20 Ekim 2008 Pazartesi

ERGENEKONDA YAŞ VE KURULAR



Bugün, yani 20 Ekim 2008 tarihinde uzun süredir beklenen dava başladı, ya da üç saat önce başlaması gerekiyordu... Koşullar uygun olmadığı için henüz başlayamadı.

Cumhuriyetimizin en büyük ozanı, Fazıl Hüsnü Dağlarca da bugün son yolculuğuna Kadıköy'den uğurlanıyor.

Dokuz gün sonra Cumhuriyetimizin kuruluşunun 85. yıldönümü nedeniyle Cumhuriyet Bayramını kutlayacağız.

Televizyon kanallarını geziyorum. Bir kısmı her zamanki gibi laylaylom havasında, kadınları uyutma sevdasında. Onlardan hızla geçiyorum.

Haberleri izliyorum, canlı yayınlar yapılıyor Silivri'den. Herkes öfkeli, yargılama koşulları bu kadar zaman içinde hazırlanmamış. Ertelenecek gibi görülüyor. Bu da yargılamanın gecikmesine neden olacak. Bir kişi bile iddianamenin okunmasını istese günler sürecek. Bin beş yüz sayfalık bir metin. Aslında okunması doğru olur, nedir ne değildir görürüz. Ancak bir de şu var. İnsanlar aylardır tutuklu, suçlu mu değil mi belli değil. Bu insanların sırf bu sebeple içerde tutulmasının onlar ve yakınları üzerindeki etkilerini düşününce işin uzatılmaya tahammülü olmadığını da görebiliyoruz. Yani soruşturma aşamasında görülen kaos mahkemenin başlayacağı bugün de sürüyor.

Bir an önce dava sonuçlanmalı. Kim yaş, kim kuru ortaya çıkmalı. Korkarım, suçsuzların çok fazla olduğuna inandığım, bu davada kurunun yanında yaşın yanması; Ya da yaşın sayesinde kurunun da kurtulması... Çünkü çok garip bir süreç izledik.

Bilgiler servis edildi, telefonlar izlendi, birbiriyle asla bir araya gelemeyecek insanlar aynı suçun sanıkları olarak gece yarıları evlerinden toplandı...

Sanıkların içinde Cumhuriyete sahip çıkma yürüyüşlerini düzenleyenler var. Ben de Cumhuriyete sahip çıkma yürüyüşlerine katıldım. Çok da gurur duydum bunu yaptığım için...

Sanıkların içinde Susurluk olayına adı karışmış olanlar var. O günlerde bu olayın aydınlanması amacıyla tepkimizi ışıklarımızı yakıp söndürerek göstermiştik. Ben de her gece saat 21'de ışıklarımızı yakıp söndürerek Susurlukla ilgili suçluların ortaya çıkması, yargılanması için tepkimi gösterdiğim için gururluydum.

Hizbullahın mezar evlerine, PKK terörüne öfke duymayanınız var mı? Onlardan da bu dava nedeniyle tutuklananlar var.

Şimdi bu guruplar aynı nedenle yargılanıyor. Ben de büyük bir merakla davanın sonuçlanmasını bekliyorum herkes gibi. Çünkü hepimizin gönlü suçsuzların bir an önce bu işkenceden kurtarılmasından yana...

Yargıya güveniyoruz. Ama şunu da biliyoruz. Geciken adalet, adaletsizliktir. Suçsuz insanların hesabını vermek hiç de kolay değildir. Yargıdan kaçsanız bile vicdanlarınızdan kaçabilir misiniz ?

Dokuz gün sonra Cumhuriyet Bayramı kutlanacak. Cumhuriyet Savcılarına çok büyük görev düşüyor bu konuda. Bugün bunları yazabiliyorsak Cumhuriyete ve Büyül Önderimiz Atatürk'e borçluyuz. Kazandıklarımızdan vazgeçecek miyiz?

2 yorum:

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Dün Kadıköyde burnumuzun dibinde şehrin göbeğinde bir facia yaşadık biz. Ergenekonun ne olduğunu ne yazıkki hiç bir zaman anlayamayacağız. Ortalık toz duman için de. Bekliyorum ben de merakla en çok da endişeyle

aysema dedi ki...

Haberlerde izledim, korkunçtu gördüklerim, okuduklarım. Birileri sürekli kaşıyor... Zor günler, dikkat gerektiren günler...

Evet hepimiz endişeliyiz. Umarım korkulanlar olmaz...