13 Kasım 2008 Perşembe

PORTAKALLAR TÜKENMEDEN GEL

Washington portakalları bitmeden geldim...


Babama "gel artık" dediğimde "biraz daha"diyordu hep. " Havalar güzelken biraz daha..."

"O zaman ben geleceğim, sen gelmezsen ben!"

"Birlikte gelin..."

"Gelemez ki baba yoğun çalışıyor. Ben geleceğim!"

"Gel o zaman, yalnız çabuk gel, Waşhington portakalları tükenmeden gel... Diğerleri olgunlaşmadı. Yeşiller henüz. Yalnız bir ağaç,sadece o"


***


Geldim, on yedi saat süren bir yolculuktan sonra geldim. Şoförün deyimiyle kafası bozulmuş bir otobüsle geldim.

Kafası bozulmuş ya da kafayı yemiş elektronik sistem! "Hep şu cep tlf. yüzünden, açmıştır birileri! " diyor. Şoför kızgın!

Biz ise reklamlardaki gibiyiz!..


"Aç şu kaloriferleri kapıcı donuyoruz !"

Ereğli, Düzce, Bilecik, Kütahya, Afyon'dan geçiliyor gece boyunca, ve biz üşüyoruz; çok üşüyoruz.

Yediniz mi bilmem, ama yolunuz Afyon'dan geçerse sucuk döner yiyin derim ben. Biz gecenin dördünde yedik ve çok beğendik. Hem de biraz ısınmış olduk.


"Kapat şu kaloriferleri kapıcı yanıyoruz!"

Antalya'ya yaklaştıkça güneş ışınlarına inat kaloriferlerimiz coştukça coşuyor, kızdıkça kızıyor; bizler yanıp yanıp tutuşuyoruz...


Bir de sevimli şoför yardımcımız var söylemeden geçemeyeceğim.

"Hocam, yirmi dört saat sıcak su var; ne zaman isterseniz söyleyin yeter ki ! Çay, kahve... "

Söyleyeceğiz de sevimli yardımcıyı bulabilirsek... Yirmi dörtten sonra uyumaya gittiğini biliyoruz son olarak. Sabaha karşı çıktı ortaya...


***


Ve babam... Bu gece hiç uyuyamamış, kucaklaşıyoruz. Sımsıkı sarılıyorum ona...
Baş başa güzel bir kahvaltı yapıyoruz. Kaç çeşit peynir almış benim için!

Daha sonra portalal sıkıyor. Bir bardak bana bir de kendine...

Mutluluk ne ki? Mutluluk nerede ki?

Biz uzaklarda arayıp duralım !

Belki de sevgiyle sıkılan, birlikte içilen bir bardak portakal suyunda...



***


Boş tabaklar... Komşunun babama dolu gönderdiği boş tabaklar... Son gönderilenler.

İçine getirdiğim börekten, Afyon'dan aldığım haşhaşlı ekmekten koyarak vermeye gidiyorum.


Sonra komşunun hoşbeşi... Ve hemen ardından:

"On ikide hazır ol ! Denize gidelim... Bu havalar kaçırılmaz!"

Şaşırıyorum, son anda valize attığım mayomu düşünüyorum:

" Ayyy giriyor musunuz? Denize girenleri görmüştüm otobüsün penceresinden , ama yine de şaşırıyorum.

Bitti sanmıştım, yaz bitti sanmıştı; buralarda bitmemiş.

" Bugün yorgunum, sonra diyorum...

Eşime telefonda anlatıyorum:

"Tatil de yap!" diyor...


***



Uyuyoruz... Ben yol yorgunuyum, babam beni beklerken yorulmuş.

Gündüz uykusu, kızımın telefonuyla açılıyor. Konuşuyoruz, tatilime imrendiğini anlıyorum.

Balkona çıkıyorum. Babam uyurken bir sigara yakıyorum.


Ve yeri göğü inleten bir ses, daha doğrusu birçok ses:


"Yuuuuu ! yuuuuuuhhhhhhh! yuuuuuuuuhhhhhhhhhhhh !!!"


Ardından:


"Alanya... Alllaaaaanya... Aaaaalllannnnnyaaaaa !"


Ses çok yakınımızdaki şehir stadından geliyor. Maç var anlaşılan.


***


Ve annemin hayali her yerde...



ALANYA
19:06:40
12 Kasım 2008 Çarşamba

7 yorum:

Parpali dedi ki...

Kavuşmak ne güzel...
Tanıdık, özlenmiş o kokuları almak sonra. Çok mutlu oldum ben de sevincinize. Siz oralardayken de yazılarınızı okuyabilmek güzel.

pRncfRn dedi ki...

Evet mutluluk hemen yanı başımızda, baba kadar yanımızda!
Üstelik gecenin dördünde gelecek kadar da cömert! :)

Ozgur dedi ki...

Ne mutlu size babanızlasınız...

kelime dedi ki...

Annenizin sizi hissettiğine eminim.

Tadını çıkarmak lazım zamanın. Tazelenin. Oralardan yazabildiğinize çok sevindim...

sevgiler.
ilbilge.

aysema dedi ki...

Sevgili
Parpali
Prcnfrn
Özgür
Kelime...

Hepinize çok teşekkür ederim. Tek tek yanıtlayamadım özür...

Evde yazıp komşudan gönderiyorum.
İyi ki gelmişim.
Şimdi kahve daveti aldım. Kırk yıl hatırı olandan...

Sevgiler.

Yeniay dedi ki...

Aysema hanım babanıza kavuşmanız ne güzel portakal suyu içinde afiyet olsun eminim annenizde sizi izliyordur. İyi tatiller

aysema dedi ki...

Sevgili Yeniay,
Teşekkürler, umarım annem de izliyordur...

Sevgiler.