bir değerli öğretmen büyüğüm seslendi orada... Dikkatimi çeken , önemli bulduğum bir cümlesini aktarmak istiyorum sizlere:
" Bize, Köy Enstitüleri'nde İNSANI SÖMÜRMEYİ DEĞİL ; TOPRAĞI SÖMÜRMEYİ ÖĞRETTİLER ... " dedi...

Bugün biz ne yapıyoruz ? Topraklarımızı satıyoruz, satamadıklarımızı , verimli arazilerimizi birilerine konut yap, çarşı yap , para kazan, rant elde et diye vermeye kalkıyoruz. Dışardan buğday, pirinç vb. alıyoruz Üretmeden tüketmeye özendiriliyoruz. Üretmeden tüketmek, borçlanarak yaşamak nereye kadar ? Bizim Yerli Malı Haftalarımıza ne oldu ? Dışardan aldıklarımız
daha iyiymiş ! Varsın bizim ürettiklerimiz o kadar iyi olmasın. Biz alırsak, biz desteklersek daha iyisini de üretme çabasına girmez mi insanımız ? " Köylü Bu Milletin Efendisidir... " sözü nerelerde unutuldu ? Şimdilerde neden sahte hoca efendilerin peşine takıldık ? Kim, kimler tezgahladı bu oyunları ?

" Efendimiz" için bazı sanatçılara İLAHİ söyletmişler. Pazarlamasını çok güçlü bir şekilde yapıyorlar. Reklamları harika. Belli ki bizim gibi para yoksulu değiller. Ama YALAN SÖYLÜYORLAR, MİLLETİ KANDIRIYORLAR. Bu kez de PEYGAMBERİ alet ederek din tacirliği yapıyorlar. Neymiş kasetlerden elde ettikleri gelirle okul yapacaklarmış, o sanatçıların adını da bu okullara vereceklermiş. sanatçılar da para almadan ilahileri seslendirmişler...

Uyarmadı demeyin ! Daha önce 21 Mart 2008 tarihli bir yazı yazmıştım.
" Efendimiz mi Cumhuriyetimiz mi " diye... O yazıya bakarsanız göreceksiniz.
Tesadüfen tanık olduğum bir konuşmayı anlatmıştım Saman Yolu TV'deki. Bu ilahilerin bestecisiyle sunucu konuşuyordu. Orhan Hakalmaz'a söyletmeyi de düşündüğünü söylemişti besteci olan kişi. Merekla " Peygamberimiz " e yapıldığını düşündüğüm ilahiyi beklemiştim. Çünkü " Efendimiz için yaptığınız beste çok güzel olmuş " diyordu sunucu. Uzatmadan söyleyeyim. O konuşmaların sonunda anladım ki Efendimiz diye söz ettikleri Fethullah Gülen'miş. Şimdi bu kasetlerin gelirinin hangi okullara gideceği konusunda kuşkulanmaz da ne yaparsınız ? Yalan söylemeyi önerdiğini kendi sesinden dinlediğimiz bu kişinin masum olduğuna inana bilir misiniz ?

Biz kimiz ? Biz Kaç Kişiyiz ? Biz neden yanayız ?
Biz Atatürk Türkiyesinden yana sade insanlarız. Kendimiz kazanır, kendimiz yeriz. Herkesin hakkını savunuruz. Kendi haklarımızı da savunuruz. Ulusumuzun çıkarları söz konusu olursa kendi çıkarlarımızdan seve seve vazgeçebiliriz. Hukukun üstünlüğüne inanırız. Doğrudan, adaletten yanayız. Laik, demokratik Cumhuriyetten yanayız. Ulusal Egemenlikten, Atatürk Milliyetçiliğinden yana tarafız. Çağdaş uygarlıktan, insan onuruna yaraşan bir yaşam biçiminden yanayız. Tam bağımsızlıktan yana tarafız.

Bugün genç fikirli , gerçek fikirli olanlar, Atatürk saflarındadır. Atatürkçü Düşüncenin ışığında yaşama mücadelesi vermektedir.

Ben herkesi bir kez daha Atatürk Aydınlığında barışa, birliğe, insanca yaşamaya davet ediyorum. Kinden, kavgadan bölücülükten, gericilikten sıyrılın yeter !

Savaşımız, iyinin savaşı olsun, güzelin savaşı olsun. Bilimin, sanatın savaşı olsun. Yuh demesin ulus ! Ohhh desin ulus ! Rahat etsin insanlar...

Tüm engeller yok olur Atatürk Aydınlığında...

Vazgeçemeyiz hiçbirinden. Ne Atatürk ' ten , ne de onun eserinden...

Saygılarımla...


2 yorum:

Adsız dedi ki...

"İZİNDEYİZ"
Yılmadan...
EMİR

aysema dedi ki...

Evet haklısınız. Ne senden geçeriz Atam ne senin eserinden.