24 Temmuz 2008 Perşembe

METROYA BİNMEM ARTIK


Merhabalar,

Biraz dinlendim, Metro Turizmi anlatmaya devam...

Anlatmakla bitecek gibi değil... Otobüste servis dört kişiye yapılıyor sürekli. Diğerleri su isteyince en az 10 dakika beklemek zorunda... O da her zaman verilmiyor ve çok öfkeli bakışlar altında zorla, iki kez seslenince geliyor. Ama genç yabancı bayana ve şöförlere bardaklar koşa koşa gidiyor, giden yardımcı oradan ayrılmak istemiyor. Yüzünde güller açıyor, ama diğer yolcuları görünce canı sıkılıyor...

Neyse biz dura kalka yola devam ediyoruz. Gücümüz tükeniyor, şişen ayaklarımızı bir yerlere sığdıramıyoruz. Baktım, iki arka sırada koltuklar boşalmış. Yanımdan geçerken " Biraz boş yere geçebilir miyim ? " diye sordum. "Otobüste yer değiştirmek YASAK! " dedi ve hızla uzaklaştı. Otobüsteki uyumayan yolculardan gelen " cık cık cık " seslerini duymadı bile... Sonunda gece 3,5 'ta Bozöyük'te yarım saatlik mola verildi. Ben de indim, içeri girince baktım, ayak masaj aleti karşımda !

Madaj aletini görüp de durulur mu ? Durmadım ben de... Attım kendimi üzerine... Ohhh ayaklar sallandıkça bir rahatlama bir rahatlama ki anlatılmaz mutluluk ! Yol uzun, molalar bol... Git git bitmiyor. İkinci yarı için hazırlanmak gerekiyor. Bir de karşı tarafta masaj koltukları ! Güzel de bir koltuk masajı ! Yaşasın !
Eğer bugüne kadar denemediyseniz çok şey kaybettiniz demektir. Deneyin bana hak vereceksiniz. Masaj aletleri yolculukta can kurtarıcı, inanın doğru söylüyorum...

İkinci yarıda şoför değişti... Arkada dinlenen yedek şoför direksiyona geçti, diğeri arkaya uyumaya gitti. Yeni şoför oturur oturmaz yabancı bayan da hostes koltuğuna gelip kuruldu. Arkadan gelen sohbet seslerinin daha coşkulusunu yolculuk boyunca şoförümüzle sürdürdüler... Biz yolcular da şoförün eksik bıraktığı dikkatini toplaması için hep birlikte aynadan göz hapsine aldık sevgili şoförümüzü... Arada kızgın bakışlarını bize yöneltse de aldırmadık ! Kızgınlık onu dalgınlıktan kurtarıyordu...

Bir kez kahve ve kek verdiler ama su isteme cesaretini kolay kolay bulamadık. Acil durumlar dışında...

Eskişehir'den sonrasını hatırlamıyorum. Uykuya yenik düştüm sanırım. Gözümü açtığımda Polatlı'daydık... Sevgili yol arkadaşımla Canada ve Türkiye karşılaştırmasını yaptık bol bol. Olumlu ve olumsuzluklarını konuştuk iki ülkenin de... Özlemlerinden, yaşadıklarından, gitme nedenlerinden söz etti...

Öyle böyle AŞTİ'ye geldik. Yasak olan yerlerde inme teşebbüslerimiz boşa gitti doğal olarak...

Ve biz yolcular indik, bağajlarımızı aldık. Kenarda gideceğimiz yönü düşünüyoruz. Baktım otobüs boşalmış. Yasakcı muavin ve şöförler neşe içinde otobüse bindiler... Bir de kim bindi ? Bilin bakalım !

Bilemedinizse ben söyleyeyim... O, yabancı bayan !

Güle oynaya meçhule doğru büyük bir coşkuyla yola çıktılar...

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Aracı Metro Turizm şirketinede şikayet etseniz. Plakasını almışsınız herhelde. Benimde İzmir seyahatim var böyle.Sabırlar...
EMİR:)

Adsız dedi ki...

Pek çok kişiyle konuştum. Hepsi de Metro otobüslerinden şikayetçi. Şikayet edenlerin şikayetlerini dikkate almamış yetkililer... Ben de son çare olarak böyle bir yola başvurdum. Duyarlar mutlaka...

Saygılar... Aysema

kelime dedi ki...

Binmeyin, ne olur binmeyin...
Kimse de binmesin.
Hayat, konfor, saygı ucuz şeyler değil bunlar...

sevgiler. sağ salim gelmenize çok sevindik.

kelime

aysema dedi ki...

Teşekkürler Kelime...
Hoş Geldin. Yorumun beni sevindirdi, diğer yorumlar gibi...

Galeni dedi ki...

Ah sevgili Hocam,
Yokmuydu o koskoca otobüste o artise haddini bildirebilecek bi babayiğit. Şahsen ben olsam seve seve yapardım (geçmiş deneyimlerinden biliyorum:)) sadece o gibi durumlarda şiddete karşı değilim. Kimse de olmasın ...
Geçmiş olsun. saygıalr

aysema dedi ki...

Sevgili Galeni,

Hoşgeldin. İnan bildiğin gibi değil, uğraşmaya değecek tipler de değildi.
Kalitesiz insanlar.
Firma önlem almazsa çok müşteri kaybedecek. "Çok tamah, çok ziyan getirir."