2 Aralık 2008 Salı

EN KISA PERİ MASALI




"Günlerden birgün bir adam bir kadına 'benimle evlenir misin?' diye sordu, kadın 'hayır' dedi. Ondan sonra da kadın mutluluk içinde yaşadı, alışverişe gidebildi, arkadaşlarıyla martini içebildi, her zaman temiz bir evi oldu, kimsenin arkasını toplamadı, hiçbir zaman yemek pişirmesi gerekmedi, her zaman ayakkabılarla dolu bir gardrobu oldu ve zayıf kaldı........"


Babamdan yeni dönmüştüm, aynı gün kayınvaldeme gittik. Sonraki gün de... Şimdi iki gün iki gecedir kayınvaldemin yalnızlığını paylaşıyoruz bütünüyle... Evimize gelmek istemedi, biz gittik ona...Yaşlılar için kendi evi önemli. Ya bizim için?

Bu sabah evimize kaçtık, işleri toparlayıp gece yine gideceğiz...

Geldim, msn'ı açtım ve yukarıdaki "En Kısa Peri Masalı" yla karşılaştım. Bir eski dost göndermiş. Cuk oturdu zamanlaması... Emekli oldum, herkese yaradı. Gel diyene koştum!..

"Herkese seve seve koştu, iş kaynanaya gelince şikayete başladı, gelin n'olacak!" demeyin lütfen... Ben masumum, hep o " Peri Masalı" neden oldu bunları yazmama.

"Bıkmadım sevmekten, hiç bıkmadım; yoruldum biraz..."

Ama evlenmeyi düşünenler varsa bir kez daha düşünsünler istedim.

Mutluluk, sadece iyi günleri paylaşmak değil ki...

24 yorum:

Parpali dedi ki...

İster şartları, imkanları zorlayarak yaşanan özgürlük hissi, ister yaşanmamış zamanların eksikliği deyin sebebine. Belki çok acımasız olacak ama, evlilik hep bir "bitiş" gibi geliyor bana. Kendi hayatımın bitişi...
Başka birçok kişi için yaşanır hayat. Kendisine ayıracağı ya çok az vakti kalır insanın, ya da hiç kalmaz. Özellikle kadınlar için bu böyle.

aysema dedi ki...

"Ben" in mutluluğu azalıyor gerçekten, ama bu kez "Biz"im mutluluğumuz başlıyor Sevgili Parpali.
Evlilikte kişisel alanlara hoşgörüyle bakınca sorun kalmıyor. Sevdikleriniz için özveriyle yorulurken de mutluluk duyabiliyorsunuz. Kimse sizi zorlamıyorsa, bunu gönüllü yapıyorsanız daha da kolaylaşıyor. Zorlama olursa güç, çok güç.

Paylaşmak da güzel. Ayrıca yaşlılara sevgi taşıyabilmek, özellikle zor anlarında, huzur veriyor bana.

Bizim toplumumuzda kadınlara biraz daha fazla sorumluluk yükleniyor. Bu biraz da bizim erkeklerden daha güçlü olduğumuzu gösteriyor diyip kendimizi rahatlatalım mı?

Parpali dedi ki...

Bir taraf "biz" oluyor, diğer taraf "ben" de kalıyor bazen. Çok tanık oldum böylesi durumlara.
Diyelim öğretmenim. Öyle demezsek söyleyeceklerimden korkuyorum ben :)

Ozgur dedi ki...

Eğer verici bir insansanız evli olmak ya da olmamak fark eder mi gerçekten? Bu defa başkalarına koşturur durursunuz:) Huy bu.

Biraz daha bencillik gerek belki, arada Aysema çağırsın ona koşun?

sevgilerimle.
özgür

aysema dedi ki...

İşte çatışmalar o zaman başlıyor zaten. Tek taraflı olmaz ki bu. Olsa da bir yere kadar olur. Sonra durur. Ancak durabilmesi için kadınlarımızın ayakları üstünde durmayı öğrenmesi gerekir.

Aynı zamanda çocuk eğitimini yeniden gözden geçirmek zorundayız. Zaman eski zaman değil. Her şey değişiyor, insan ilişkileri de...

Sevgiler...

Ozgur dedi ki...

Aslında çok haklısınız. İnsan türünün yarısına "al", yarısına "ver", yarısına "konuş", yarısına "sus" diyince böyle oluyor biraz. Oysa bütün ilişkiler denge işi. Kardeşlik de, arkadaşlık da, evlilik de.
Alma ve vermenin dengesine ulaşması lazım her bireyin.

Belki bundan böyle daha farklı olur...
sevgiler

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

o peri masalı çok güzel gerçekten de ama bi düşündüm yok dedim ya iyiki kabul etmişim ben o teklifi:)). Biraz şişmanın ama olsun. Geri kalanını yapabiliyorum )))

Parpali dedi ki...

Aslında haklısınız bu bir huy. Ama konu evlilik olunca bu zorunluluk oluyor biraz. Evdeki işleri görülsün diye evlenen, kadına maaşsız hizmetçi gibi davranan ne kadar çok insan var.

Kesinlikle eğitimimizi gözden geçirmeliyiz.
Geçen hafta sabah haberlerinde bir görüntü dikkatimi çekti. "Kadına yönelik şiddeti kınama günü" konusunda sokaktaki insanlara mikrofon uzatılmış. Nişanlı bir çift. Kız, gencin arkasına saklanıyor. Muhabir bir şeyler söylüyor, genç adam ikisi adına da konuşuyor. Olayı izleyen bir amca da kızın yaptığının doğru olduğunu haykırıyor neredeyse. Sene 2008. O gördüğüm çift daha nişanlı. Ve kız kendini adamın arkasına saklanarak koruyor.

Adsız dedi ki...

Bu gün ebediyete tostumuzu yolladık. O sırada mezar taşlarından birinde "Mutlu yaşa, İyilik yap. Seninde geleceğim yer burası UNUTMA" yazıyordu. Büyüklere bakmak sevinç versin. Çocuklarınızda sizlerle ilgilenirken mutlu olurlar "BELKİ"
EMİR:)

aysema dedi ki...

Sevgili Özgür,
Bunun evlilikle ilgisi fazla yok, ama Peri Masalından sonra öyle geldi. Bencil olmak değil de hak edene yapmak en güzeli. İşi kullanılmaya taşımamak gerekiyor sanırım.

Sevgiyle...

aysema dedi ki...

Denge önemli gerçekten. Tüm ilişkilerde dengeli olabilmeyi başarmak zor,ama gerekli.

Yalnız biraz da kişilikle ilgili, sonradan değişmez gibi geliyor. Zamanında eğitmek gerekiyor. Geç olmadan.

aysema dedi ki...

Sevgili Laleninbahçesi,

Yaşadığımız güzellikler o kadar çok ki "Ben de iyi ki evet demişim." diyorum, tüm içtenliğimle.

Ben de giderek şişmanlıyorum. Emeklilik yaramadı...

Sevgiyle...

pRncfRn dedi ki...

Mutluluk martini içebilmek, kimsenin arkasını toplamadan zayıf kalabilmek de değil ki?

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Ve hala eşinin arkasına saklananlar, gölgesinden korkanlar var ne yazık ki... Ama hepsi öyle değil, inan.

Sorumlulukları paylaşmak zorundayız, mutluluğu paylaşmak istiyorsak. İyi günde, kötü günde...

aysema dedi ki...

Sevgili Emir,

Dostlarımızı, sevdiklerimizi kaybetmek acı. Size sabır diliyorum.
Gidenin arkasından "keşke"ler kalmaması da ruha huzur veriyor...

Geride iyilikler kalıyor.

Sosyal kurumlar olsun, biz yaşlandığımız zaman. Çocuklarıma kıyamam. Onlar özgürce kendi hayatlarını yaşasınlar. Bizi ziyarete gelsinler sık sık...

aysema dedi ki...

Sevgili Prncfnc,

Martini içmek, kimsenin arkasını toplamamak ve zayıf kalmak... Ne zamana kadar?

Bir zaman sonra bunlar yeter mi mutluluğa?

Zamanla beden yıpranıyor,isteseniz de içemiyorsunuz,yiyemiyorsunuz ve şişmanlıyorsunuz. Arka toplama işini birilerine yaptırabiliyorsunuz.En kolayı bu.

Geriye gönül yoldaşının olmamasının boşluğu kalıyor. Fırsatlar kaçmadan bu sorunu çözmek gerekiyor. Onu bulmak kolay değil.Ne dersiniz?

salih dedi ki...

mutluluk kötü günlere birlikte göğüs gerebilmek.Her daim yanyana olabilmek.
kötü günleri aşıp iyi günlere kucak açabilmek mutluluk.

aysema dedi ki...

Sevgili Salih,

Yaşamı olduğu gibi kucaklamak birlikte... Mutluluk böyle bir şey işte. Haklısın.

Acı olmadan tatlının, iyi olmadan kötünün, yanlış olmadan doğrunun kıymeti bilinmiyor. Hep birlikte güzelliklere ulaşmak için el ele, yürek yüreğe olmalıyız.

İyi günü paylaşmak kolay.

Ruyayla dedi ki...

Aysemacım o peri masalını bu aralar yaşıyorum... Peki masallar sonsuza dek sürer mi ? Bilmem belki de sürer belki de sürmez :)

aysema dedi ki...

Sevgili Rüyayla,

Sanırım bu biraz da bizim yaşamdan beklediklerimizle ilgi. Öncelikle kişi kendini iyi tanımalı. Kendisiyle sorunlarını çözmeli, kendisiyle barışmalı... O zaman karşımıza çıkanları daha iyi değerlendirebiliriz.

Evliliğin iyisi , peri masalı demek biraz abartılı olsa da,ona yakın diyebilirim kendi yaşamımdan yararlanarak. Ama kötü bir evlilik de, tanık olduklarıma dayanarak söyleyeceğim, cehennem azabı.

Onun için karar vermeden önce çok iyi düşünmek gerekiyor. Kötü bir evliliktense bekarlık "Peri Masalı"dır bence ve sürmelidir.

Sevgiler.

DemotikE dedi ki...

Sayfamdaki yorum-sorunuza yanıttır.
Uygun görürseniz silebilirsiniz...
Sayın Aysema;
Tuncay Güney'in hikayesi çok uzundur...
Ama kısaca şu bilgileri verebilirim.
Halen Kanada'da. Nasıl oluyorsa(!) üç ayrı ülkenin vatandaşı durumunda.
ABD'nin, Türkiye'deki sol düşünce fikri yok etme planında eğitim almış bir kişi. Bu plan içinde, iktidar partisinin uç adamları ile işbirliği yaptığı netleşti.
Yine bu plan doğrultusunda hatırlarsanız geçen yılbaşından hemen sonra başbakanın 1.5 günlük bir kaybolma hikayesi vardı. İşte, o kaybolma bu Ergenekon'la ilgili idi. Plan aktarıldı. Gazetecilerle Tuncay Özkan görüşmelere başladı. Sonrası malum, silahlı kuvvetlerin seçme ve İP lideri Perinçek'in içeri alınabilmesi idi bütün olay.
Diğer tutuklananlar; İlhan Selçuk gibi yada bazı iş adamları gibi bunlar sadece kafa karıştırıp, hedefi kamufle etmek içindi.
Tuncay Özkan için mahkeme bildiğim kadarı ile ifadesi için çağrı çıkartmış durumda.
Ama gelmez getirtmezler. Netice olarak Özkan için ABD işbirlikçi ajanı denilebilir.
Yetermi bilemem, ama bu dar alanda ancak bu kadar.
İP Web sitesinde de ayrıca belge niteliğinde bilgiler mevcuttur.
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Çok teşekkür ederim. Siteyi de ziyaret edeceğim en kısa sürede.

Ruyayla dedi ki...

Haklısın aysemacım kötüsü olacaksa hiç olmasın daha iyi :)

Ayrıca 2 tane mim'iniz var sevgilerimlee :)

aysema dedi ki...

Sevgili Rüyayla,

Mutluluk haberlerini veren yazılarını okumayı öyle çok istiyorum ki...

Şimdi mimimi almaya geliyorum.
Sevgiler...