9 Kasım 2008 Pazar

ON DOKUZ MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN


Birinci Dünya Savaşı sonunda

Mondros ateşkesi ve işgaller...
Serv antlaşması ve Anadolu'nun bölünmesi...

Ve 1920'ler
Ulusumuzun yeniden dirilme çabaları...
Kurtuluş Savaşı
Anadolu halkının Atatürk'ün önderliğinde,
Sömürgeci devletlerin
"Böl ve Yönet"
siyasetinin amansız saldırısına karşı
yiğitçe direnişi...

Ve Büyük Zafer
Lozan
Uygar toplumlara
Türkiye'nin
Bağımsızlık ve Bütünlüğünün
Onaylattırılışı...

Cumhuriyet ve Atatürk Devrimleri
Kulluktan Yurttaşlığa Geçiş...
"Yurtta Barış
Dünyada Barış"...

Uygar Dünyada
Üreten
Araştıran
Gelişen
Bir Toplum Olarak
Yer Alma Çabaları...

Ve Bugün Bizler
Geçmişin deneyimlerinden yararlanarak
Bugünü değerlendirmek
Geleceği biçimlendirmek
Bilinciyle
Çalışmalıyız...



Atatürk'ün
Laiklik
Cumhuriyetçilik
Milliyetçilik
Halkçılık
Devletçilik
Devrimcilik
İlkelerinin birleştirici yorumunda
Ulusumuzu-Ülkemizi
Çağdaş Uygarlık Düzeyinin Üstüne
çıkarmak için elimizden gelenin fazlasını yapmak zorundayız...

" Bugün Hala
"Böl ve Yönet" Doymazlığıyla Ülkemizde
Yeniden
Cadı Kazanları Kaynatarak
Yangınlar Tutuşturmak İsteyenler Var...

İŞTE
Tüm Oyunlara Karşın
Köken
İnanç
ve
Cins Ayrımı Gözetmeksizin
Ulusumuzu
Laik Türkiye Cumhuriyetini
Birlik
ve
Bütünlük içinde
 Geleceğe Taşımak,

Tüm Türkiyeyi
Yeniden Yeşertmek,
Yeraltı
Yerüstü
Zenginlik Kaynaklarımızı
Toplumsal Kalkınmamız İçin
İşletmek
Çağdaş Dünyadaki Etkinliklerimizi
Güçlendirmek İçin
Var Gücümüzle Çalışmalıyız...


 Ben,
Gerçek Atatürkçülükten Bunu Anlıyorum
Ve
Atatürk'ü
Bana Bunları Yazabilecek
Koşulları Sağladığı
İçin
Saygıyla Anıyorum...


19 Mayıs 
Hem ulusumuzun kaderinin değiştiği günlerin başlangıcı,
hem de benim ilk kez anne olduğum tarih olduğundan çok önemli...


19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun.

Veee
İyi ki doğdun kızım,
 hepinizi çok seviyorum.


10 yorum:

Galeni dedi ki...

Sevgili Öğretmenim,
Yazınızın altına aynen imzamı atarım. Her yutsever Türk vatandaşının da Atatürkçülükten anlaması gereken budur.
Şimdi ufak bir de özeleştiri yapmak istiyorum. Peki Yıllar yılı okuduğumuz okullarda bize bunlar mı öğretildi?
Hayır. Geçmişte olduğu gibi bugün de okullarda sadece "Atatürk yurdumuzu düşmanlardan kurtardı" sığlığında eğitim veriliyor.
Atatürkçülük sadece sınıflara, devlet dairelerine resimlerini asarak, 10 Kasımlarda siren çalarak mı olur?
Bugün lisede okuyan birine Atatürkü sorsak bize anlatacakları bundan daha öteye maalesef geçemeyecektir.
Bütün bunların kasıtlı yapıldığına inanıyorum.

aysema dedi ki...

Sevgili Galeni,

"Ilımlı İslamcılar" var da "Ilımlı Atatürkçüler" yok mu? İkisi de uyutarak yok saymak amacında birleşiyorlar galiba.Ama tüm okullar öyle değil, öğretmenlerde...

Ben hep bunu anlattım derslerimde. Şehrin Kapalıspor Salonunda 2000 kişilik öğrenci topluluğuyla Atatürk'ü andık "10 Kasım"larda ve "Gençlğin Ataya Cevabını" hep birlikte okuduk yıllarca.

Tarihle günümüzü harmanlayarak anlatmak gerekiyor geçmişi. Somutlaştırmak çocuğun anlamasını da ilgisini de canlı tutuyor.
Ezber uyutuyor, unutuluyor...

Anlamak gerekiyor anlatabilmek için...

Karamsar olmamız için çok neden var, ama umutsuz olmamak için daha çok neden var...
BEN UMUTSUZ OLMAK İSTEMİYORUM.

Sevgilerimle...

Yeniay dedi ki...

Merhaba Aysema Hanım; Atatürkçülükten ne anlıyorum biliyormusunuz bu yazıyı arapça yazmakta vardı, şu anda çarşafta 4 cü kadın olarak yaşamak, Tüm yabancı Ükelerin ezdiği insan yerine konulmayan bir ülke sadece bunlardan üçü yeterlimi...

aysema dedi ki...

Sevgili Yeniay
Arapça yazabilenler bile çok şanslı olurdu. İki kadın bir erkek sayılıyordu tanıklık gerekince...

Ben kadınlarımıza şaşırıyorum, eşit yurttaş olmaktan, köle olmaktan kurtuldukları için en çok onlar Atatürkçülükten yana olmalılar değil mi?

Bilinçli olmak için mücadele gerekiyor sanırım. Hazır bulunca kavrayamadılar. Bugün onların sırtından bir yerlere gelmek isteyen erkekler işleri bitince bir kenara fırlatmayacak mı...

Sevgilerimle...

DemotikE dedi ki...

Kıymetli bayanlar,
Sayın dostlarım...
Gerçekçi olalım...
Sizler, bu ülkenin aklıselim insanlarının (ebeveynleriniz) yetiştirdiği değerlersiniz.
Sanattan tutunda ağır işçiliğe yöneticiliğe, eğitime, hukuka, tıbba ve bilime dek uzantılarınız var.
Başkaca bir örnek bu sayfalarda "var" olduğunuzu ortaya koymanız ki; bu yemek tarifi sayfası yada elişi sayfası olarak karşımıza çıktığında bile gurur vericidir.
Peki... Sizler bu toplumda % olarak ne durumdasınız?
Kadın nüfusu olarak % 14....
Koca evinde, kucağında 1 yaşındaki çocuk ile üniversite diploması alanlar bu yüzde içinde değildir.
Çünkü o ayrı bir konu...
Şimdi burada işi genişletelim. İstatistik rakamları kendimiz(!) düzenleyelim.
Ve diyelim ki; sizler gibi olup ta; imkanszlıklar yaşayanlar var... Peki...
Hadi abartalım ve ona da % 14 diyelim. Etti 28....
Hülasa % 70 var geride.
Bunlar evde erkeğin sözünden dışarı çıkamayan. Kendi ile ilgili kararları bile alamayan kadınlarımız. Hala başlık parası ile satılan kızlarımız. Bırakın sokağa çıkmayı, pencereden balkondan bakması yasak olan kadınlarımız. Alış-veriş için bakkalın-kasabın-dükkanın yolunu bilmeyen, evinden 200 adım uzaklaşsa kaybolacak kadınlarımız.
Şehirlerde elalemin bokunu temizleyerek kazandığını, kocasının kumar masalarında, içki alemlerinde tükettiği kadınlarımız.
Evde TV seyredemeyen, (haram, erkek suretleri vardır) radyo dinleyemeyen (günah, erkek sesi vardır) bu insanların Atatürk'ü tanıması mucize...
Anadolu'da ülkemize bu topraklara hala Osmanlı diyenler mevcut. İnanın Türk bayrağını tanımayanları gördüm.
Bunlar, seçim günü geldiği zaman erkeğinin "emir" ettiği (siyasi partiler amblem seçiminde buna çok dikkat eder) "O resme" basarlar mühürü. Oraya mühürü basmaya gittiğinde, aslında bunun bir seçim olduğunun bile bilincinde değillerdir.
Şimdi ben size sorayım; Hangi kadını ayağa kaldıracaksınız?
Uzun oldu bağışlayın ama şunu eklemeden olmayacak:
Bazı dinci partilerde çalışan kadınlar sakın sizleri yanıtmasın. O çiçek dağıtan, ev ev dolaşan, parti adına aktivitelerde bulunan kadınların, bu dinci partilerle aslında hiç alakaları yok.
Genellikle, sonradan görme sağcı partilerin içindeki kadınların, yaşam koşullarına sağlanan ek imkanlar bunları geçici olarak transfer edip, türbana sokuyor.
Bir başkası da bir şekilde siyasete bulaşmış olan (sosyalist partilerde) imkansızlık ve yoksulluğun girdabında olan bu kadınlara (Yanlız bu kadınlar gerçekte izmleri doğru dürüst bilmez. Genellikle çevresindeki iyi niyetli kişilerce parti içlerine, destekler bulsun diye alınırlar) kancalar atılır. Altlarına "o bildik" jeepler verilir. İşte bu kadınlardır, işi götüren.
Başka bir ifade ile sizlere, kadınlığa ihanet edenler aslında bu kadınlardır.
Bu laf bitmez tam 6 e-posta var sırada cevaplayacağım.
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

Onun için "çoğalın diyor" birileri. Çoğalın ve bilmeden , öğrenmeden, anlamadan yaşayın. Oy verin yeter. Sonrasında sürünün!

Peki çözüm ne?

DemotikE dedi ki...

Sayın Aysema;
Yazınız için "Bir yorum" istemiştiniz.
Haklı bir fevaran...
Sadece bunu söyleyebilirim.
....
Peki çözüm ne?
Yine aynı şeyi söyleyeceğim. Siyaset, aynı matematik bilimi gibidir. Formüller belli ve asla değiştirilemez.
Eğer gerçekçi değilse, değişim diye yutturulanları palyatif ve popülizm dışında düşünmek zaten mümkün değildir.
Ülkemizin aslında en büyük ve gerçek sorunu, Avrupa'nın gelişmiş ülkeleri gibi bir işçi ayaklanması yaşamamış olmasında yatıyor.
Gerçekte, Mustafa Kemal bu sorunu en başta görmüş ve yapı taşlarını ona göre koymuş-koydurmuştu.
Bir ip ucu... "Demir ağlarla ördük Anayurdu...."
Bunu söylerken, hiç hoşnut ve mutlu değilim elbet ama ülkemizde sular bulanmadan durulamayacak.
Kaldı ki; Gittiğimiz yerde orası...
Ama o noktaya hazırlıklı gitmek yada hazırlıksız yakalanmak noktası önemlidir.
Ve bu hazırlık noktasından yine hareketle baktığımızda, ordumuzun "çok geç kaldığı" gerçeği ile karşı karşıyayız.
Sonuç;
Bana "karamsar" diyen çok.
Bu doktorların tartışmasına benziyor artık.
"Bu hasta ile ilgili olarak, kimin haklı olduğunu otopside görürüz..."
Tek farklılık, bu otopside doktorlardan birinin zaten "olamayacak" olması...
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

Sayın Demotike,

"Ölmeden mezara" koymayalım lütfen. Çıkmamış candan ümit kesilmez.

Bu halk her zor koşulda çözüm üretmiştir. Dileyelim yine başka yollara başvurmadan sorunu çözsün seçimlerde.

Aslında bundan çok korkuyorlar, paniklediler mi ne? Atatürkçü yaşam biçiminden rahatsız olanların sayısı çok değil. Ortamı buldular çok bağırıyorlar sadece...

Seçimlere dikkat etmek lazım. Hile hurda olmasın.

Umutsuz yaşanmıyor.

DemotikE dedi ki...

Kıymetli Aysema;
Bugüne dek olduğundan çok daha geniş bir hile hurda ortamı yaratılmış durumda.
Panik ve korku diye birşey yok...
Yanlızca, boş alanda "zamansız" olarak, dile getirilenler ve biraz daha yine erken olarak cüretkar davrananlar var.
Onlar; kimseden değil, "üstlerinden" yedikleri fırçalardan dolayı sinmiş görüntüsündeler hepsi o...
...
"Atatürkçü yaşam biçiminden rahatsız olanların sayısı çok değil"...
Tarikat ve cemaatlere bağlı mürid sayısı 2 yıl önce 2.5 milyondu.
Bugün 20 milyonları çoktan geçtiğini artık biliyoruz.
2 yıl önce Anadolu'daki tarikatı ve şeyhini ziyaret eden haftalık araç sayısı 50-80 (otobüs) idi. Bugün günde 20-25 otobüs...
Sayın Aysema...
İnanın tehlike ve tehdit anlatılan ve umulanların çok çok üstünde.
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

Yandık ki ne yandık...