2 Eylül 2008 Salı

ORHAN PAMUK- ELİF ŞAFAK


Orhan Pamuk kitaplarının biri dışında hiçbirini sevemedim. Sevdiğim kitabı ise Orhan Pamuk, Orhan Pamuk olmadan önce yazdığı
"Cevdet Bey ve Oğulları" idi. Bu sıralar yeni kitabı çıktı ya televizyon televizyon gezmeye başladı yine. Kitapları değil ama pazarlaması olağanüstü...

Bu sıra çoğu kitap dostu "Masumiyet Müzesi" ni okuyor. Ben sonra okuyacağım. Nedense çok satanlar listesi bende isteksizlik yaratıyor. Reklamın iyisini de kötüsünü de sevmiyorum galiba... Hem neden çok satan giyecek,yiyecek,içecek denmiyor da çok satan kitap deniyor ?

Kitapla ilgili tartışmalar da okuma isteğimi körükleyeceğine köreltiyor.

Belki de kendime zaman tanıyorum. Orhan Pamuk olayı biraz daha farklı. Kara Kitap'tan sonra neredeyse okuma yeteneğimi kaybediyordum. Sanki ansiklopediden bölümler alınıp eklenmiş ve yerine oturmamış gibi. Hani Yeni Hayat'ın çok beğendiğim ilk cümlesi gibi. " Birgün bir kitap okudum, hayatım değişti." Ben de Kara Kitap'ı bir ayda kendimi zorlayarak okudum. Okumayı bırakmayı kendime yakıştıramadığım için bırakmadım, ama okuma hayatım değişti. Küstüm, tavşan dağa küsmüş hesabı... Diğer kitaplarını satın almadım, başkalarından alarak okudum belki düşüncem değişir diye, ama pek değişmedi.

Orhan Pamuk olayı farklı bir şey. Sevenler çok seviyor, sevmeyenler de hiç...

Tartışmalardan etkilenmediğimden eminim. Çünkü Kara Kitap ilk yayınlandığında sevinerek almıştım...

Bugünlerde yine tartışmalı bir yazarın yeni kitabına başladım. Elif Şafak'ın Siyah Süt kitabını okuyorum. İlgimi çekmeye başladı bile... Sanırım konusu da etkili oldu. Annelik, hamilelik, bebekler bu sıra benim için önemli. Bitirince ayrıntılı yazarım kitap hakkındaki eleştirilerimi...

Bir süre önce de Elif Şafak'ın Baba ve Piç romanını okudum. Kitabı beğendim. Hatta Orhan Pamuk mu Elif Şafak mı derseniz Elif Şafak derim.

Yalnız ikisinin ortak bir özelliği var beğenmediğim. Çok satmak, çok tanınmak , ödülleri kapmak için her yolu mübah saymışlar. Elif Şafak, Baba ve Piç'te olaylara Amerikan Ermenisi gözlüklerini takarak bakmış. Bu da Orhan Pamuk'ta olduğu gibi tartışmaları körüklemiş. Tartışmalar merakı, meraklar okunmayı ve tanınmayı getirmiş. Buna bir de ulusumuz için kötü emeller besleyenlerin savunduğu tezleri, Türk yazarlara söyleterek doğruymuş gibi gösterme çabaları eklenince gelmiş şöhret...

Yine de yazmışlar, emek harcamışlar... Bağırıp çağıranlar, tehditler savunanlar da oturup yazsınlar... Gerçekleri dünyaya anlatsınlar. Çağdaşlık bunu gerektirmez mi ?

0 yorum: