18 Aralık 2008 Perşembe

KILIÇDAROĞLU GÖKÇEK DÜNDAR



Öğretmenlik yıllarımda pek çok tartışma, açık oturum, münazara düzenledik öğrencilerimle. Böylesini görmedim!

Dün akşam Uğur Dündar'ın yönetiminde yapılan tartışma beni o yıllara götürdü.

Ve şunu gururla söyleyebilirim ki yaptığım en güzel, en başarılı derslerim onlarmış. Öğrencilerimi de kutluyorum, onları tekrar tekrar öpüyorum...

Tartışmasını bilmeyenler kavga ediyor, hakaret ediyor, karşı görüşe söz hakkı tanımıyor, susturmaya çalışıyor. Hele de o kişi karşısındaki kişinin söylediklerinin doğru olduğunu, kendi yaptıklarının suç olduğunu biliyorsa, suçluluk psikolojisi içinde battıkça batıyor.

Melih Gökçek'in tartışma üslubunu ben hiçbir öğrencimde görmedim. Her zaman çok zayıf not aldı benden; ama dünkü tartışmadaki durumuna verecek zayıf notum bile yok. O zayıf nota yazık olur çünkü... Sıfır bile çok gelir, diyorum! Gidici olduğunun o da farkında. Buram buram terledi, ağzı kurudu. Kızılırmak suyunu içirerek kobay gibi kullandığı Ankaralıların gözünün içine bakamayarak, gözlerini ekrandan kaçırarak bol bol su içti.

Tartışma konusu, doğalgaz sayaçlarıydı. O üç yüz doları ben de verdim Ankara-Eryaman'da emekli ikramiyemle aldığım ev için...

Yolsuzluk yaptılar mı yapmadılar mı? Paranın yarısını başka işler için aldığını belirtti Başkan. Yani sayaç parasını bilerek fazla almış, bizi kandırmış. Kendisi söyledi...

Çöplüklerden, kalorifer kazanlarından oy pusulaları çıkmadı mı? Seçmen kayıtlarındaki rezalet nasıl açıklanabilir? Yüz kişilik köyden bin kişilik seçmen nasıl çıkıyor. Vatandaş mahkemeye başvursun , deniyor. Niye ipe un seriyorsunuz? Her hatanıza her vatandaş dava açsa ne işe yarar ki... Yetkili, etkili, görevli her kimse, toptan düzeltse ya yanlışlığı! Tabi gerçekten yanlışlıksa! Kasıt yoksa... Deniz Feneri unutuldu mu? Nereye dokunsan kokular geliyor. Siz güven duygusunu kaybetmediniz mi daha!


Uğur Dündar'ı da çok başarısız buldum. Melih Gökçek'in olduğu tartışmayı yönetmek kolay değil, kabul. Ama başarı, zor olanı yönetmekte belli olur değil mi? Dur, demeyi bilemedi!

Kılıçdaroğlu her zamanki gibi başarılıydı. Gökçek'le başedemeyen Uğur Dündar yeterli söz olanağını veremese de haklı olmanın verdiği güvenle az sözle tüm puanları topladı. Belgeleri konuşturdu, kameraya tutarak... Güvenilir olmanın meyvelerini topladı birer birer...

Suçlulara küçük bir tavsiye: Kılçdaroğlu'yla sakın ha tartışma programlarına katılmayın! Katılan gidiyor...

1) Şaban Dişli
2) Dengir Mir Mehmet Fırat
3) İ. Melih Gökçek

Ve sıradaki... Sırada kim olsun istersiniz?

4)............???

8 yorum:

Parpali dedi ki...

Sıradaki kesinlikle Unakıtan olmalı. O ismin adının geçtiği dosyalarla yüzlerce program yapılır zaten.

Akşam tartışmayı izlerken sinirden hop oturup hop kalktım. Dilerim Ankara halkı da görmüştür, dün akşam gözler önüne serilenleri. Dilerim...

Galeni dedi ki...

Ben nasıl bunu kaçırdım hala inanamıyorum ya. Sonucu baştan belli bir tartışmaydı gerçi ama, yine de kaçırmak istemezdim.
Sıradakine gelince Unakıtan konusunda Parpali'ye katılıyorum ama ondan sonra da şu Futbol federasyonuna bir el atsa Kılıçdaroğlu. Trabzonsporumum resmen doğranıyor haftalardır yaa :)(Evet ben bir futbol severim)

aysema dedi ki...

Sırada o kadar çok kişi var ki Sevgili Parpali, ama onun da tartışmaya çıkmasını ben de isterim...

Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Galeni,

Tekrarını verirler, sakın kaçırma...Yöneticilerimizi tanımak gerekiyor değil mi?

Futbol dünyasında yaşananlara bir Kılıçdaroğlu yetmez. En iyisi Kemal Kılıçdaroğlu'nu kolonlayalım. Her yere birini göndeririz. Tertemiz bir dünyada yaşarız, ne güzel olur...

DemotikE dedi ki...

Sayın Uğur Dündar'ın "iyi yönetemediği" saptamanıza katılıyorum.
Böyle bir toplantı, bu şekilde yönetilmez. Kaldı ki; zaten yönetilmedi.
Neyin ne olduğunu zaten bilen ve anlayan için beis yok. Ama genelde ülkemiz insanının böyle bir toplantıya hangi bakış açısı ile bakacağı-bakabileceği belli iken, ötesi zaten sonuç olarak Gökçek'in bu tavırda olacağı önceden malum iken, yönetimi bu çizgide tutmak hata idi.
"Anlayan anladı bu yeter" diyenler için;
Bir avuç insan, bu toplantı olmasa da gerçeği zaten biliyor, burada bu toplantının amacı anlama zorluğu çekenlerede birşey anlatabilmesi olmalı idi.
Evet... Not dersek (sıfır) bile fazla, tamamen katılıyorum.
.....
Bu tür toplantıları bir süre daha izleyebileceğiz hepsi o...
Gittiğimiz mutlak yolda, gün gelecek bu tür toplantılar yapılamayacak.
Ne kadar başarılı ve haklı da olsa Sayın Kılıçdaroğlu ve emsalindeki değerler uçuruma giden treni durduramaz.
Herşey için maalesef çok geç.
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

"Anlayan anladı, bu yeter!" diye diye bugünlere geldik Sevgili Demotike. Anlayanların sayısı o kadar az ki... Sizin de dediğiniz gibi bu sayıyı çoğaltmak gerekiyor.

Bir de seçimlerin üzerindeki gölgeler var1

Son paragrafınız çok ürkütücü...

DemotikE dedi ki...

Sayın Aysema;
Bu son paragrafı memnun olduğum için yada hoşuma gittiği için kaleme almadım.
Şahsen içim kanıyor...
Ama gerçek bu.
"Keşke ben yanılmış olayım".
Böylesi sonu acı olabilecek olaylarda bunu söylerim.
Ama siyaset bilimi asla şaşmaz.
Siyasette her adımın "mutlak değerleri" vardır.
Değiştirilemez.
Ancak... Siyasette atılan bazı adımlar (eğer hatalı ise) bu en başta yapılaşmadan-altyapı kurulmadan önlem alınmalıdır.
Sonradan yapılacak çalışma-operasyonlar asla ama asla başarılı olamaz.
Bu ancak, ülkenin yeniden yapılanması yolunda acı reçetelerle(!) mümkün olabilir.
Bugünkü yapısal ve genel konjonktürde böyle bir varsayımı düşünmek bile maalesef abes...
Dostça kalın.

aysema dedi ki...

"Yapacak bir şey yok!"

Neden olmasın Demotike? Siz umut olmazsa yazmazsınız değil mi? Yazdığınıza, anlattığınıza göre bir umut var demektir.

Kişisel umutsuzluk kötüdür; toplumsal umutsuzluk ondan bin kez daha beterdir...

Umudumuzu yitirmeden çalışmalıyız bence...

Sevgiyle kalın, dostça yaşayın.