15 Eylül 2008 Pazartesi

AĞLA SEVGİLİ YURDUM



Bu sıra kitaplarımın arasında debelenip duruyorum...

Siliyorum,temizliyorum, ayıklıyorum, yerleştiriyorum. Bazılarını görünce : "Aaa bu da mı vardı !" diyip seviniyorum. Kimine yeniden göz atıyorum.

Denemeler'den alıntı yaptım, bir önceki yazılarda. Şimdi de Ağla Sevgili Yurdum elimde... Ben bu gidişle işleri bir yılda bitiremeyeceğim anlaşılan !

Ağla Sevgili Yurdum... Can Yayınlarından çıkmış. Yazarı Alan Paton.Güney Afrikalı bir yazar. Yaşadıklarını anlatmış kitabında. Türkçesi, Mehmet Harmancı...

Kitaptan seçtiğim bir bölümü paylaşmak istedim sizlerle (s.104-105-106)...


" Kimi hiç zaman geçirmeden Güney Afrika'nın bölünmesini istiyor. Beyazların karalardan, karaların beyazlardan ayrı yaşayacakları parçalara... Karalar kendi topraklarını sürsünler, madenlerini işletsinler, kendi yasalarını kendileri uygulasınlar. Öbürleri erkekleri karılarından ve çocuklarından ayırarak madenlerde çalışmaya getiren ; yuvayı, aileyi dağıtan kamp düzenlerinin kaldırılarak , yerine kentte ve madenlerde yerli işçilere ayrılmış köyler kurulmasını istiyorlar.

.......Fakat bütün bunlara karşılık , ne Devlette, ne de Kilisede eşitlik isteyen yok.

Evet, yüzlerce, binlerce ses var yükselen. Fakat her kafadan bir ses çıkarken insan ne yapabilir ki ? Karaların beyazlardan çok daha fazla olduğu bu memlekette barışı nasıl kuracağımızı kim bilebilir ?

Kimi diyor bu dünyada yeteri kadar nimet vardır, birine fazla verilmesi, ötekine az kalması sonucunu doğurmaz. Birinin ilerlemesi ötekinin gerilemesi demek değildir. Düşük ücretli emekçi, halkın güçsüzlüğünü gösterir. Daha iyi ücretli emekçi ise daha çok pazar, daha büyük endüstridir, diyor bir kısmı. Başka bir kısım insanlarsa , bunun tehlikeli olduğunu , çok ücret ödenen emekçinin artık yalnızca çok satın almakla yetinmeyip daha çok okuyacağını, daha çok düşüneceğini ve sonsuza dek sessiz ve altta kalmaya yanaşmayacağını söylüyorlar.

Bu memleketi nasıl bir biçime sokacağız ? Yalnız malımızı kaybetmekten korkmuyoruz çünkü. Üstünlüğümüzü kaybetmekten , beyazlığımızı kaybetmekten korkuyoruz.

Bilmiyoruz, bilmiyoruz. Günbegün yaşayacağız. Kapımıza daha büyük kilit asacağız.

Dikkatli olacağız, şunu, bunu, onu yaşamımızdan silkip atacağız. Güvenlik ve önlem içinde hapsedeceğiz kendimizi. Yaşantımız daralacak, fakat üstün varlıkların yaşantısı olacak. Korku ile yaşayacağız, ama hiç olmazsa bilinmeyenin korkusu olmayacak bu. Vicdan örtülecek; hayat ışığı söndürülmeyecek , fakat saklanacak, ilerde onunla yaşayacak bir kuşak için korunacak. Daha gelmeyen bir gün için... Ne var ki, bu gün nasıl gelecek, ne zaman gelecek, bunu hiç düşünmeyeceğiz... "


Alan Paton, bir konuşmasında bu kitabıyla ilgili şunları söylemiş:

" Benim inancım odur ki: Korkunun gücüne karşı koyacak tek güç sevgi gücüdür.

Eğer bu anlayış ve sevgi yitirilirse insanlık korku ve mutsuzluğa mahkum edilecek, yaşam da dayanılmaz bir köleliğe dönüşecektir."

Sevgi , bence de çok önemli... Okumak da öyle...

".... Daha çok okuyacağını, daha çok düşüneceğini ve sonsuza dek sessiz ve altta kalmaya yanaşmayacağını söylüyorlar."

Haksız da değiller , değil mi ? Zordur böyle insanları yönetmek...

7 yorum:

Parpali dedi ki...

Keşke bu ülkedeki milyonlar da öyle olsa. Verilen bir torba kömüre sevinmek yerine, "biz neden bu haldeyiz?" diye sorabilmeyi başarsa. Toki başkanının babasının ismini bir okula veriyorlar. Bu durumdan başkanın da haberi olmadığını çıkıp söyleyebiliyor birileri. Ve başka biri "bu adam vatan haini mi ki? Niye verilmesin adı?" diye savunabiliyor bu durumu. Kendilerine ters düşen durumlarda yönetmelikleri satır satır okuyanlar, görmezden geliyorlar şimdi tüm yönetmelikleri. Şanslıysan politikacı ya da yakını, yandaşı olursun. Yok değilsen...

Galeni dedi ki...

Dayısının adını da Çorum'da bir parka vermişler :)
Teyzesinin adını Trabzon'a halasınınkini de Afyon'a verdilermi bu iş tamamdır :)

aysema dedi ki...

Babalarının çiftliği sanıyorlar ülkeyi...

Halkı yoksullaştırıp sadaka vererek yaşatmak, oylarını kapmak istiyorlar.

Aydınları yok etmek için de ne gerekiyorsa yapıyorlar. Her geçen gün yaşam zorlaşıyor aydınlar için.Ve yurdumuz için.
Ekonomi dibe vurdu. Niteliksiz insanlar bir anda şirket sahibi oluveriyor. Yıllarca okumuş-yazmış insanlar üç kuruş maaşla yaşamaya terk ediliyor. Kendi dertlerine düşsün, onları rahat bıraksınlar diye...

Ama az kaldı. Bunu bildikleri için de herkesle kavga ediyorlar... Gidecekler ama yaptıklarını düzeltmek için kim bilir daha ne kadar zaman harcayacak gelecekler.

Teşekkürler ikinize de...

Yine bekleriz efendim.

Evren dedi ki...

Merhaba Dilek;
Alan Paton ve Ağla Sevgili Yurdum ile ilgili fotoğraf ararken buldum aslında seni. Etkilendiğin kitap mimini yapıyordum ve ne tesadüf ki sen çıktın karşıma hem de elinde etkilendiğim kitapla... Eğer iznin olursa, adını kullanarak ve lingini vererek, alıntı yaptığın bölümü alıntılamak istiyorum.
Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Evren,

Aradığını benim blogda bulmana sevindim. Çok memnun olurum, dediğin gibi kullanabilirsin.

Amacımız herkesin okuması, aydınlanması, bilinçli olması değil mi zaten? Hepimizin birbirimizden öğreneceği çok şey var. Her yaşta...

Sevgilerimle...

Evren dedi ki...

Post;
Dilek: Ağla Sevgili Yurdum diye çıkınca, ismin Dilek sanmıştım, kusura bakma Aysema... Teşekkür ederim, iznimi aldım yazıma kaldığım yerden devam ediyorum. Sevgiler...

aysema dedi ki...

Kolay gelsin. Ben de zevkle okuyacağım. Diğer yazıların gibi...

Sevgiler...