17 Ekim 2008 Cuma

MİM Mİ SOBE Mİ ? (II)



Handanın Kaleminden'e sobelenmişim... Önce çok sevindim. İkinci kez sobeleniyorum, bazıları buna mimlenmek diyor.

Ben mimlenmek istemiyorum. Bu, nedense aklıma polisleri getiriyor ve son yıllarda ben polislerden çok korkuyorum...

Aklıma Hırant Dink'in öldürülmesi öncesi ve sonrasında okuduklarım geliyor, Malatya'da, Trabzon'da yaşanan cinayetler geliyor; şu sıralar çok üzülerek izlemeye çalıştığım işkence altında ölen genç geliyor, Ergenekon davası soruşturulması ile ilgili bilgi sızdırılması geliyor korkuyorum. Anlayacağınız biraz güven bunalımı yaşıyorum polislerle ilgili ve mimlenmek istemiyorum.

Eşim de bu mimlenmek ne ki, diye sordu. Ben de anlatmaya başladım hevesle, baktım ilk kez boşver yazma dedi. Mimlenmek onu da rahatsız etti anlaşılan...

Oysa Sevgili Handan'ın sobesi çok da önemliydi...

Konu: TASARRUF

Ekonomik kriz var ya (Gerçi devletlilerimiz yok mok diyorlar, başka da bir şey yapmıyorlar.) ; nelerden tasarruf yapabiliriz ?

İki gündür bunu düşünüyorum. Tasarruf yapabileceğimiz ne var?

Her başı sıkışanın yaptığı gibi ben de önce sigaraya saldırıyorum,
ardından da içkiye... Benim sigaram, eşimin içkisi var! Bıraktık diyelim (Bırakırım demiyorum, diyemiyorum henüz! Keşke diyebilsem...). Evet bıraktık diyelim, ülkemiz bununla kurtulacak mı? Olsa olsa bizim bütçemiz rahatlar ki bu da iyi bir şey.

Sonra yeniden düşünüyorum.

Elektriği gereksiz yakmıyoruz, suyu boşa akıtmıyoruz.

Eşim nicedir işe giderken arabayı kullanmıyor. Benzini de dikkatli kullanmaya çalışıyoruz anlayacağınız.

Ekmek atmıyoruz, sebzeleri çürütmüyoruz. Yağ, bal, reçel sucuk, salam, sosis tüketmiyoruz. Peynir zeytin yiyoruz her sabah, arada bir de yumurta... Zeytinden ve yumurtadan geçtim diyelim, ama peynirsiz duramam ben Handan ! Dokunma peynirim kalsın, bak bir daha oynamam ha!

Şaka bir yana biz zaten yıllardır savurgan olmadık. Tasarruf yaptık, yapılmasını önerdik. Tıpkı ülkemizde yaşayan büyük çoğunluk gibi. Bu yaşa geldim, hep tasarruf yaptık, hep de kriz yaşadık. Çocuklar ergenlik çağında marka merakına kapıldıysa da uzun sürmedi, şimdi olgun birer insan gibi yaşıyorlar bizden uzakta...

Bizden fazla bir katkı olmayacak anlayacağın bu krize...

Belki küçük çocukları çok olanlar diye aklıma geliyor, gelmesiyle de gidiyor... Çocuğun sütünden mi vazgeçecek, okul giderlerinden mi? Bunlardan kendilerine bile hayır yok. Belki bundan sonra çocuk yapmazlar!

Aslında yetkililerimizin söylediklerinde haklılık payı da yok değil! Bize bir şey olmaz, kriz bizi etkilemez ! Doğru vallahi, bizi nasıl etkilesin ki? Biz hep krizdeyiz zaten...

İşsizlik yok mu ? Var, biraz daha çoğalır. Eşitleniriz.
Yıllardır tasarruf yapmıyor muyuz? Yine yaparız.
Borsada paramız var mı ? Yok.
Birikmiş paramız ? O da yok...

Eeee demek ki çoğunluğun yapacağı bir şey de yok !

Ama o azınlık yok mu ?! Asıl bizi kurtaracak onlar!
Getirsinler yurt dışına kaçırdıkları paralarımızı... Maliye Bakanımız da biliyor nasıl kazandıklarını, neden kaçırdıklarını...

"Getirin getirin, nasıl elde ettiğinizi sormayacağım, yaptıklarınız yanınıza kar kalsın, ak pak olmuş gibi getirin paraları, vergi mergi de istemiyorum, vergiyi parası az olan dürüst insanlardan çatır çatır alıyorum zaten, sizden almama gerek yok ! Getirin şu pis paraları da temizleyelim!"

Bir önlem daha: Hep duyuyoruz, uyuşturucu ticaretinin çoğu ülkemiz üzerinden dünyaya ulaşıyor. Biliniyor, ama yasal değil. O zaman yasallaştıralım! Şadece uyuşturucu baronları kazanmasın, ülkemiz de kazansın.

Son yıllarda çooook zengin olanlara nereden buldun, desek mi?

Bunu da başardık mı inan krizden öncekinden de rahat bir yaşantısı olur çoğunluğun.

Bakıyorum kıkırdadınız... Peşin parayı görünce rahatladınız. Tasarruf masarrufa da gerek kalmadı gördünüz mü? Yazarken ne kadar kolay çözümleniyor her şey...

Ben de Kelime ve Parpali'ye sobe diyorum. Tasarruf konusunu bir de onlardan dinlesek mi?

12 yorum:

handan dedi ki...

ahahah peynirden ben de vazgeçmem! her çeşit peynirin hastasıyım; tee konyalardan küflü peynir taşıdım buralara ki, annem lütfen dolapta görmeyeceğim bir şekilde muhafaza et dedi bitirinceye değin. ama kozmetik&iç çamaşırı konusunda ciddiydim en iyi tasarruf kalemleri onlar, arabam yok zaten benim, almayı da düşünmüyorum, işte böyle. ama ben yine de ayın sonunu zor getiren bir kadınım, öğlen kahveleri, sigarayı henüz bırakamamak, ıvır zıvıra harcanan para hiç ekonomist olamadım bitince param evde oturuyorum:)

Galeni dedi ki...

Öğretmenim, bende yalan yok. Tasarruf konusunda ben size karşı mahcubum. Neden derseniz. Günde 12-16 saat arası çalışıyorum, fena kazanmıyorum ama kazandığımı harcıyorum. Hiç köşeye atmak biriktirmek yanlısı değilim. Sırf yeni aldığım arabamı rahat bıraksın diye bugün abime düşük model de olsa bir araba aldım birikmiş son kalan paramla :)
Yazının başında mimlenme ve polislerle ilgili yazmışsınız. Size katılıyorum.
Polislerle daha bugün yaşadıklarımı anlatayım size. Abime aldığım arabanın devir- tescil işleri için Rize merkez emniyet amirliği trafik tescil bürosuna gittim. Benden önce bir kişi var, görevli polis onun işlemlerini yapıyor ama nasıl? adeta dövercesine. Sert sert sorular sormalar, kaşeyi evraklara hınçla basmalar, bir tafra bir kıyamet.
Eyvah dedim, şimdi bana da böyle davranırsa iş alırım başıma. Çünkü kendimi biliyorum mutlaka karşılık veririm, dayanamam. O ara bana baktı polis ve "siz beraber misiniz?" dedi, "hayır, sıra bekliyorum" dedim. "Otur kardeşim ayakta durma bende kalp var ışığımı kesme" demez mi? "Merak etmeyin hastane yakın, yetiştiririz" dedim. Öyle bir ters baktı ki adeta yedi beni. Tamam dedim bu iş burada biter.
Derken Allah yüzüme baktı, masada boş olan ikinci koltuğa başka bir polis gelip oturdu, dosyamı elimden aldı ve "hayırlı olsun" diyerek işlemi başlattı. Öyle hoş sohbet bir insandı ki güle oynaya, espriler yaparak işlemi bitirdi.
Şimdi soruyorum acaba polis olmakla mı yoksa adam olmakla mı ilgili bu iki polisin davranışları?

aysema dedi ki...

Ben de peynirin her çeşitini seviyorum ve Soma'dan keçi peyniri getirttirdim. İzmir tulum da sevdiklerim arasında.

Bugün bütün tasarruf önlemlerini unuttum, iki ay sonra dünyaya gelecek torunum için çılgınlar gibi alışveriş yaptım. Çok da mutlu oldum.

aysema dedi ki...

Biraz tutumlu olmakta yarar var sanırım.

Polislerle ilgili söylediklerine katılıyorum. Her kurumda olduğu gibi onlarda da iyiler de kötüler de var.Beni tedirgin eden bir grupla ilgili basında çıkan haberler. Polisi bölmek ve amaçları için kullanmak isteyenler varmış gibi izlenim oluşuyor yansıyanlardan.

Birileri orduyu sürekli karalamaya çalışıyor.

Tasarruf önemli, bir kez daha düşün.

Galeni dedi ki...

öğretmenim,
tasarruf önemli biliyorum ama benim gibi hedefsiz kalmış birisi için ne kadar önemli tartışılır. Gün gelip hayattan bile vaz geçen birisi için tasarruf anlamsız bir kelime olarak kalıyor.
Ayrıca lise ve yüksekokul yıllarımda çok parasızlık çektim, şimdi bir nevi ondan intikam alıyorum biriktirmeyerek :) Hiç benimle oyalamıyorum kendilerini, geldiği gibi gönderiyorum :)

Galeni dedi ki...

Evet orduyu planlı ve sistematik bir şekilde karalamaya çalışan bir oluşum var. Birden bire ortaya çıkan ve pervasızca yayın yapan "Taraf" gazetesini hayretle izliyorum. Özellikle bir zamanlar romanlarını severek okuduğum ahmet altan denen adamın yaptıklarına ve yazdıklarına deli oluyorum.
Tahminimce ülkenin en güvenilen kurumu olan orduyu zayıf düşürmek için amerikanın düzenlediği bir senaryo ile karşı karşıyayız.
Bu hainler önce askere gitmeyeceğiz diye ufaktan başladılar daha sonra ise direk hedef gözeterek orduya saldırmaya cüret ettiler.
Son Aktütün baskını olayında genelkurmayın haberi varmışta olayı sadece izlemiş gibi yayınladıkları amerika tarafından servis edilmiş insansız uçak görüntüleri fos çıktı. Görüntüler incelenince ekrandaki enlem ve boylamların Aktütüne değil kandil dağına ait olduğu ortaya çıktı.
Çok ama çok garip şeyler oluyor, uyanık olmak lazım...

Galeni dedi ki...

İnternethaber.com yazarı Hacer ALKAN'ın yazısını şimdi farkettim. Benim yazdıklarımla neredeyse aynı. Bir göz atın derim...

[url]http://www.internethaber.com/author_article_detail.php?id=7493[/url]

Ve bir de şu yazıya bakın bence

[url]http://www.internethaber.com/author_article_detail.php?id=7457[/url]

aysema dedi ki...

"Hedefsiz yaşamak" olur mu? Duymamış olayım. Yazılarından tanıdığım kadarıyla oldukça nitelikli bir gençsin. Okuyan,yazan,düşünen bir insan önce kendi yaşamını düzenleyecek, sonra da topluma hizmet edecek.

Özellikle bu kriz ortamında dikkatli olmak zorundayız değil mi? Yakında yeni işsizlikler yaşanabilir. Dikkatli olmak zorundayız. Çoluk çocuğa karışınca zaten tasarruf olanaksızlaşıyor. Çocukları, gelecek çocukları da düşünmek zorundayız, değmez mi onlar için?

Söylediğin haberlere bakacağım şimdi...

aysema dedi ki...

Sevgili Galeni,

Taraf gazetesi özellikle çıkarılmış şüpheli bir gazete... Yasemin Çongar yıllarca "Amerika'dan bildiriyordu." Şimdi de "Türkiye'den" servis yapıyor. Kalkıp Türkiye'ye geldi ve ABD'nin başaramadığı "Türk ulusundaki ordusuna güven" duygusunu yok etme görevini yerine getirmeye çalışıyor. Yanına da "tosuncukları" alarak yapıyor. Casus gibi çalışıyorlar.
Gaflet, dalalet ve hatta ihanet içindekiler de alet oluyor.

Herkes hata yapabilir. Bir kişinin yaptığı hatayı orduyu yıpratmak için bulunmaz fırsat sayıyorlar. Bu ilk kez olmuyor. Başından beri sadece ulusal bütünlüğümüzü bozma k için çalışıyorlar. Piyon gibi kullanılıyorlar. Kaça satıldılar bilmiyoruz. Tüm yurtseverler safdışı edilmeye çalışılıyor. Didik didik gelmişleri geçmişleri araştırılıyor. Kullanılmak için servis yapılıyor. Dışardan doğru yanlış bilgiler yayılıyor...

Zor günlerden geçiyoruz. Tehlike büyük. Amaçları yıllardır ortalarda bölünmüş Türkiye haritaları dolaştıranlarla aynı.

Bütünü görmek zorundayız.

Galeni dedi ki...

Öğretmenim
Bugün Şırnak'ta askerlik yapan bir tanıdığım izne geldi. Durumu sordum, dedim ki televizyonlardaki gibi çok vahim bir durumdamıyız?
Abi alakası yok dedi. 6 aydır ordaymış ve sürekli dağlardalarmış. 6 ayda 2 kere çatışmaya girdik, 2-3 kere de mayın olayı oldu, durum kesinlikle ordunun hakimiyeti altında asla bir yenilmişlik veya ezilmişlik durumu yok" dedi.
Televizyonları izleyince sanki oraların hakimiyeti teroristlerdeymiş biz ezilöişiz gibi bir intiba oluşuyor. Resmen onların ekmeğine yağ süren yayınlar ve yorumlar yapılıyor.
Siyaset meydanı programında Erdal SARIZEYBEK konuşuyordu geçen gece. İnanılmaz akıl almaz şeyler anlattı. resmen sırtımızdan bıçaklanıyoruz.

aysema dedi ki...

Kime inanacağımızı şaşırdık sevgili Galeni,

Sanırım istedikleri de bu... Kafaları karıştırmak, kuşku tohumları yaymak... Onun için çeşitli yayınlara bakmak gerekiyor. Olayları çok yönlü değerlendirmek..

Şırnak'ta askerlik yapan arkadaşına sevgilerimizi ilet. Onlar bizim gözbebeklerimiz. Biz Mehmetçiklerimizin sayesinde rahat rahat yaşarken, hangi koşullarda vatanı savunduklarını da unutmuyoruz. Yüreğimiz onlarla birlikte. Sağlıkla gitsin, sağlıkla dönsün tümü de...Ordumuza güveniyoruz.

Galeni dedi ki...

İletirim sevgili öğretmenim. Zaten el üstünde tutuyoruz biz de kendisini.
Dün bir kafeye gidip oturduk hep beraber, garibim uygar dünyayı unutmuş neredeyse. Ezildi, büzüldü kabuğuna çekildi iyice. İnanın düz yolda bile rahat yürüyemedi neredeyse.