5 Kasım 2008 Çarşamba

DELİ AYTEN'İN HEYKELİ DİKİLECEKMİŞ



İnanın şaka değil. Deli Ayten'in Heykeli dikilecekmiş! Vallahi de doğru, billahi de doğru.

Biraz önce NTV Haberde izledim. Hem de Deli Ayten'in resmini gördüm. Akşam haberlerini kaçırmazsanız sizler de bu tarihi şahsiyetin resmini görebilirsiniz. Kendisini göremezsiniz, çünkü on altı yıl önce ölerek tarihin altın sayfalarındaki yerini almış.

Çok da şirin bir görüntüsü vardı. Sevgili heykeltraşlarımız "ağlayan heykel" yapacağız diye ağlaşıp dururken AKP'li Osmangazi (Bursa) Belediyesi şıkır şıkır Deli Ayten'in heykelini dikme çalışmalarına başlamış bile. Başkanın kendi ağzından dinledim.

Ayten'in başı örtülü, davulu da var. Ayrıntıları kaçırdım, onları da sizden bekliyorum artık...

Ben destekliyorum Osman Gazi Belediye Başkanımızı...

Yeter artık!

Bursa Nutku'nu mu okuyalım, Osmanlı Tarihini mi?

Ağlaya ağlaya iki gözden mi olalım? Biraz da gülelim canım! Deli Ayten'in heykeli güldürüyor, çok güldürüyor. Oynatmaya az kaldı,demeyeceğim... Çünkü ben oynamaya gidiyorum, siz de öyle yapın!

Ohhh şıkıdım şıkıdım!.. Eller , hani eller?..

30 yorum:

pRncfRn dedi ki...

Deli Ayten kim ya?
Ben de deliyim benim heykelimi değil direkt beni diksinler!
Nereye dikmeleri gerektiğini söylemek istemiyorum zira pek hoş bir yer değil ama dikilmeye hazırım! İyi de dikilirim yani, dimdik!

Gerizekalılar ne diyeyim ya!

aysema dedi ki...

Sevgili Prncfrn,

Vallahi ben de deliriyorum. Sabahtan beri çarşıya inmem gerekiyor, hala gidemedim. Bunu da yazıp gideyim bari yoksa benim de heykelimi dikecekler.

Deli Ayten'i Orhangazi'de herkes tanıyormuş. Çengi mi neyniş. Yanlış görmedimse tencere tavalar da vardı davulun yanında asılı duran. Çok şirin görünüyordu aslında...

Tanınmış,ülkeye hizmet etmiş, tarihe mal olmuş kişiler diyince tanıdıklarını anlamışlar galiba. Sıra diğer delilere de gelir inşallah. Belki de tencerelerini kalaylayarak hizmet vermişlerdir başkana...
Helal Başkan! Kimse senin kadar durumumuza ışık tutmadı...

zihni dedi ki...

Az bulunan ve tükenen değerlerin heykelini dikerlerdi bizim orda...

El akıllıya hasret, biz deliye mi?
Şaka olmasın bu?
Neden tersinden işletirler ki anlam ve önemleri!
Kafam iyice karıştı aha gidiyom denize atlamaya:) Yo yoo benim heykelimden hayır gelmez, boşuna masrafa girmeyin. Ne de olsa ölümüz de sakıncalı gurubuna giriyor:)
Hoş bir konu ve de yazım tekniği...

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

Vallahi katıla katıla gülüyorum. Bu sizin anlattığınız çocuktan da iyi geldi bana. Ona gülümsemiştim, buna kahkahalarla gülüyorum. Çok da ihtiyacım varmış.

Hasret olduğumuzu da nereden çıkardınız? Deliden bol ne var bizde? Televizyon izlemiyorsunuz anlaşılan.

Siz yeter ki delirin! Heykelinizi de yaparlar, başüstünde de taşırlar.
Onlar çok akıllıları sevmiyorlar.

Teşekkürler... Yorumunuz da çok güzeldi.

Parpali dedi ki...

Ben bir şeyi merak ediyorum. Başbakanından bakanlarına, sadece vekil olanlarından belediye başkanı olanlarına kadar bunca insan, bu kadar saçma sapan eylemi ve söylemi kendi iradeleriyle mi sergiliyorlar? Yoksa özel ders alıyor olabilirler mi?

DemotikE dedi ki...

Selamlar.
Deli Ayten, evi barkı olmayan, aslen Bursa'lı bir kadıncağız.
Tecavüze uğradığı için aklını oynatmış bir kadın.
Evi barkı olmadığına, kabını kacağını üzerinde taşıyordu.
Bir Ramazan günü, Deli Ayten'e sürekli yardım edenler ona bir davul alırlar ve "çal" derler.
Para kazansın diye, halkın iyi niyetli bu girişimi, Deli Ayten davulu gün boyu çalmaya başlamasıyla güme gider.
Bu kez davulu almak isterler ama Ayten davulu vermez. Sonunda davulun sesinden bıkıp usanan halk bir şekilde davulu patlatır.
Deli çok ama Ayten'in tanınması bu davul hikayesi ile olmuştur.
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Özel olarak eğitildiklerini söyleyebilirim. Bunca özel okul, imam hatip lisesi, Kuran kursları,yurtlar,evler... onların hizmetinde.

Gördüğümüz kişilerin sadece görünüşlerinden bile o görüşe sahip olduklarını anlamıyor muyuz? Bakışları, duruşları,ses tonları, davranışları ne kadar da benziyor birbirine... Bu kendi kendine olmuyor sanırım.

Sevgiyle kal dostça yaşa.

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.

Bu durumda Orhangazi Belediye Başkanını destekliyorum ben. Deli Ayten'in heykelini diksin. Hatta diğer tecavüze uğramış olan çocuklarımızın da heykellerini buraya eklesinler.

Belki onları bu duruma getirenler heykelleri gördükçe yaptıklarından utanır.

Gerçi "Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!" demiş atalarımız...
Herkesin anlaması dileğiyle.

Sevgiyle kalın, dostça yaşayın.

Adsız dedi ki...

Yazınızı çok büyük bir keyifle okudum. Tam bir kara mizah örneği.

Bu kadar tarihi şahsiyet varken delilerin heykelini akıllılar dikecek değil ya?

Atatürk'ün "Bursa Nutku" nu okumanın tam da zamanı...

Oya

aysema dedi ki...

Sevgili Oya teşekkürler.

Bence de okumalıyız Bursa Nutku'nu da diğerlerini de.

Sevgiyle kalın.

salih dedi ki...

aslında herşeyin heykeli yapılabilir ve bunun için bir tarihi önem gerekmez.
Bu konuyu ayrı tutuyorum çünkü eğer bir belediye başkanıysanız ve Bursaya bir heykel diktirme kararı aldıysanız "deli ayten"in heykeli akıllıca bir karar değil.Şuda bir gerçek tabi akıllıca kararlar alına bilmesi için hükümetin akıllı olması gerekir ama malesef değil.ve deli ayten yaşasaydı şöyle derdi "ben hiç olmazsa deliydim"
siz benim heykelimi tenceremle tavamla buraya dikecek kadar salaksınız.Bunca zam bunca ekonomik kriz varken hepsini harmanlayıp baş ucunuza dikinde benim gibi delirmekte olan halkı anlayın.Bir deli ayten heykeli ne ki.Siz daha nice aytenleri delirteceksiniz.


sevgiler.Mizah kokan güzel bir yazıydı:D

aysema dedi ki...

Sevgili Salih,

Hoşgeldin. Bence de her çeşit heykel-sanat- estetik gözetilerek- yapılabilir, yapılmalıdır da...Burada ki amaç biraz kuşkulu ve komik geldi.
Başkası yapsa belki bu kadar tuhaf gelmezdi.

Sanata ve sanatçıya bakışları da demeden sadece kadına bakışları bile bu heykel konusunda kuşku uyandırıyor bende.

Siz de bilirsiniz, "Böyle sanatın içine tükürürüm!" diyerek heykellere saldıran kişi yıllardır Başkentimizin Belediye Başkanı, insanlarımız aklını kullanamazsa öyle de kalacak. Bu benim içimi çok acıtıyor.

Paylaştığınız için teşekkürler.

Sevgiyle kalın, dostça yaşayın.

aysema dedi ki...

DÜZELTME:

Dün haberi çok kısa izleme olanağı bulmuştum. Ayrıntıları kaçırdım doğal olarak, ama olay komikti paylaştım. Gazetelerde aradım yoktu haber.

Bugün Bursa gazetelerinde haber de resim de var. Ayten'in başı açık. Benim TV'de gördüğüm Saadet Partililerin heykele karşı çıkan gösterileri ve olayı dramatize eden tiyatro sanatçısıymış. Onun başı örtülüydü.

Ayten'in başı açık. Davulun yanında cümbüşü de var. Osmangazi Belediğe Başkanı, heykeli "Kamberler Parkı"na dikeceklerini söylüyor ve ekliyor: Heykeli Başbakanımız açacak...

Eeee "Kambersiz düğün olmaz." demiş atalarımız. Biraz da sanatla ilgilenmesi iyi olur. Çünkü herkes her şey olabilir de sanatçı olamaz.

zihni dedi ki...

Hatta diğer tecavüze uğramış olan çocuklarımızın da heykellerini buraya eklesinler.
Eyvaaahhh sn. hocam, bunlar heykele de tecavüz ederlerse ya!

Sizin de dedğiniz gibi:
Böyle sanatın içine tükürürüm!" diyerek heykellere saldıran kişi yıllardır Başkentimizin Belediye Başkanı, neye TÜKÜRDÜĞÜNÜN farkında mıyıdı acaba?

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

Dediklerinizi yapabilirler mi bilmiyorum ama Atatürk heykellerine saldırdıklarını biliyorum. Sanırım bu da bir çeşit tecavüz.

Teşekkürler.

Şimdi işaret ettiğiniz yazıyı okumaya gidiyorum.

Sevgiyle kalın dostça yaşayın.

DemotikE dedi ki...

Kıymetli kardeşlerim;
Şimdi bakınız. Bu insanlar tarikat ve cemaat içinden gelen insanlar.
Sıradan bir vatandaşımız ile bu cemaat ve tarikat tezgahından geçmiş insanları sakın ama sakın bir tutmayın ve bu şekilde yaklaşarak, anlamaya çalışmayın.
Bugün emekli bir gazeteciyim. Ama bir süre öncesine kadar, kimlik ve kıyafet değiştirerek bu insanların içlerine girdim. Bu insanlarla, iç içe yıllar boyu yaşadım. Ve ilişkilerimi de halen koparmadım. Yani bugün elan bıçak sırtında yaşamaktayım.
Elimde birikmiş olan bilgi, belge ve dökümanları paylaşmak istediğim medyadan, tahmin edeceğiniz üzere elim boş döndüm.
DemotikE... Ahmet, Mehmet, ayşe değil. Çünkü isim kullanma gibi bir şansım yok. Bendenizi koruyacak bir unsurda yok.
Ama birşeylerinde halka-halkımıza anlatılması gerekti.
Zaman içinde dostlar arasında bir grubumuz oluştu. 5 idi 10 oldu. Şimdilerde 1500 leri geçmiş. Ülkenin her yanından dostlar.
Ve... Yine bir süre önce bu dostlara yazmaya başladım. Tarikat cemaat olaylarını aynen yaşadıklarımı paylaşmaya başladım.
Bu e-posta ile başladı ve halen sürmekte. e-postanın yanı sıra, bu dostların isteği ile blog ortamındada yazmaya başladım.
Yazımın bir kopyası blog bir kopyası e-postaya kaymakta. Şu farkla bazı yazıları blogda yayınlamıyorum. Yada yayınlayamıyorum. Bunun nedeni, hukuki nedenler.
Şimdi bunları paylaşmamın nedenine gelince; DemotikE'de gerek Blogspot'ta ve gerekse başka blog ortamlarında yazdıklarım (arşim) bölümünde mevcut. e-postalara ve onun arşivine ulaşamazsınız (dost grubumuzun arşividir) ama bu arşivdeki yazılar bile bu tarikat ve cemaatler hakkında oldukça önemli bilgileri sunmaktadır.
.........
Sanata ve sanatçıya sınır olmaz.
Bir sanatçı, isterse kişisel yaklaşım-paylaşım ve düşün sınırları içinde hiç olmadık bir unsuru-objeyi "şey"i, (burada konu heykel)e dönüştürebilir.
Ama sanatın dışındaki kişiler; "bu olsun" direktifinde bulunamaz.
"Bu olsun" ancak bir teklif olarak, ilgili kişilerin, bu konuda karar verebileceklerin önüne getirilir.
......
Bu da; Bazı arada geçen sözlere yanıt olsun:
Bunlar, evet çok spesifik bir eğitimden geçmekteler. Ve bu eğitimlerin çok değişik boyutları vardır. Sıradan bir müridin eğitimi ile imanların-hocaların, yönetenlerin, ilişkiler sağlayanların, işyerleri açma konusunda çalışması olan ve bunu ayrıca yönetenlerin, internet ortamını gerek inceleyen, gerekse bu alanda çalışma yapanlarında eğitimleri farklıdır. Peki hepsi bu mu bittimi? Hayır....
Koca bir cumhuriyeti yıkıp, din devletine soyunmak için yola çıkan bu kadar güdük olabilir mi?
Siyasi kadro ve mahalli yönetimlerle ilgili ayrıca yine çok spesifik eğitimler söz konusudur....
Bunların hepsine burada değinmek mümkün değil.
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Söyledikleriniz doğru. Tehlikenin farkındayız. Bir ara Nurettin Veren'in anılarını da izlemiştik eski Kanal Türk'te. Hikmet Çetinkaya Cumhuriyet'te yıllar öncesinden bıkmadan usanmadan uyardı sağır sultanları. Necip Hablemitoğlu'nun "KÖSTEBEK" adlı eserini okudunuz mu bilmiyorum.
Cumhuriyet Mitinglerinde bağırdık...

Tehlike büyük, farkındayız, ama ne yapacağımızı bilmiyoruz.

Güvendiğimiz dağlara kar yağıyor hep. Üç kişi biraraya gelse üç grup oluyor hemen.
Kanal Türk satıldı, hem de kimlere!
Atatürkçüler tutuklandı...
Hablemitoğlu öldürüldü.
Cumhuriyet Savcılarına, yargıya güveniyoruz. Bekliyoruz sabırla.

Cumhuriyet düşmanı, laik düzen düşmanı örgütler rahat rahat çalışıyorlar.Onlara da yargı yolu görünmeli değil mi?

Kim olursa olsun suçluysa cezasını çekmeli, değilse kısa sürede aklanarak özgürlüğüne kavuşmalı.

Prf Dr Erdal Atabek'in bir yazısını"Erdal Atabek" yazmış başlığıyla yayınlamıştım "ekim ayı"yazılarımda. "ADSIZ" RUMUZUYLA GELEN YORUMA bir bakın. Tam da sizin işaret ettiğiniz türden.

Sevgiyle kalın,dostça yaşayın.

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

İşaret ettiğiniz eski yazınızı beğenerek okudum. Herkese öneriyorum.

Tekrar teşekkürler.

DemotikE dedi ki...

ZORUNLU AÇIKLAMA
Sayın Aysema ve kıymetli bu blogun konukları...
Ben, emekli 53 yaşında, ama halen vatanı için mücadele eden, siyaset bilimciyim. Avrupa'da birikimim olarak "Siyaset stratejisti" denir.
Yüzlerce gençle istişare etmekteyim. Onlara, siyasi bilimlerden, düşünce tarihine, edebiyata, sanata ve dahası Türkiye (genel) politikaları konularında destek olmaktayım.
Netice olarak, herkes aynı şeyi söylüyor görüntüsünde olabilir ama ben gençlere gençlerimize çok değer veriyorum. Bendeniz için genç çok önemli. Ülkemiz gerçekleri içinde bu başka başka anlamlarda taşımakta.
Ben; gençlerden, asla genç olduklarını unutarak onlardan beklentilerimi, gence-gençlere haksızlık noktasına getirmem.
Yine ötesinde ben, asla kimseyede(!) çapının dışında istemde de bulunmam. Buna; "Emeklemeyi bilmeyen çocuktan yürümeyi beklemek" diye tamlayalım.
Sözün burasında, "ben" kelimesini kullanmak zorunda kalmamında ayrı bir sıkıntısı için olduğumu belirteyim. Bazı gelişmelerin, bana böyle bir cilvesidir bu...
Esas olarak, gençlerin bu konulara yaklaşımı, bu konulara duyarlı olması çok önemlidir. Dahası, bu gençler takdiri de hak etmektedirler.
(Bakınız; DemotikE'nin pek çok yazısı)
Bendeniz, her konuda analitiği ve düşüncede 3+ boyutu didikleyen insanım.
Ama bunu sizin-sizlerin takdirine bırakıyorum, bende zaman içinde çok kez hangi ülkede ve kimle muhatap olduğumu unutabiliyorum.
Hergün, hepsini toplasanız en az 100 kitap sayfası kaleme almaktayım. Günde en fazla 4 saat uyuyabilen bir insanım. Bu yaşta araştırmalarıma, hemde o konudaki mekanlarda devam etmekteyim.
e-posta, MSN, yüzyüze olarak yüzlerce insanla muhatap oluyorum. Bu insanların her birinin sorularına tek tek cevap vermek sorumluluğum var.
Şimdi, gelişme ile ilgili olarak tarafların bir kez daha "yürekle" bakmasını isterim bu konuya.
"kasıt" olmadığını baştan söylemiştim. Ama bende ifademde (bu kişisel yoruma açıktır) hakaret etmek için söylemedim.
Türkiye'de sapla saman hep karıştırıldığı gibi burada da aynı şey söz konusudur, aslını açıklayayım; "Bu konuda eksiğini tamamla" anlamı taşımaktadır.
...
İnternet cafelerden, MSN ve internette form ortamlarından çıkmayan gençlerimizle, bu gibi ortamlarda katılımcı olarak gördüğümüz gençleri asla aynı kabın içine koymam ve asla aynı terazi ile tartmam.
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Çalışmalarınız ve çalışkanlığınız için sizi kutluyorum.

Hepimizin eksikleri var. Öğreneceğimiz çok şey var.

Kasıt olmadığı açık, ama bazan uslup sıkıntı yaratabiliyor. Amacını aşabiliyor. Bunu da yazarak aşabiliyoruz iyi ki... Hoşgörüyle bakmak zorundayız iyi niyetlere.

Teşekkürler.

Bir düzeltme daha yapmak zorundayım. Erdal Atabek'in yazısı için "ekim" ayında demişim." KASIM" olarak düzeltiyorum.Daha yeni yazı.

Saygılar.

DemotikE dedi ki...

Sayın Erdal Atabek'in bu yazısından haberim var.
Bu yazının içinde bazı hususların aldatıcı olduğunu, sadece yazılı yada dogmatizmin dinamiğinde düşünülebileceğini, oysa bazı gerçekte uygulamaların böyle olmadığını olamayacağını kendilerine ilettik.
Sayın Atabek'ten henüz bir cevap alamadık bekliyoruz.
Yine Sayın Atabek'ten henüz cevap almadığımız için konunun derinine şimdilik inmemeye çalışarak, şu kadarını dillendireyim:
(Sizin sayfanıza taşıdığınız boyutu aşmamaya çalışarak)
Fetullah Gülen'in durumu için yaptığı açıklama (Suudi Arabistan için) bir din devletinin mer-i hukuku (şer-i hükümler) içinde doğrudur. Ama ördeğin ayağı öyle değil. Fetullah Gülen Suudi Arabistan'a gitmiştir, Türkiye bağlantılı pek çok ihale-aktarım, finans sağlama gibi konularada ön ayak olmuştur.
Fetullah Gülen'e pek çok konuda destek veren ve ona yardımcı olanda doğrudan Rabıta vasıtası ile Suudi Arabistan'dır. Gülen'in, Rusya ve Türki Cumhuriyetlerde kurduğu okul ve marketlerinde alt yapı ve geçici finansını sağlayan yine Suudi Arabistan'dır. Bu anlattıklarımın hepsinin belgeleri Sayın Atabek'e (zaten bilgisi var) iletilmiştir.
Biz, yazanlar bazen bir takım güncel gelişmelerde, sadece o noktaya odaklanarak kaleme aldıklarımız olmakta. Bu nedenle, anlatımız bir başka düşünce boyutunda farklı algılanabiliyor.
Başka bir ifade ile anlatı, bazen dar kalıplar içinde farklı boyutlara uzanma istidadındadır.
İşte bu nedenle, önyargısız olarak Sayın Atabek'in açıklamasını beklemekteyiz.
Ben şahsen, spontane bir yazı olduğu kanaatindeyim.
Bu tür olayları bendenizde şahsen yaşadım.
Sağlıkla
Dostça kalın.

Adsız dedi ki...

Delinin heykeli dikilecek diye 21 yorum!
Ben zır deliyim kaç yorum ederim?
EMİR:)

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Ben de Hocamızın yanıtını sabırsızlıkla bekliyorum.

Rabıta, 12 Eylül'den sonra imamlarımızın maaşlarını da ödemişti.O dönemde çok tartışılmıştı.

Paylaşımlar için teşekkürler.

aysema dedi ki...

Sevgili Emir,

Bakıyorum da hepimiz "deli" olmaya çok hevesliyiz değil mi?

"Delidir, ne yapsa yeridir!" anlayışından yararlanmak için olabilir mi?

Sevgiyle kalın, dostça yaşayın.

DemotikE dedi ki...

Evet kıymetli Aysema, haklısınız.
ABD'nin Ortadoğu planları içinde 12 Eylül acı gerçeğini yaşadık.
İşçinin hak kayıplarına, kapitalist sermayenin daha bir bitinin kanlandırılmasına, ülkemiz yararına olacak bir yığın projenin çöpe atılmasına, Ermeni ve Yunan oyunlarına imkan verecek soytarılıklar üretmemize, bilhassa eğitimden geçirilmiş (aynı Erbakan misalinde olduğu gibi) Özal ve avanesine siyaset ve ülke yönetimi kapılarını açarak, Kürt oyununun tezgahlanmasına varan acılar bunlar.
Rabıta, aynen söylediğiniz gibi o dönemde imamların maaşlarını ödüyordu. Bugünde var bu olay.
Ve daha nerelere ne ödemeler yapılıyor. Irak'ın yaptığı ödemeler var. Suudi Arabistan'ın ve Kuveyt'in ödemeleri de var.
İran... Onu hiç sormayın. O zaten yaranın ta kendisi.
Problemlerimizin ve sorunlarımızın temel kaynağı.
Saygılar ve sağlık dileklerimle
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

Paylaşımlarınız için teşekkürler.

Saygılar.

Bahar06 dedi ki...

Aysema hanım yazılarınızı severek ve ilgiyle takip ediyorum...
Bu hükümetin ilgi alanlarını biraz inceleyelim; Deli Ayten,Hüseyin Üzülmez,Zahit Akman,Trilyonluk davalar Abdullah Gül,sahte evrak yolsuzluğu Tayyip Erdoğan ,Gemicikler,Unakıtanlar,lavaboya süpüren Cüneyt zapsu,Baron Dengir Mir Fırat bu kişiler arasında en masumu Deli Ayten keşke diğerleride bu kadar fazla akıllı olmasalardıda onların da heykellerini dikseydik
SEVGİLER

aysema dedi ki...

Sevgili Bahar,

Çok teşekkür ederim.

Akıllı insanlara çok ihtiyacımız var her alanda. Sanata sanatçıya da...

Tekrar bekleriz efendim.

Sevgilerimle...

GünCeraN dedi ki...

Ben Bursa'da yaşayan biri olarak konuya tarafsız kalamadım.

Deli Ayten'in heykelini dikeceklerine Atatürk'ün dikselerdi tarzında yorumlar almış başını, gitmiş. Fakat "Deli Ayten"in dincilikle uzaktan yakından alakası yok.

Elbette bu hükümetten Atatürk heykellerine önem vermesini beklemiyoruz. Ben de bu konuda hükümete ve Atatürk karşıtı politikalarına sonuna kadar karşıyım. Ama Deli Ayten'in bunlarla alakası yok.

Saadet Partililer, her türlü "putperestliğe" karşı olduklarından Deli Ayten'in heykeline de karşı oldular. Fakat, Deli Ayten, bütün Bursa'nın tanıdığı biri; bir nevi Bursa ile özdeşleşmiş.

Zaten heykelin dikileceği mahalle, Bursa'nın "çingenelerinin" mahallesi. Yani, onların meşhur Deli Ayten'inin heykelini dikmek, büyük adamların heykelini dikmekle, dincilikle ya da devlet politikası ile alakalı değil, en fazla yerel seçimlerde çingenelerden oy toplamakla alakalı.

Adsız dedi ki...

Sevgili Günceran,
İl dışındayım. Yorumunu ancak şimdi yanıtlayabiliyorum.
Bilgi için teşekkürler. İyi ki tartışma çıkmış, yoksa Deli Ayten'den haberimiz olmayacakmış.

Sevgiyle kal, dostça yaşa.

Aysema