16 Ağustos 2008 Cumartesi

YÜZYILLIK YALNIZLIK


Yazacak konu çok , ama bu kez de boş zaman yok...

Dün Sarımsaklı'ya gittik. Ve Başbakanlık yardımı kömürler evlerin önünden kaldırılmış. Anlaşılan haber yerine ulaşmış. Artık Sarımsaklı sokaklarında kömür torbaları görünmüyor. Umarım ihtiyaç sahiplerine göndermişlerdir. Öyle olduğunu sanmıyorum ama...

Dün ve bu akşam konuklarımız vardı. Gündüzleri de çok yoğun geçiyor. Denizde bol bol yüzüyorum. Öyle güzel ki...

Bugün ayrıca kış hazırlığına da giriştim. Hem bamyaları sıra sıra ipe dizdim, kuruması için astım. Hem de bamya ve taze fasulye konservesi yaptım. Daha biber ve patlıcan da kurutmayı düşünüyorum ilk fırsatta. Çok çalışmam lazım çok !

Ha bir de komşularımızla taş okey oynuyoruz. Bu sıra oldukça şanslıyım oyunda.

Geleli okumaya zaman ayıramadım. Ama yeniden başlayacağım. Gittiğim her yerde bol bol okudum. Bu nedenle kısa bir mola beni rahatsız etmiyor. Son olarak Ankara'da " Yüzyıllık Yalnızlık"ını okudum Gabriel Garcia Marquez'in...

Yüzyıllık Yalnızlık , ilginç bir yapıt. Düşle gerçek iç içe geçmiş. Yazar, Latin Amerika'yı ilkel güzelliği, doğallığı içinde anlatmış. Boş inançlara bağlı insanlara, olağanüstü olaylara yer vermiş. Bu gerçek dışı olayları ayıkladığınızda geriye kalanlar gerçekten güzel. Ama okunması biraz zor kitaplardan, ya da iki kez okunacak kitaplardan ... Yüz yıl süresince yaşam öyküleri anlatılan aynı aileden gelen kahramanların, aynı isimleri taşıyor olması da karışıklığa neden oluyor. Yine de ben beğendim.

Bu arada ülkemizde ve dünyada çok önemli gelişmeler oluyor. Dikkatle izlemek gerekiyor. Acılar yaşanıyor yine! Yalnız Rusya'nın gücü dünyayı tek kutuplu olmaktan kurtarır mı ki.? Tek güç Amerika daha tehlikeli geliyor bana... İki süper güç denge unsuru olur mu ? Ne dersiniz ?

2 yorum:

Parpali dedi ki...

Bu yazıya rastladığıma çok sevindim. :) "Yüzyıllık Yalnızlık"ı ben de okumuştum. Hem de çok beğendiğini söyleyen birinin tavsiyesiyle. Ama ben okurken zorlandım. Şimdi sizin yorumunuzu görünce içime bir su serpildi :) Belki de tekrar okumalıyım...

Adsız dedi ki...

Sevgili Parpali,

Ben de sevinmene sevindim.
Gerçekten bazı kitaplar iki kere okunmayı istiyor. Bence bu da onlardan. Düşle gerçek iç içe ve bir ailenin yüz yılı... İsimlerin benzerliği... zorluyor biraz. Ama güzel bir eser...

Sevgiler.

aysema