12 Eylül 2008 Cuma

FARKLI OLANI ANLAMAK


Bizim ülkemizde sıradanlık prim yapıyor çoğunlukla.

Sıra dışı olanı ya yargılıyoruz, dışlıyoruz ya da görmezden gelerek rahatladığımızı sanıyoruz !
Oysa birçok güzelliği de o sıra dışı dediğimiz insanlar sayesinde yaşıyoruz.

Adı Gaykedi... Onu, yazılarımdan birine yaptığı yorumu sayesinde fark ettim. Blogunu ziyaret ettim o zaman, ama zamanım sınırlıydı, yeterince tanımadığım için yorum yapma hakkını kendimde bulamadım.

Konu bana çok uzaktı. Bilmediğim,
tanımadığım bir dünyanın yazarıydı. Bana göre farklıydı. Şimdi bir şekilde tekrar bloguna gittim. Okudum yazdıklarının bir kısmını...

Okudum ve anlamaya çalıştım. Okudukça sevdim onu... Dürüsttü her şeyden önce, sağlam bir düşünce yapısı, tutarlı kişiliği vardı. Yaşadıklarını , düşündüklerini, hissettiklerini paylaşıyordu dürüstçe. Önyargıları yıkıyordu biraz da...

Benim önyargım yoktu bu konuda. Fazla bilgim de yoktu. Sadece biyolojik bir durum olduğunu biliyordum.

Cinsellik çok karmaşık bir konu. Herkes farklı farklı yaşıyor. Başkalarına zarar vermediği sürece kimseyi ilgilendirmez de insanların neyi nasıl yaşadığı.

Başkalarına zarar vermemek ! Asıl önemli olan bu...

Yıllar önce bir yakınımın başından geçen iki yıllık evlilik deneyimi geldi aklıma. Çocuk; yakışıklı , meslek sahibi idi ve çok da aşık görünüyordu. Ailesi, her şey her şey çok olaganüstü görünüyordu. Nişandan sonra çocuk, sevinç içinde önüne çıkan dilencilere yüklüce diyebileceğimiz paralar dağıtmıştı. Neyse evlendiler.

Bir iki kez ziyaretlerine gittik. Mutlu görünüyorlardı. 1,5 yıl sonra yakınım anlaşamadıklarını, ayrılmak istediğini söyleyince şaşırdık. Gittik evlerine, konuşmaya çalıştık. Amacımız ikisini aynı zamanda dinlemek. Önce yakınım konuştu:

Evlendik, " Benden bir şey bekleme!" dedi, diye gerekçe gösterdi.

Neden diye sorunca karşı taraf yanıtladı:

Fazla gezip dolaşacak zamanımız yok, diye öyle söyledim , dedi.

Yakınım: Bir erkek arkadaşı var, her gün geliyor. Saatlerce odaya kapanıp çıkmıyorlar! Benimle ilgilenmiyor. Kızdım, neden benimle evlendin dedim: Benim evlenmem lazımdı , sen çık gez dolaş, dedi...

Karşı taraf: Asker arkadaşım, ne var bunda ! Arkadaşım gelince sıkılma; gezmeye git dedim, dedi.

Sık sık işten de ayrılıyordu. Yakınım da biz de anlayamamıştık. Çocuk bunalım geçiyor diye düşünmüştük. Bir süre daha devam etti bu evlilik.

Bu süre içinde çocuk gece kalkıp sabaha kadar namaz kılıyormuş, kendimi öldürsem de nasıl yapsam bunu, iple mi yapsam,ilaçla
mı ! diyip duruyormuş. Arkadaşı da gelmeye devam ediyormuş.

Yakınım bunalımda diye her yolu denemiş, düzelir düşüncesiyle. Olmayınca doktora götürmeyi denemiş, gitmemiş doğal olarak. Yakınım kendisi gidip konuşmuş doktorla, doktor eşin de gelmeden bir şey söyleyemem , demiş. Ailesini çağırmış, aile "Aman, ayrılma ! Sana ev veririz, dükkanları üstüne yaparız vb." demişler ama olay iki sene sonunda bitti. Geriye yaşanan acılar, hayal kırıklıkları kaldı...

Çocuğun gay olduğunu, ayrılma aşamasında anlatılan ayrıntılardan çıkarıyoruz. Yakınım biz farkettikten sonra gerçeği anlıyor. Üzerinde durmadığı olayları anımsıyor.

Lütfen yanlış anlamayın. Bu anıyı herkesi suçlamak, karalamak amacıyla yazmadım. Benim suçladığım dürüst olmayanlar. Tercihi ne olursa olsun, bu beni de kimseyi de ilgilendirmez. Ama dürüst olmayan insanlar, başkalarını kandıranlar beni öfkelendiriyor.

"Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol !

Bunu söylemek kolay da uygulamak zor bizim toplumumuzda. Toplumsal baskılarla işleri daha da karmaşıklaştırmıyor muyuz ?

Farklı olarak gördüklerimizi anlamaya çalışmak zorundayız... Öyle değil mi ?

7 yorum:

Galeni dedi ki...

Öğretmenim, ben de sizin gibi bu konuda fazla bilgili değilim. Bunun cinsel sapma mı yoksa biyolojik bir olay mı olduğunu daha bilim adamları çözemediler. En iyisi yorum yapmamak sanırım. Tehlikeli sularda yüzmektense kenarından dolaşmakta fayda var diyorum.

Parpali dedi ki...

Bu konuda bir hikaye, Murathan Mungan'ın "Kadınlar Kentler" kitabında da vardı. Kimin neyi nasıl yaşayacağına karışmak ya da yorumda bulunmak aslında çok saçma. Ama toplumumuz öğretilmişliklerle dolu. Peki ya işin diğer tarafı. Yani her manada aldatılmış olan tarafı. Kendi mutluluğu için başka birini mutsuz etmek. Buna da kimsenin hakkı yok...

Adsız dedi ki...

MAHALLE BASKISI DİYE BİR ŞEY VAR. Göründüğün gibide olamazsın, olduğun gibide görünemezsin sanırım.Konu cinsellik olunca!
Ayrıca muhteşem bir resim gördüm? Mutlu insanların tablosu...Eşime gösterdim, bizim böyle bir resmimiz yok dedi? Ve istedi; Dede olunca bizde çektiririz dedim. Mutlu olun.
EMİR:)

Adsız dedi ki...

Cok guzel bir yazi olmus. Ellerinize saglik. En kotusu dilsizlik. Konusamamak, susturulmak. Surekli bitmek bilmeyen bir resmi gecide hapsolmak.

Selamlar
ilbilge

aysema dedi ki...

Hepinize katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

Bence de iletişim kurmak, anlamaya çalışmak gerekir. Herkes kendi hayatını yaşıyor sonunda. Dürüst olmak önemli...

aysema dedi ki...

Çok haklısınız...