16 Ağustos 2008 Cumartesi

DOSTLAR BAŞINA


Komşuma bahçeden erik verdim; marmelat olarak geri döndü... Yanında da çok güzel kağıt havlu asacağı. Üzerinde biri büyük, diğeri küçük iki çiçek var. İki yeşil yaprağının üzerinde de kırmızı renkte siyah benekli bir uğur böceği... "Kendime alırken sana da alıverdim!.. " Mutlu olmak için yeterli bir neden değil mi bu?

Sabah 9.30'da denize girdik. Pırıl pırıl bir deniz, dibindeki kumlar sayılıyor. Güneşin yansıyan ışıkları olağanüstü görüntüler oluşturuyor. Her şey harika!

Oysa biz giderken yolda gördüğümüz bir bayan, denize giden bir tanıdıklarına: "Deniz çok kirli, hep köpük köpük; girmeden dönüyorum." dedi ve o karı koca denize gitmekten vazgeçip döndüler; biz gittik ve pırıl pırıl denizle karşılaştık. Sanırım o sıra bir sandal geçmiştir, çıkardığı köpükler bayanı tedirgin etmiştir. Aklıma Sokrates'in sözü geldi.

Sokrates'e bir tanıdığı için "Seyahat onu hiç değiştirmedi." demişler, Sokrates'te "Çok normal, çünkü kendisini de beraberinde götürdü!" diye yanıtlamış. İnsanın iç huzuru yoksa güzellikleri bile çirkin görebiliyor. Bardağın boş tarafını görmek gibi sanırım...

Kahvaltı bardaklarını ben makinaya yerleştirirken eşim komşumuzun bahçesinden verdiği şeftalinin yarısını kendisi yiyor yarısını da kesip kesip benim ağzıma veriyordu...

Bir komşumuz beş çayına; diğer komşumuz akşam okey oynamaya davet etti...

Hastane günlerinden sonra güne böyle başlamak tüm ilaçlardan daha etkili değil mi? Böylesi dostlar başına denmez de ne denir?

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Amin. Allah bu sıcakta çalışanlarada versin.
EMİR:)

kelime dedi ki...

Dinlenmeyi hak ettiniz! Ne güzel, biz de okuyoruz, ordaymış gibi seviniyoruz.

aysema dedi ki...

Herkes tatili hak ediyor. Dinlenceden sonra çalışma verimi artar. Yöneticilerin akıllısı bu gerçeğe göre davranır.

Masa başında oturup uzun süre hiçbir şey yapamadan oturanlar da var. Fal açanları, okey oynayanları bilgisayar başında oyalananları saymıyorum...

Tatil önemli, herkes olanakları içinde bir şeyler yapmalı...