10 Temmuz 2008 Perşembe

YALAN RÜZGARI

Yıllarca TV'lerde izlediğimiz Yalan Rüzgarı dizisi yeniden yayımlanmaya başlamış kanalların birinde...

Çok kızıyorduk dizideki kahramanların söyledikleri yalanlara... Şimdi bakıyorum da bizim bazı yazılı ve görsel medyanın yalanlarının yanında ne kadar da masum kalıyorlar...

Onlar kişisel yalanlardı. Aşkları, kişisel ilişkileri etkiliyordu. Zararı kişilere dokunuyordu... Bizdeki öyle mi ya ?

Topyekün bir ulusu etkiliyor. Geleceğimizi yok etmeye yönelik yalan ötesi... İftiranın bini bir para... Çıldırmış gibi yalanlarının gerçek olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Kanıt yok ki kanıtlayabilsinler ! Ama kandırma, korkutma, yalan, dolan konusunda oldukça başarılı olduklarını görüyoruz. Kendi söylediklerine bir süre sonra yine kendileri inanıyorlar...

TRT'de dün "Ezber Bozan" diye bir programa denk geldim... Sunucuyu da konuşmacıyı da tanımıyorum. İsimlerini de bilmiyorum. Ama konuşmacı her şeyi biliyor. İşi çözmüş. Savcılarımız bilmiyor, o biliyor. Herkesi yargılamış ve hüküm vermiş. Son yıllarda onlardan çok var. Daha önce neredeydiler, ne yapıyorlardı bilmiyorum. Ama son yıllarda garip garip kişiler kendilerine gazeteci diyip ağızları köpüre köpüre karalama kampanyası yürütüyorlar. Konuşacak kanal sıkıntısı çekmiyorlar da... Hepsi emirlerinde. Kucaklarını açmış bekliyorlar. Onlar da akil kişi (!) olarak toplumu aydınlatmaya, pardon ya, kandırmaya var güçleriyle çalışıyorlar...

İç ve dış düşmanlarımızın Atatürk'le kavgaları hiç bitmedi ki... Asıl suçlu Atatürk... Önce ucundan kıyısından ona saldırdılar. Gece karanlığında, kirli elleriyle heykellerine saldırdılar, olmadı. Sonra duvarlardaki resimlerinin kaldırılması gerektiğini birileri aracılığıyla söylemeye başladılar, tutmadı... Şimdi Atatürkçü Düşünce'ye saldırıyorlar dört yandan. Merak etmeyin o da tutmayacak, o da olmayacak...

Atatürk, temelleri öyle güçlü atmış ki ne yaparlarsa yapsınlar başaramayacaklar. Atatürk'ün eserleriyle dolmuş ülkemiz, Türkiye Atatürk olmuş, Atatürk de Türkiye... Gönüllerden Atatürk sevgisini çıkaramazsınız, boşuna çabalarınız. Atatürkçüleri suçlayanlar dönsün kendilerine baksın , suçun katmerlilerinin kendi aralarında olduğunu görecekler... Hem de ne suçlular ... Hem de ne suçlar...

Ezberletilmiş konuşmalarla monologlar da oldukça başarılı hepsi. Ama işin içine diyalog da girince nasıl da komikleşiyorlar, bilmem dikkatinizi çekiyor mu ? Onun için de tek kişilik ya da tek yanlı kişilerle konuşmayı seviyorlar... Bugüne kadar bazı parti milletvekillerinin tartışma programlarına katılmasına neden izin verilmediğini düşündünüz mü ? Düşünmüşsünüzdür... Ezber konusunda mükemmel olduklarını biliyoruz... Ama biri onlar ezberlerini okurken bir şey sormayagörsün, o anda şaşırıp kalmıyorlar mı? Ya başa dönüp yeniden ezberden okumaya çalışıyorlar ya da karşısındakilere saldırmaya... Hani ezberlediğimiz bir şiiri okurken şaşırdığımız zaman yaparız ya ? Kaldığımız yerden devam etmek zor gelir. En başa döneriz ya, bunlarınki de öyle... Ezberleri bozulmasın yeter ki... Onun için tek kişi güreşmeyi severler...

Yeniden Hasta Adam olmamızdan korkuyorum... Yalan rüzgarlarından üşütmek üzereyiz... TC Savcıları bu yalan rüzgarlarına dur demek zorunda... Yoksa oynatmaya az kaldı... Oynatan insanların da ne yapacağı hiç belli olmaz... Herkes aklını korusun... Yoksa bu gemi batarsa kurtulan olmayacak... Yalancılar bile...

09.07.2008

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Sadece konuşuyoruz.Birileri hırsla çalışıyor.Atatürk'çü gençlere sahip çıkalım.
EMİR:)

aysema dedi ki...

Çok haklısınız. Gençlerimize sahip çıkmalıyız. Sadece onlara da değil, diğerlerini de karanlık kişilerin elinden kurtarmak gerekiyor. İşimiz çok zor. Ulusunu sevenlerin de çalışması, çok çalışması gerekiyor. Diğerleri dört yandan saldırıyor. Hem de kaçak güreşerek...

Saygılar, teşekkürler...