17 Haziran 2008 Salı

BUNALTICI BİR YAZ GECESİ

Ankara'da deli gibi yazmak istiyordum. Ne çok yazacak konu birikmişti. Geldim ve hangisinden başlasam derken hiçbir şey yazamaz oldum.

Sizde de oluyordur belki. Yapacak çok işim olunca hiçbirini yapamıyorum. Bir kararsızlık, bir yılgınlık, bir yorgunluk kaplıyor beni. Buna bir de havanın buram buram terleten yapış yapışlığı eklenince verimsiz, sıkıntılı saatler geçiriyorum. Bugün de o günlerden biriydi...

Bunaltıcı bir yaz gecesi... Sıcak dayanılır gibi değil. Balkonun kapısı ve mutfağın penceresi karşılıklı açık. Normalde yapılmaması gereken bir durum. Çocuklar yapsa uyaracağım, ceryanda kalmayın diye... Şimdi ben yapıyorum. Büyüklüğün güzel yanlarından biri de bu ! Yanlış yapma özgürlüğü!.. Kendimiz yapınca iyi, çocuklar yapınca, aaa olur mu canım,bu da yapılır mı ? Hiç dikkat etmiyorsunuz, hasta olacaksınız !

En küçük bir yaprak hışırtısı bile yok. Biraz önce balkona çıktım. Erik ağaçlarının dalları balkona yakın, ancak kolun uzanacağı kadar değil... Budama iyi yapılmadığı için üst dallara da alt dallara da ulaşılamıyor. Kırmızıya dönüşmüş eriklerle bir süre bakıştık, sonra salona laptopun başına oturdum.

Dünyada benden başka canlı yok sanki. Sessizliğin sesi kaplamış her yanı. Ankara'nın gürültüsünden sonra sessizlik iyi geldi bana. Orada balkon kapısını açtığınızda , gece gündüz fark etmiyor, araba gürültüsünden kulaklarınız sağır oluyor. Hele Eryaman'da...
Gece üç sıraları korkunç bir gürültüyle sıçradım, baktım , Etimesgut Belediyesi kocaman su tankerinin motorunu çalıştırmış, caddenin ortasındaki ağaçları suluyor. Bu daha erken bir saatte yapılamaz mıydı bilmiyorum. Gürültü korkunçtu...

Burayı seviyorum. Nasıl sevmem bu kenti ? Yeşille mavinin kucaklaştığı; doğanın cömert davrandığı bir yer. Yeşilin her tonunu görebilirsiniz. Manzara olağanüstü güzellikte. Denizin mavisinde gözlerinizi dinlendirebilirsiniz. İnsanları sıcak, canayakın, sosyal. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Yalnız yönetimlerin seçimden seçime hatırladığı bir yer. Biraz kenarda kalmış. Buradan başka şehre yol gitmez. Geçerken göremezsiniz. Görmek isterseniz özel olarak gelmelisiniz. Hem küçük şehrin kolay yaşamı, hem de büyük kentlerin sosyal ve kültürel zenginliğini bulabilirsiniz. Tenis Kulübü elinizin altındadır. Büyük kentlerde ancak zenginlerin sporu olan tenise, çocuklarınız burada küçük yaşta başlayabiliyor.

Her şeyi güzel de havası yazın çekilmiyor. Sanırım tüm Karadeniz kentlerinde bu sorun yaşanıyor. Nem oldukça fazla . Bir de deniz mevsimi kısa. Bu nedenle de yazları Ege'de geçiriyoruz.

Yazlığı hatırladım şimdi. Kaysılarımız olmuştur sanırım. Şeftaliler olmak üzeredir. Mürdüm eriği ve elmalar daha sonra olacak... İlk kez emekli olarak gidiyorum yazlığa, bakalım nasıl olacak ? Tabii önce İstanbul... Bir süre İstanbul'la kucaklaşacağım...


3 yorum:

Adsız dedi ki...

BÜTÜN YAZ

Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştu bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Adsız dedi ki...

ERİK AĞACI VE KELİMELER

Oh, ne güzelerik ağacı
Anlatmak için derdini
Muhtaç değilsin kelimelerin yaedımına
Biz zavallı
Zavallı insanlar gibi

Muzaffer Tayyip Uslu

aysema dedi ki...

Şiirler çok güzel... Teşekkürler.