15 Mayıs 2008 Perşembe

HER ŞEY BİR RÜYA OLSA




Kafam oldukça karışık. Ne yazsam ya da neyi yazmasam diye uzun uzun düşündüm... Yaşadıklarımız rüya mı gerçek mi karıştırıyorum. Ve bütün bunların kötü bir rüya olmasını diliyorum. Artık uyansak diyorum...

TV dizilerine bakıyorum. Hep yalan dolan... Herkes, herkese ,her an yalan söylüyor. Kan , gözyaşı, zulüm... İçim daralıyor. İlişkiler sahte, sığ, sevgisiz... Sevgiyi unutmuş acılı insanlar sırayla geçiyor gözümüzün önünden. O kadar çok ki bir süre sonra en utanç duyulacak olaylar bile normalleşiyor gözümüzde. Artık sıradanmış gibi tepkisiz izleniyor.

Yine de kendinizi teselli edebiliyorsunuz. Ne de olsa kurmaca bunlar... Gerçek hayat böyle değil diye düşünüyor ya da düşünmek istiyorsunuz...

Sonra gazetelerden, televizyonlardan yansıyan haberlere yöneliyorsunuz ve kurmacaların daha masum olduğunu görüyorsunuz...

Bu kaçıncı tecavüz haberi... Ülkemiz sapıklar cenneti. Neredeyse çocuklar suçlanacak... Kadınlar suçlanacak... Ülkemize gelen turistler suçlanacak...

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili, takip edildiğini söylüyor; dinlendiğinden kuşkulanıyor !
Yanıldığı söyleniyor, takip eden polislerin şefi tarafından. Asla , diyor ! Biz hiç böyle bir şey yapar mıyız ? Nedense bir kez daha korkuyorum güvenlik güçlerimizden. Gözümün önüne 1 Mayıs gösterilerindeki polisler gelip dikiliyor. Müdür öyle diyorsa doğrudur. Belki de amaç birazcık korkutmaktır . Onu bilmem ama vatandaşların korktuğu kesin. Benimse ödüm patlıyor. Yargıçlar da korkuyor mu , ne dersiniz ?

Mahkeme başkanvekili ve bir yığın dava ... En önemlileri : Kapatma davası, Üniversitelerde türban denemesi davası, Ergenekon davası... Dava da çok, davalı da ülkemizde...

Hatta blog yazarları bile davalıymış... Hem de ne dava, küfürlü müfürlü tartışmalar, çirkinlikler... Ödüle layık görülenleri kutlamak için uğradım bir ikisine... Yorumlardaki tartışmaları, tartışmalardaki üslupları görünce kaçtım.Birinci olan,nasıl birinci olduğunu açıklamış ! Annesi tüm tanıdıklarına ileti göndermiş, tam dört yüz kişiye... Onlar da oylayarak birinci seçilmesini sağlamışlar. Buna gerek var mıydı ,bilemiyorum. Yine de kutluyorum kendisini. Şımarmamasını diliyorum...

Ben yarışmak için adaylığa başvurmadım. Öyle bir iddiam da yok. Kendi halimde yazıyorum sadece... Geleceğe not düşmek benimkisi... Yarışmak değil, dayanışmak istiyorum. Nerede güzel bir yazı görsem, kendim yazmış gibi seviniyorum. Yazanların, okuyanların artması , güzelliklerin paylaşılması ülkemiz adına kazanç değil mi ki ?

Bu ülkede en son isteyeceğim meslek sanırım yargı alanındakiler. İşleri çok güç, kardeşimden biliyorum. Dosyaları okurken gözleri kan çanağına dönerdi.

Yine başbakanın da , bakanların da hatta cumhurbaşkanının da yerinde olmak istemezdim şu an...

Sanırım başbakan da sıkıldı. Bir an önce kapatılmayı istiyor . Haksız da sayılmaz. Deniz göründü, kasalar boşaldı. Yeni bir aşk, yeni bir başlangıç lazım ! Yapacaktım bırakmadılar ! Altı yıldır kim engelleyebildi seni, derler mi ? Demezler, çünkü düşünmeyi öğrenmemişler ki. Soru yok, akıl yürütme yok, sorgulama yok, okuma- araştırma hiç mi hiç yok... Peki ne var. İtaat , biat, bağımlılık !
Bir de çıkarcılık, doğal olarak bazıları için...

Sen bizim liderimizsin, ne dersen , ne yaparsan doğrudur ! Beraber yürüdük biz bu yollarda; gerçi sen ve çevren yürüdükçe büyüdü, biz hep küçük kaldık, demezler, diyemezler... Suçu birlikte başkalarına atarak yürüyüp giderler... Allah yürü ya kulum, demiş. Onlar da önlerine arkalarına bakmadan yürür giderler...

Biz de rüya içinde rüya görüyoruz galiba. Güzel günlere ulaşmışız hep birlikte. Her şey güzel, herkes iyi, dost... Herkesin karnı tok, sırtı pek. İşinde gücünde... Yarışları, iyinin- güzelin- doğrunun yarışı... Yurtta ve dünyada barış sağlanmış, insanlar özgürlük şarkısı söylüyor birlikte. Çocuklar el ele halka oluşturmuş, en güzel oyunlarını oynuyor. Anneler, babalar, dedeler, nineler, amcalar, teyzeler, dayılar, halalar onları izliyor, onlarla mutlanıyor...

Öğretmenler,doktorlar,hakimler,savcılar,mühendisler,gazeteciler, yazarlar, çizerler ,işçiler,çiftçiler , gençler ,yaşlılar, kadınlar , erkekler mutlu, gelecekten umutlu ; işinin başında, işini daha iyi nasıl yapacağını, planlıyor...

Yoksa rüya mı görüyorum. Her şey bir rüya mı ? Rüyamda rüya görüyorum...

Novalis : " Rüyamızda rüya gördüğümüzü görürsek, uyanıklığa yakınız demektir . " demiş.

Acaba doğrumu söylemiş ? Gerçekten uyanıklığa yakın mıyız ? Uyanma zamanımız gelmedi mi daha ?

Uyumayacağım, Uyumayacaksın, Uyumayacak... Uyumayacağız, Uyumayacaksınız, Uyumayacaklar...

Dileğim bu...

7 yorum:

Adsız dedi ki...

merhaba uyuduğumuzu söylüyorsunuz uyumuyuoruz uykuda olsak mutlaka uykunun sonu uyanmak veya ölümdür neyazıkki ikisinninde farkında olamayan sürüyedöndük

Adsız dedi ki...

Ülkemizde ne kadar kitap ve gazete satılıyor? Dizilerin reytingi kaç? Ben evde dizi seyrettirmemeğe çalışıyorum, fakat başarı yok. Uyusunda bakalım diye esniyerek uykumu getirmeye çalışıyorlar.AH! AH! Uyumada dur? Beşiği o kadar sert sallıyorlarki sersemledik. İçimiz geçti! Bir günde bu kadar konu eleştirilirmi.Bende sizi mutlu olarak keyifle eleştiriyorum...EMİR:)

aysema dedi ki...

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Ben dizileri ya da televizyonu eleştirirken hiç izlenmesin, hiç izlettirilmesin demek istemiyorum. İzlensin ama biraz seçici olmakta yarar var. Sürekli evde olanlar, emekliler, yaşlılar, kimsesizler , yalnızlar televizyonla oyalanıyorlar . Bu açıdan bakınca yararlı bile diyebilirim. Kaliteyi biraz daha yükseltmek gerekir sanırım. Toplumun bir yansıması sonunda. Toplumsal konularda biraz daha duyarlı olmak zorundayız. Tepki olmadıkça meydan dalkavuklara kalıyor. Onlar da göz göre göre siyaha beyaz diyerek övgüler diziyorlar yöneticilere. İşler hepten kötüye gidiyor.
Yalnız evdekilere baskı yapmak da çok doğru değil. Baskı sindirir, uygun zamanı bekler yeniden yapmak için. Sevgiyle koruk helva olurmuş...
Saygılar...

Adsız dedi ki...

Sayın hocam , Sitemdeki ufak bir teknik arıza nedeniyle okurların sattığı yazıları göremiyorsunuz. Ben şifre ile girdiğim için görüyorum.
Ama bir tanesini aynen size aktarıyorum

Sevgili editör. Ayseme isimli yazarın yazısını çok beğendim.Sitenizde böyle yazarlara yer verdiğiniuz için web okurlarınız adına size çok
teşekür ediyorum"
SİNEM"

Güzel yazılarınızı sitemde yayınlamaya devam edeceğim.
A.ÖZTÜRK

Galeni dedi ki...

Yazınızı okurken uyku muyku kalmadı bende, bir yazıda bu kadar isabetli eleştiriyi de siz yapabilirsiniz ancak. Öyle şeyler yaşıyoruz ki, gün gelecek bu günler film ya da dizi yapılacak. Tıpkı şimdilerin dönem dizileri gibi (Hatırla Sevgili, Çemberimde Gül Oya vs.)

kelime dedi ki...

Uyumak zamani ve uyanmak zamani. Belki daha sabah olmamistir? Alacakaranlik gun isigindan onceki en karanlik an degil mi?

"Korkma!
Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak."

Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sayın Öztürk,

Çok teşekkür ederim. Sitenizi okumaya devam edeceğim. Yerel gündemi zaten oradan izliyorum.

Sevgili Galeni,

Ne yazık ki güzel günler bekleye bekleye ömür tüketiyoruz ulus adına. Sonra da bunların filmini yapıp oturup izliyoruz. Söylediğiniz diziler acı gerçekleri çok güzel ortaya koyuyor. Bir de bunlardan ders alabilsek... Çocuklarımız olmasa da torunlarımız daha güzel bir dünyaya gözlerini açsa diyorum... Yorumladığın için sağ ol...

Sevgili Kelime,

"uyumak istiyorum
şöyle rahat
yumuşak
ne bileyim
sevgilinin göğsü gibi
kuşların akşama sokuluşu
çiçeklerin dürülüşü
ne bileyim
mayıs yağmurlarının yağışı gibi
yeşillere
yollara
uyumak istiyorum
şöyle rahat
yumuşak
kaygısız bir yelkenlinin çekip gidişi
vay anasını
bir harman sıcağında bir tas su gibi içip bitirmişim yirmi dört yılı
yirmi dört yıl önce başladığım bu şiiri
şu karanlık
şu gergin
şu umutlu günlerde bitiriyorum
öyle çok işim var ki
öyle çok koşmalıyım ki
gözlerim
gözlerim kapanmayın
çekmeyin beni uykulara
geceler "

Hasan Hüseyin