24 Ağustos 2008 Pazar

CUNDA (ALİBEY) ADASI


Biraz önce Cunda'dan döndük. İnanılmaz kalabalıktı. Ada çökecek diye korktum ! Park yeri ve boş masa bulmak için epeyce çaba harcadık...

Sonunda dört kişilik masaya beş kişi oturmaya çalışırken yan masadaki bir bayan sinirli sinirli söylenmeye başladı. Garsonlar masalarını biraz ileri çekmek istedi, izin vermedi; başka yere gitsinler diye direndi. Biz de size afiyet olsun , diyip kalkıp çıktık lokantadan. Garsonlar ikna etmek için çok uğraştılar, ama sonra geliriz dedik.

Biraz dolaştıktan sonra baktık, kadının kalkacağı yok. Başka yerde şansımızı denemeye karar verdik ve Beybaba'da deniz kenarındaki bir masa boşalınca oraya oturduk. Damadımız, levrek balığı, küçük kızım ve eşim tekir ( biz barbun diyoruz) , büyük kızım ve ben de çipura istedik. Ortaya iki salata, midye tava, patlıcan ezme, deniz börülcesi söyledik. Beklerken kurt gibi acıkmışız. Her şey çok lezzetli miydi , bize mi öyle geldi bilemeyeceğim artık.

Yalnız eşim balığın yanında bir birayla yetinmek zorunda kaldı. Çünkü araba kullanmak zorundaydı...

Lokanta çıkışı bir de meşhur sakızlı dondurmasından yedik Cunda'nın. Gece yarısı olduğu halde kalabalık aynı yoğunluktaydı. Biz dönmek zorundaydık. Çünkü küçük kızımız Sarımsaklı'da arkadaşlarıyla buluşacaktı.

Ayvalık trafiği dönüşte de gelirkenki gibi sıkışıktı. Herkesler dışardaydı sanki. Neyse kızımızı arkadaşlarının yanına bırakıp Altınova'yı geçip Salihleraltı'na, evimize geldik.

Güzel bir gündü...

0 yorum: