21 Temmuz 2008 Pazartesi

KÖMÜR TORBALARI SARIMSAKLI SOKAKLARINI SÜSLÜYOR


Bir haftadır Sarımsaklı'daydım...

Hava sıcak mı sıcak... İçerlerde bunaldıkça balkona çıkyorum, gözüm takılıyor... İçim yanıyor, bunalıyorum. Denize gitmek için yine önünden geçmek zorundayım...

Her yer çok güzel... Ağaçlar, çiçekler, palmiyeler, feliksler her şey her şey çok güzel. Oteller,pansiyonlar, lüks apartmanlar, deniz, denizden sandallarla satılan balık ekmek, kavunlu dondurma. Ve tatil... İnsan bu kavurucu yaz sıcaklarında başka ne ister ki... Hem de çok güzel ağırlanıyorum. Bir dediğim iki edilmiyor. Ama ben tatilin keyfini çıkaramıyorum... Neden, neden, neden?..

Beni rahatsız eden kömür ! Hayır hayır, yanlış anlamayın ! Mangal kömürü değil, taş kömürü hiç değil ! Torba torba üst üste yığılmış TC Başbakanlık kömürü... Üstünde öyle yazıyor, bir de satılmaz, yardım kömürü uyarısı var...

Beş katlı lüks bir apartman... Kardeşler Apartmanı... Yan duvarında bir ilan: 24 Saat sıcak sulu, lüks daire halinde pansiyonlar... Kapısında aynı renk, aynı model iki tane ford marka otomobil... Başka arabalar da var, ama onlar gidip geliyor, bu ikisini hep orada görüyorum... Ve bu iki gri renkli lüks arabanın arasında, demir bahçe kapısının dışında da kömür torbaları garip garip yatıyor... Belli ki hak ettikleri ilgiyi burada bulamamışlar... Bahçenin içine bile alınmamış... Anasız babasız çocuklar gibi sokağa terk edilmişler. Apartmanın çatısında güneş enerjisi kazanları onları küçümseyen bakışlarla havalı havalı yukardan dudak bükerek bakıyorlar... Kömürler hiç bu kadar aşağılık duygusuna kapılmadıklarını düşünüyor. Burada ne işimiz var , diyecek dermanları bile yok !

Vallahi ben bile yanlarından her geçişimde gözümü onlardan alamıyorum,Sarımsaklı'nın tüm güzellikleri bir kenara bırakıp bu yaban, buraya hiç uygun olmayan TC Başbakanlık yardımı satılamaz olan kömürlerine bakıyorum... Aynı duyguları buraya yakın Ergin Apt. bahçesindeki kömür torbalarını görünce de yaşıyorum. Kim, hangi akla buraya bu kömürleri getirip yığmış ki ?

Çocukluğum, gençliğimin bir bölümü Doğu Anadolu'da geçti... Orada odunun, kömürün ne kadar değerli olduğunu yaşayarak öğrendim. Kırdırdığımız odunun kırıntılarını, aldığımız kömürün tozlarını bile toplardık. Çünkü bilirdik ki kış çetin, kış soğuk... Kömür altın, kömür kara elmas... Kömürlüklerimize, odunluklarımıza özenle yerleştirirdik. Bir yıl boyunca da odun kömür parası biriktiridik...

Kömür yığınlarını Sarımsaklı sokaklarında gördükçe tadım kaçıyor, haykırmak istiyorum ! Alın bunları buradan, alın ! Götürün çok uzaklara, soğuk diyarlara, ihtiyacı olanlara...

Vallahi yakışmıyor. Lüks arabaların arasında, yazlık lüks konutların önünde bu kömür torbası yığınlarının ne işi var ? Söyler misiniz ne işi var ? Bunun adına yardım diyenler, lütfen gelsin görsünler... Yardım ettikleri nasıl da keyif çatıyor yazlık konutlarında... Hatta kiraya verdikleri 24 saat sıcak sulu lüks dairelerinden birinin bir haftalık kira bedelini de sorsunlar...

Sonra da Sarımsaklı sokaklarını süsleyen ! yardım kömürlerini toplayıp ihtiyaç sahiplerine lütfen iletsinler... Allah için yapsınlar bunu...


Not: Meraklısına, Tokgöz durağında inip Kardeşler yada Ergin Apt. sorsunlar... Sokaktaki kömürleri göreceklerdir. Bunlar benim her gün gördüklerim...

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Kömür Diyarından'dan isyanım var;
Sayın Aysema Sarımsaklı'daki anılarınızı okurken içim titredi, içim burkuldu.Çünkü Bende Karaelmas Diyarı, kömür şehrinin bir ferdiyim ve kömürün yer altından yer üstüne ne tür zorluklarla çıkartıldığını iyi bilenlerdenim. Hani ekmek kırıntısı yere düşüp eğilip alır ve öpüp arnımıza getirdikten sonra basılmayacak bir kenerda bırakırız ya. İşte bende kömürü aynı nimet gibi sayıyorum. Ama kömürün kıymeti harbiyesini bilmeyenler , hele hele fakir-fukaraya dağıtmak için anlattığınız o güzelim sarımsaklının sokakr aralarına yığmaları inanın beni rahatsız etti. Oy uğruna neler yapılabileceği bir kez daha ortaya çıktı. ( Zaten bilmeyen de yok ya) Bu sarımsaklı halkına saygısızlık olduğu kadar emekçiye de saygısızlıktır. Yuh olsun bunlara yapanlara...

Adsız dedi ki...

A.ÖZTÜRK

Adsız dedi ki...

Balık tutmayı öğretelim.
EMİR:)

aysema dedi ki...

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim.

İsyanınızda haklısınız. Ben de aynı duyguları paylaşıyorum. Emeğine saygı duyduğum sevgili madencilerimiz yerin altından canı pahasına kömürü çıkarıyor. Ve bu kömürler yan gelip yatmayı alışkanlık haline getirmiş dilenciden aşağı insanlara dağıtılıyor... Her şey benim olsun, işime yarasın yaramasın diyip fakir fukaranın , çalışanın, emekçinin alın terini sömürüyorlar... İnanın kapı önlerinde torba torba kömürler duruyor. Yardım etmesi gereken insanlar, yardıma gereksinim duyanlarınkini de alıp sokağa bırakıyorlar... Halk yoksullaştıkça kendi derdine düşüyor. Aç insandan ülkesini düşünmesini bekleyemeyiz.

Evet, Emir'in de dediği gibi iş olanağı yaratabiliyor musunuz ? Önemli olan bu. Bırakın insanlar kazandıkları parayla kendi gereksinimlerini kendileri karşılasın. Sendikalı olsun, haklarını savunsun.

Ama bu işlerine gelmiyor. Aç bırak, istediğin gibi sömür... Onlara nohut mercimek, kendilerine gemiler...

Görmediğimiz, bilmediğimiz kim bilir neler neler var...

Ah bir uyanabilsek...