29 Kasım 2008 Cumartesi

SONRADAN GİRDİLER HAYATIMA




Şimdi anlatacağım olay üzmüştü beni. Yine de bu onların ayıbı diyip unutmaya çalışmıştım. Ama bugün dostluk üzerine okuduğum bir yazı tetikledi bu üzüntümü, paylaşmak istedim.

Hayatımıza sonradan giren insanlar vardır evlendikten sonra, yeni akrabalarımız. Onlardan biri...


Kırk günlük bebeğimle buraya geldiğimde tanımıştım onu. Benden birkaç yaş küçüktü. Ailesiyle sorunları vardı. Sık sık gelir, yer içer, anlatır anlatır giderdi. Ben de yalnızdım, eşimden başka tanıdığım yoktu, çok gençtim, yaz tatili olduğu için bebeğimle evdeydim hep. Balkona çıkıp tepeden bakarak "Şu yoldan bir tanıdığım geçse!" diye yakardığım, kimsenin geçmeyeceğini bildiğim günlerdi!

Sonra askere gitti veda etmeden, döndü, evlendi, iki çocuğu oldu... Mutlu mutsuz her çağırdıklarında yanındaydık. Biz büyüktük, onlar küçük! En çok biz düşünmeliydik onları.

Kızları lise çağına gelince öğrencim oldu. Öğrencim olarak da sevdim onu.Okul bitti, sonra üniversiteyi kazanıp gitti.

Uzatmak istemiyorum, bu zaman içerisinde karşı tarafta gel-gitler yaşanıyordu hep. Sorunları varsa ,gecenin kaçı olursa olsun, koşuyorlar anlatmaya... Biz de kapımızı da yüreğimizi de gücümüzü de açıyoruz sonuna kadar. İnanın abartmıyorum. Bazan da soğuk duruşlar takınıyorlar. Aldırmıyoruz.


Sonra kızlarının okuduğu kente taşınıyorlar. Gidecekleri akşam evlerine uğruyoruz uğurlamaya. Gittikten sonra ilişki bitiyor. Telefon bile yok. Haberlerini diğer akrabalardan alıyoruz bazan.

Bir gün kızlarının kaçarak birisiyle evlendiğini öğreniyoruz. Öfkeliler, üzgünler... Telefon açıp üzülmeyin diyoruz, keşke böyle olmasaydı, ama olmuş bir kere, diyoruz. Ardından kaçaklar bize geliyorlar, yılışık yılışık konuşuyorlar... Ağırlıyoruz.

Aileler anlaşıyor, anneanesinin evinde yapılacak kına gecesine çağrılıyoruz. Bir hafta sonra da benim kızımın İstanbul'da yapılacak düğünü var, davetiyemizi de götürüyoruz. Kına gecesi yapılıyor, kutluyoruz, bileziğini takıp ayrılıyoruz.

Sonrası mı? Biz de bir hafta sonra kızımızın düğününü yapıyoruz. Ben mutluluktan uçuyorum. Gelen telgraflar okunuyor. Herkes eğleniyor, herkes mutluluk şarhoşu...

Aynı kişilerle benzer ilişkileri yaşayan bir başka akraba yanımıza yaklaşıp, "Filanca gelmediği gibi, telgraf da göndermemiş!" diyiveriyor... Aaaa sahiden!.. Ya telefon? Yok yok yok... Öğrencimden bile!

Herkesten kopuyorsunuz, akrabalardan isteseniz de olmuyor... Düğüne gelmedi, aramadı sormadı ama, cenazeye geldi. Yeni torunları olmuş, kutladım onu... Sevindim, öğrencimin çocuğu olmuş... Eşimle arasak mı, dedik; vazgeçtik şimdilik!...

16 yorum:

Ruyayla dedi ki...

Hatırlattığım için özür dilerim öğretmenim.. Aramayın vefasızlık varsa bir ilişkide sonrasında da aynı devam ediyor malesef :(

gay_yor dedi ki...

yüreğiniz neye evet diyorsa onu yapın öğretmenim..

Kakule dedi ki...

Acaba neden her ilişki çıkarlar üzerine kurulmak zorunda? Ve nasıl oluyor da giden insanlar hiçbir şey olmamış gibi geri dönme cesaretini kendilerinde buluyorlar?
Siz galiba çok bağışlayıcısınız. Onlar da bunu biliyor olmalılar. Neyse boş verin "Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır." demiş Schiller.

zihni dedi ki...

"Sevgi Dedektörü" diye bir kavram üretmiştim bir forumda;
sevgi ile yüreğin bağdaşıp-bağdaşmadığını ölçen bir sanal cihaz...
Bakırı altın diye taımlayan bir dedektör, insanı nasıl yanıltırsa, yerini bulmayan, yerini sevmeyen sevgi de öyle...

Bu olaya gelince,
nesiller gittikçe liberal felsefenin paradigmasında biçimlenince, olacağı budur. Somut çıkar sağladığı sürece karşı veriş adımını atmayacaktır. Çıkar kesildiği yerde yeni yöntemler sırada bekler. Yalvarmaktan, acındırmaktan, güçlü ise zorbalıktan, hileden... her yolya başvuracaktır. Bütün yollar tükendiğinde ise, günümüz global anlamda olduğu gibi, küresel kriz, küresel felaket entropiye hız vererek, bir gün dünyamızın batmasını sağlayacağı görülüyor, bu gidişle...

Adsız dedi ki...

Hayat çok kısa, onlarda anlarlar.
EMİR:)

Galeni dedi ki...

Öğretmenim, herkesin böyle bir akrabası var mıdır ki?
Benim de hala çocuklarım var başka bir şehirde yaşayan. Seneler boyunca her yaz gelirler bizde 1-2 ay kalırlar yer, içer tatil yapar giderlerdi. Oraya kadar kimsenin bir şey dediği yok, sonuçta dayılarının eviydi değil mi?
Babamın vefatında ne bir tanesi cenazeye geldi ne de bir telefon açtı. hadi bizi boşverin vefat eden öz dayılarıydı.
Geçen yaz kalkıp gelmezler mi pişkin pişkin bir de. Arada annem olmasaydı hepsini sokağa dökerdim ben ya. o yüzden 15 gün eve uğramadım onlar gidene kadar. Ama ağzıma geleni de söylemekten geri kalmadım tabi.
Üzülecek bir şey yok yani. herkesin böyle akrabalrı vardır üzülmeyind diye anlattım.

kelime dedi ki...

Bu ve buna benzer hikayeleri çok fazla yaşıyoruz, görüyoruz, duyuyoruz. Bana en acı gelen kısmı, karşı tarafın hikayesini paylaşmıyor oluşu. Neye kızdın? Ne düşündün? Ne oldu? Niye aradın, niye aramadın? Bu paylaşımsızlık çok rahatsız edici.

Edilen ayıplar çok fena. Bence insanın hayatta yapması gereken asgari hareketler var, düğünler, cenazeler, kriz anları gibi. Bu anlarda el uzatmışken tekrar eli itmeye itecek nedenler nedir, bari onu söyleseydiniz?

Ama zayıflık, dillendirememe, belki özensizlik. Belki de hayat karşısında acemiliktir bunun nedeni.

Tabi kitaplar şunu söylüyor, köşemde de yazmıştım bir zamanlar. Beş parmağın beşi de bir olmaz. Olmaması doğa kanunu gibi bir şey. Aileden bir tane muahfazakar, bir tane tam devrimci, bir tane çok sorumlu, bir tane başına buyruk çıkıyor. Bu ailede kaçıncı sırada olduğuna ve cinsiyetine göre değişiyor genelde. Kısacası eşinizle aranız iyise muhtemelen onun kardeşleriyle pek geçinemeyeceksiniz demektir:)

Sevgiler, güzel bir pazar günü dilerim...

aysema dedi ki...

Sevgili Rüyayla,

Hayır hatırlatmadın. Bir gün önce o kişiyle birlikteydik. Konuştuk,kutladım, selam gönderdim; gitti. Ben bunları düşünüyordum zaten. Senin yazın üzüntümü değil, yazma istediğimi tetikledi. Paylaşmak iyi bile geldi. Teşekkür borçluyum sana. İçimde yıllardır biriktirdiğim dostluktaki vefasızlık duygusu taştı sanırım. Dosluk değilmiş, o da başka bir konu zaten. Aslında üzülmesi gereken onlar...

İçimizin huzurlu olması önemli...Dosluğu çıkarı için kullananlardan olmaktansa kullanılmış olmak daha az acı verir bana...
Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Gayyor,

En güzeli o. Yüreğin sesini dinlemek, götürdüğü yere gitmek... Ben de öyle yapacağım. Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili Kakula,

Hoşgeldin. Yok yok, her ilişki öyle değil. Genellemeyelim. Yüreği öyle güzel dostlar var ki dünyada. Önemli olan onları bulup sımsıkı sarılmak.

Haklısın en güzel ceza affetmek , bağışlamak ve acımak o kişilere...

Kim öyle olmak ister ki?

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

"Sevgi Dedektörü" ne güzel! Keşke gerçek bir cihaz olsa... Çok da satardı!

Aslında aldatan kadar aldananda da suç var. Ben anlıyorum, biliyorum, kızıyorum, ama ne yazık ki bunu içimden yapıyorum. Kişileri tekrar gördüğümde yüzüne vuramıyorum. Tavır gösteremiyorum. Azıcık yüzüme gülseler unutuyorum. Kin tutamıyorum. Acıyorum. Biraz safça bir durum anlayacağınız.
Yine gelseler yine aynısını yapacağım. Neyse ki eşim daha gerçekçi. Dengeliyoruz birazcık.

Dostlukla.

aysema dedi ki...

Sevgili Emir,

Gerçekten yaşam çok kısa. İyilik, dostluk kalıyor gidince...

Teşekkürler.

aysema dedi ki...

Sevgili Galeni,

Paylaştığın için çok teşekkür ederim. Evet ne yazık ki böyleleri var.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

çıkar ilişkileri üzerine kurulmuş dostluklar girdi hayatımıza artık. Siz öyle hissetmeseniz de karşınızda ki yapıyor bunu. Artık böylelerini gözünden tanıyorum. Ne yapalım böyle insanlar var olacaklar da. Sevgiler size

aysema dedi ki...

Sevgili Kelime,

Herkesin pazarları da tüm günleri de güzel geçsin.

Yazdıklarına katılmamak olanaksız. Bence de nedeninin söylenmemesi en kötüsü. Söylense siz de açıklama olanağı bulacaksanız ya da bilmeden yanlışınız varsa düzeltecek,yanlış anlama ise sorun çözeceksiniz.

Bazı kişiler sadece almaya odaklanmış, vermenin getirdiği mutluluğu tadamamışlar ne yazık ki...

Sevgiyle kalın.

aysema dedi ki...

Sevgili Lale'nin Bahçesi,

Varlar ve giderek artıyor sayıları bu kişilerin. Ben de çok çabuk okuyorum niyetleri, ama anladığımı söylemek istemiyorum. Kendileri fark etsin istiyorum çoğu kez. Bu da olmuyor pek...

İyiler çok olsun dileyelim.

Sevgiyle...