24 Temmuz 2008 Perşembe

BİR DAHA METRO TURİZM Mİ ASLA


İki gün önceden Metro Turizm'de yerimi ayırtmıştım;
23 Temmuz 2008, 19.30 'da kalkacak olan Ankara otobüsüne. Koltuk numaram 11... Bineceğim yer Dikili- Salihler Altı... Otobüsün plakası: 06 AS 6984 (5459)...

23'ünde 18.30' da geldim, biletim satılmış ! "Kusura bakmayın, Ayvalık' takiler hep böyle yapıyorlar?! " dedi. "Peki ne olacak?" dedim. 19 numaralı koltuk boşmuş, onu alıp beklemeye koyuldum. Kitap okurken zaman geçiveriyor, otobüs geldi, bağajı verirken görevli gencin davranışları çok itici geldi bana. Nerede ineceksin, sorusuna verdiğim tüm adresler için kocaman " Orası YASAK ! " yanıtını verdi... Şöför araya girdi , merak etmeyin, dediğiniz yerde indiririz sizi, AŞTİ'ye gitmenize gerek yok! Dedi demesine ama bizim genç "yasak, yasak !" diye söylenip duruyordu. Neyse, bağajı sonunda ait olduğu yere yerleştirdik. Daha 10' var , diye düşünürken, çabuk binin dediler ve 19.30'da kalkması gereken otobüs 19.20'de yola çıkmıştı bile! O anda tlf. çaldı, eşim arıyordu, benim aramama fırsat kalmadan kendimi zamanından önce otobüste bulmuştum. Kısaca " Hareket ettik, kapatıyorum." dedim ve kapattım. Bizim Nazi Subayı tavırlı hizmetli, karşımda dikildi, buyurdu: "Kapat o telefonu! YASSAK! " Ben "Kapattım zaten, erken kalkınca... " diyebildim. Yanımdan hızla uzaklaşmıştı o da...

Biraz kendime gelince baktım iki sıra önümdeki 11 numaralı koltıkta bir bayan oturuyor. Üzerinde fazla durmadım, yola çıkmıştık işte... Yolculuk kısa sürdü. Geldik Altınova'ya...

"Yarım saat mola ! "

Yeni yolcular gelirken biz eski yolcular beklemeye başladık. Bizim Yasakçı yardımcıyla iki şoför 11 numada oturduğunu sonradan öğrendiğim genç, biraz da rahat , yabancı uyruklu olduğu anlaşılan bayanın etrafında pervane... Hele yardımcının Nazi Subayı edasıyla dolaşması görülmeye değer bir manzaraydı. Hepimiz onları izliyoruz. 17 - 18 yaşındaki yardımcı; siyah güneş gözlükleri, jöleli saçları, papyon kıravatıyla büyük küçük tüm dağları ben yarattım, havasındaydı...

Birden: " Siz ne güzel okumuşsunuz, bizde kızlar pek okumaz!"
dedi bizimkilerden biri... Yaranmak istercesine... Yapış yapış !
Yabancı bayan: " Yoo sizde de kızlar çok güzel okuyor. Okumayanlar en dağdakiler. " dedi...

Ohh rahatladım ! Bizimkiler dünyayı kendi dar, karanlık gözlüklerin ardından gördükleri için herkesi de çevresindekiler gibi okumuyor sanıyorlar. Yabancı bayan bizi bizimkilere karşı savunmuştu...

Yolculuk başladı yeniden, başlamasıyla bitmesi de bir oldu. Geldik Sarımsaklı'ya ve yarım saat mola ! Genç yabancı bayan ve şoförlerler birlikte çay içip sohbet ettiler. Ben kitabımı okumaya devam ettim beklerken...

Sarımsaklı'dan yanıma bir yolcu oturdu... Pencere kenarı onunmuş, yer verdim geçti. Biraz sonra tanıştık ve Ayvalık'a nasıl geldiğimizi anlayamadım...

Adı Derya... Kanada'da oturuyorlarmış. Ailesini ziyarete gelmiş. Eşi de kendisi de ODTÜ mezunu ve petrol mühendisi imişler... Ankara'ya kayınvalidesine gidiyormuş. Eşi de Canada'dan yola çıkmış geliyormuş. Zor bir yolculuk olduğundan da söz etti... Ben de Amerika maceralarımdan, çocuklarımdan anlattım. Onu tanımaktan çok memnun oldum, yol boyu her konuda sohbet bettik, pek çok şeyi paylaştık ve sanırım birbirimizi anladık. Bu konuya daha sonra da belki değinirim. Şimdilik bırakıyorum, berbat bir yolculuk Derya sayesinde çekilir oldu...

Bu arada 11 nolu koltuktaki bayan yolcu her nedense en arka koltuğa alındı. Yanındaki yolcu geri kalan yolu tek başına geçirdi. Yani benim ayırtıp da alamadığım koltuk boş boş önümde yolculuğa devam etti.

Yol yorgunuyum, uyuyacağım şimdi. Gözlerim kapanıyor...

Devamı az sonra... Bekleyin yine geleceğim...

0 yorum: