16 Eylül 2008 Salı

YURDUMUN ÇİÇEKLENMESİ


Hafta sonu eşimin çabalarıyla işleri kolaylaştırdık.

Sağolsun eşim koltukları, salon ve merdivenlerdeki halıfleksleri bir güzel halı yıkama makinasıyla yıkadı. Ben de camları hallettim, perdeleri yıkadım. Eşim de yerlerine taktı. Geriye yıkamaya verdiğimiz halılarımızın gelmesi kaldı. Sanırım yarın onları da getirirler...

Kitaplarla maceralarımız daha bir süre devam edecek. Acele etmemeye karar verdim. Çünkü kollarım , artık yeter demeye başladı. Hem genel iş bittikten sonra aceleye gerek var mı ? Nereye yetişeceğim ki ?

Artık daha çok okuyup daha çok yazacağım...

" Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın.
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım.
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım.
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya." Ceyhun Atuf Kansu)

Yurdumuzun çiçeklenmesi için hepimize görev düşüyor. Durmak yok , çalışmaya devam...

2 yorum:

Parpali dedi ki...

İşte satır aralarında yaşamın ortaklığının masumiyetini saklayan bir yazı. Hayatı kadınların omuzlarına yüklemeyi marifet sayan binlerce insana inat...

aysema dedi ki...

Doğru söylüyorsun Sevgili Parpali...

Yaşamı paylaşmak, birlikte kucaklamak zorundayız değil mi? Böyle olmadan mutluluğu nasıl paylaşabiliriz ki ? Otuz üç yıl mutlu bir evlilik ancak bu şekilde iyi günde kötü günde birlikte olmakla sağlanıyor galiba...

Benim en büyük dostum,destekleyenim sevgili eşim olmuştur. O'nu seviyorum. İyi ki onunla evlenmişim.

Bu konuda kendimi çok şanslı görüyorum. Sevdiğim eşimi ve sevdiğim işimi buldum yaşantımda. İkisi de çok önemli.

Karar vermeden önce iyi düşünmek, kendine zaman tanımak gerekiyor sanırım.