29 Temmuz 2008 Salı

İDDİANAME

ŞEMDİNLİ AY PARDON ERGENEKON SAVCISI

Son zamanlarda nedense bu iki savcımızı çok karıştırıyorum…

Sanırım ikisinin de ortak özellikleri var. Birini düşünmek diğerini çağrıştırıyor bana…

Eskilerden usta bir yazar, gazetede yazması için davet edilmiş. Her şey tamam, sıra ücret konuşmaya gelmiş. Usta yazarımız :

-Kısa yazarsam şu, uzun yazarsam bu ücreti isterim.

demiş. Patron şaşırarak :

-Yanlış söylediniz galiba üstat ? Kısa için daha çok para istediniz !

diyince yazarımız :

-Hayır, tam da bunu söyledim. Uzun uzun anlatarak herkes bir şeyler yazabilir. Az sözle çok şey anlatmak uzmanlık gerektirir ! Ayrıntıda boğulma tehlikesi de vardır uzun yazmanın.

Ayrıntıda boğulma tehlikesi ! Sanırım işin özü de bu. Şemdinli Savcısı ayrıntıda boğuldu, mesleğinden de ülkesinden de oldu. Bir haberde dinlediğime göre Amerika’ya gitmiş. Bir insanın mesleğinden bu şekilde atılması zor tabii ki…

Şemdinli Eski Savcısı iddianamesinde bol bol, Fethullah Gülen’in düşüncelerine yer vermişti. Bir de Diyarbakır’da her kılığa kolayca girebilen suç dosyası oldukça kabarık bir gazetecinin kin duyduğu kişilere attığı çamurlara dayandırmıştı iddianamesini… Tutmadı ! Somut belge göstermesi gerekiyordu. Bulamadı. Siyasetçileri karıştırmaması gerekiyordu, iktidar siyasetçilerine raporlar gönderdi. Mecliste elden ele dolaştı ifadeler. Basına doğruluğu araştırılmamış, kanıtlanmamış , yalan yanlış bilgiler sızdırıldı. Ve sonuç ortada. Aklandığını öğrenemeden ölen bir kişi! Suçsuz yere suçlanan masum insanlar, boş yere hapislerde kaldı.

Üstelik dürüst, namuslu, yurtsever insanlar için bu tutuklama diğerlerinden daha ağır tahribatlar yaptı. Arsızlar yatar yatar çıkar; onlar için bu kadar hırpalayıcı olmaz mapuz damları ! Ve sonunda anlaşıldı ki onlar masum, savcı suçlu ! Adalet işledi, hak yerini buldu ; geç de olsa…

“Sabrın sonu selamettir.” “ Sabreden derviş muradına ermiş.”

Ancak bir de “Sabreden derviş beklemekten gebermiş ! “ diye kaba bir atasözümüz var. Umarım hiçbir masum insanımız bu duruma düşürülmez artık ! Tüm davalar kısa sürede sonuçlanır, suçlularla suçsuzlar hak ettikleri yaşama kavuşur. Gidenler için , aklanmadan ölenler için üzülmekten başka çaremiz yok ne yazık ki…

Nereden buraya geldim ? Ha uzun yazmaktan…

Burada eğer art niyetli olarak sözü uzatmadılarsa biraz da kendi meslektaşlarımı suçlayacağım. Bu savcıların Edebiyat- Türkçe öğretmenleri kim acaba ? Önemli olanın az sözle çok şey anlatmak olduğunu neden öğretmediler ki bu savcılarımıza ?

28 Temmuz 2008 Pazartesi

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Korku İmparatorluğu yaratmaya çalışıyorlar. Kısmen başardılar da...