28 Şubat 2009 Cumartesi

BLOGLARDA GERÇEK KİMLİK SORUNSALI



Blogumda yazarken kimlik bilgilerimi sakladım. Kendime bir mahlas buldum.

Aslında bu çok da ilgisiz bir ad değildi. Doğduğum zaman önce bu adı vereceklermiş bana, vazgeçmişler. İyi ki de öyle olmuş. Gerçek adımı çok seviyorum. Ama nedendir bilmiyorum, mahlas ararken ilk aklıma Aysema adı geldi. Yıllar sonra hiç beğenmediğim bu adı kullanır oldum.

Kimliğim bilinmezken rahat rahat yazıyordum. Özgürdüm. Sonra bu beni rahatsız etmeye başladı. Giderek gerçek yaşamımdan kesitler sunmaya başladım.Yetmedi, kendimi kaptırıp resimler de yayınladım. Eşimle birlikte olanlardan, bir de torunumla...Sadece çocuklarımın resmini sakladım.

Şimdi soruyorum, sanal alemde bu kadar gerçeklik doğru mu? Eskiden özgürdüm, şimdi değil. Yazdıklarım okunuyor biliyorum. Bunu bilmek yazacaklarımı sansürlememi de gerektiriyor. Çıkmaz sokak bu!

Bunu neden mi yazdım? Bazı bloglarda " Muhatabına" başlıklı yazılar yayınlandı ve sonra geri çekildi! Bir yandan merak ettim; bir yandan gerçeklik , ama nereye kadar gerçeklik, diye de düşünmeye başladım.

Evet sanal alemde gerçeklik olsun mu? Bloglardan tanıdığımız yaşamların ne kadarı gerçek? Kimlikler takma, kişilikler gerçek mi? Yoksa kişiliklerle anlatılanlar da mı sahte? Ne dersiniz?

18 yorum:

Ruyayla dedi ki...

Aysema öğretmenim;
Burda gerçekler de var , yalanlarda.. Bazılarımız açık açık, çekinmeden kendini koyarken ortalığa, bazılarımız da hayatlarını başkalaştırarak, hatta çarpıtarak yazıyor.. Herkes bir şekilde aslında hemen hemen aynı amaç için burda, içini, yüreğini dökmek.. Bazıları bunu açıkça yapıyor bazıları gizlice.. Bazıları da aslında olmadıkları kişiliklere bürünüyor.. Ayırt etmek bize düşüyor sanırım..

Bende nufus kağıdındaki adımı değil göbek adımı kullanıyorum burda ama aslında bloğumu okuyup, ufak ayrıntılarla beni bulmaları çok kolay.. Benim kendimi gizlemek, saklamak gibi bir amacım olsaydı, açık açık yazmazdım hiç bir şeyi.. Hayatımdan kesitler vermezdim.. Kısacası şehir yazan yere başka bir şehir ismi bile verebilir, kendi resmimi koymayabilirdim profilime..

Sanal alemde bu kadar gerçeklik doğru mu demişsiniz.. Bunu bende çok defalar sordum kendime.. Doğru da değil yanlış da değil bence..

Yalnış değil çünkü; bir insan başka bir kişiliğe bürünerek ne kadar nefes alabilir, ne kadar kendini kandırabilir ki ?

Doğru değil çünkü; içtenlikle yazdığınız şeyleri - bazen belkide tanıdıklarınızın dahi bilmesini istemediğiniz şeyleri- paylaştığınız bir yerden art niyetli insanların sizin kimliğinizi bilerek ortalığa yayıp huzurunuzu kaçırma olasılığı var.. Ama zaten bu normal hayatta da var..

Hangimiz o dost kisvesi altında gizlenen insanlara güvenip sırtımızı dayayıp sonra sırtımızdan bıçaklanmadık ki ? Hangimizin sırları açığa çıkmadı böyle insanlar yüzünden ? Hangimizin söyledikleri çarpıtılmadı ve başkalarına anlatılmadı ki ? Reel de olsa sanal da olsa bunlar hayatın gerçekleri..

gay_yor dedi ki...

bugün bir sayfa hazırlamışlar öğretmenim tam bilmiyorum ama gerçekten başlı başına bir sayfaydı..okuldan bir arkadaşım diye tahmin ediyorum..çünkü arkadaşlarımla çekilmiş resimlerim hepsi var ad ve ikinci ad bile var Şahın fotoğraflarını koyup başka ad ve isim yerleştirip beni çökertmeye çalışmışlar..
bunu bugün öğrendim ve inanın hayatta göreceğim daha çok şeyin olduğunu öğrendim..büyümek buna deniyormuş..yüreğinizle kalın..

aysema dedi ki...

Sevgili Rüyayla,

Aslında kızmıyorum kimliğini gizleyenlere. Özellikle gençlerin karşılaşabileceği sorunları da biliyorum. Ayrıca çalışan insanların da bunu yapması zor.

Ve tanıdıkların okuması bazı yazıların, kırıcı olmama adına, yazılmamasına neden olabiliyor.

Ancak kimliği gizlemek de insanı çok rahatsız ediyor.Kişilikler zaten gizlense de bir yerden belli oluyor. Yine de aldanma olasılığı var. Dikkat etmek gerekiyor.

Başkalarına zarar vermemek koşuluyla gerçek ya da kurmaca herkes yazmalı...

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Gayyor,

Rüyayla'ya yanıt yazdım, yayınlarken seninki gelmiş.

Senin üzülmene ben de üzüldüm. Ne yazık ki toplumda art niyetli, kıskanç insanlar da var. Hepimizin öğreneceği çok şey var Sevgili Gayyor. Üzülme.

Herkes istediği şekilde yazmalı.Başkalarına zarar vermemek koşuluyla...

Sevgiler...

вєndєníz...(иυянαиσzкαи.¢σм) dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
вєndєníz...(иυянαиσzкαи.¢σм) dedi ki...

Dünden beri aklımızı kaçırtıcak dereceye geldi bu konu beynimizin içinde.Bloglar ilk çıktığında herkesin ciddi ciddi e-günlüğüydü.İsim,resim her şey vardı.Ama zamanla suistimal edile hasta ruhlar tarafından kullanıla zarar göre tuhaf bir hal aldı..
Ben de sizin gibi yarı kapalı diyeyim,ama çokta saklım gizlim olmadan yazmaya yeni alışmışken yeniden sarsıldığımı hissediyorum..

Gayyor a derken "güvenme kimseye" o kimselerin (yani sanal dünyanın)içinde,bizim de bir parça olduğumuz gerçeği nasıl gözardı edebiliriz ki? Önemli olan akı karayı ayırmak.Duvar örmek değil ki.
O zaman,haketmeyenlere sırtını dönmek değil ama ulaşılabilirlikle ilgili önlemler almak ve gereksiz ısrarlara dikkat etmek zorundayız.
Nasıl seçeceğiz ve ayırt edeceğiz bunu ben de bilmiyorum..Tartışa konuşa belki bir çözüm buluruz ne dersin sevgili aysema:))

aysema dedi ki...

Sevgili Bendeniz,

Yorum için çok teşekkür ederim. Ben konunun bu denli büyük olduğunu bilmiyordum. Gayyor'a ayıp etmişler, üzüldüm. Milletin işi gücü yok mu? Kime ne?

Bu arada böyle bir şeyi haber alan arkadaşların birebir ilgili kişiyle iletişim kurmaları daha doğru olurdu. Muhatabına yazısı yanlış olmuş, geri çekmekle iyi yapmışlar.

Bence yazmak önemli. Okumayı yazmayı seven insanlar duygu ve düşüncelerini paylaşıp rahatlıyor. Okunmasa yazmayacak mıyız? Yazacağız, çoğumuz yazacağız. Defter sayfalarına yazmadık mı?

Herkes, her yaşta hata yapabilir. Özür dileyerek sorunu çözümlemeye çalışmalıyız, olmuyorsa da istemediğimiz blogu okumak zorunda değiliz ki...

Bu olay kimseyi küstürmemeli. Yazarken istediğimiz kadarını paylaşmamızın bir sakıncası yok bence. Öyle uygun görmüştür, istediği kadarını yazmıştır.

Ben gençlerin yazdıklarını okuyup onları anlamaya çalışıyorsam, genç insanlar da bir anneannenin yazdıklarını okuyup yorumluyorsa sadece bu bile yazmanın önemini kanıtlamıyor mu? Kaldı ki burada farklı farklı yaşamları paylaşıyoruz, birbirimizin sorunlarını paylaşıyoruz, anlamaya çalışıyoruz.

Sevgili Bendeniz, senin de dediğin gibi tartışa konuşa iyiye, güzele, doğruya ulaşacağız.

Sevgilerimle...

denizanasi dedi ki...

bir kaç gündür blouga giremiyordum :(

bu konu şu sıralar çok tartışılıyor. ben de resimleri koyuyorum ve günlük hayatımızı anlatıyorum ama isim gerçek değil.
ve dua ediyorum, bu emeğimin ve yazılarımın/ fotograflarımın kötü emellere kurban gitmemesi için. başka türlü nasıl engel olabilirim bilmiyorum. sonuç olarak bu blogu ben %90 oğlum için tutuyorum. gelecekte onun için güzel bir anı defteri olsun istiyorum. başkaları için değil.
zamanla samimi olanla yalan dolan olanlar zaten ayrılıyor.

Emrah Atik dedi ki...

Kitaplarımız ulaştı, kocaman kocaman teşekkürlerimizi sunuyoruz, ayrıca kahve inceliğinize ise söyleyecek laf bulamıyorum:)
Kitap seçiminiz ise harika... Puslu kıtalar Atlasını ben okumuştum direkt olarak esra ya gitti:) ama Jale Parla'nın o muhteşem eserini benim kitaplığımdan hiç kimse alamaz artık:)
tekrar tekrar teşekkür ediyorum...

aysema dedi ki...

Sevgili Denizanası,

Bloga girilmiyordu, düzeldi.

Haklısın zamanla samimi olanlar anlaşılıyor.

Aslında burada cins,yaş,ırk,kimlik,meslek çok önemli değil. Önemli olan yazılardaki kişilik. Biz sevdiklerimizi okuyoruz. Sevmediklerimizi okumuyoruz sonunda.
Hepimiz gönüllü olarak emek veriyoruz, paylaşmaktan zevk alıyoruz. Emeklerimizin boşa gitmemesi gerkiyor. Kötü niyetli kişilerin bloglardan uzak durması gerekir.

Ve yazılarımızın,resimlerimizin güvence altına alınması gerekir bloger yöneticileri tarafından. Biz onların sağladığı olanaktan yararlanıyoruz,ama onlardan bizlerin emeğinden para kazanıyor.

Sevgiler, yavruyu öpüyorum...

aysema dedi ki...

Sevgili Emrah Atik,

Tam eşimle kitabın gecikmesini konuşuyorduk ki aldığınız müjdesi geldi. Derin bir ohhh! çektik. Beğenmenize çok sevindim.İyi okumalar.

Esra'ya da sevgiler,selamlar...

zihni dedi ki...

Aysema Öğretmenim,
Haklısınız, insanlıkta bozulma eğilimi, düzelme eğiliminden kat kat fazla. Öyle ki, bozulmak için özel bir yatırım ve çaba gerekmediği halde, iyi insan olabilmek bayağı maddi-manevi masraf istiyor.
İnternet ortamında bilgi hırsızlığından tutunda, özellikle kadın resimlerinin kötü amaçlara kullanılması olasılığı var.
Kendi adıma böyle bir riski almayı ve her türlü çirkinliklerle savaşmayı göze almış bulunuyorum.
Burada İsmet İnönüyü anmadan geçemeyiz:namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalı...

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

İsmet İnönü, bugünleri görseydi aynı sözü söyler miydi, kuşkuluyum. Sesini çıkaranı sürüm sürüm süründürüyorlar. Ve en kötüsü de güvendiğimiz kurumları birer birer güvenilmez duruma düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Örgütlü güç olmadığımız zaman tek tek çabalar işe yaramıyor.

Kime güvenip kime bel bağlayacağımızı şaşırmış durumdayız ne yazık ki...

Sevgiler...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Aysemacım, ben dünde yorum ayzdım bir kaç kez hatta ilk yorum olacaktı ama bir türlü gönderemedim sanırım bir sorun vardı.
Ben önceleri hiç resim koymadım, kimliksiz yazdım ama sonra sonra acaip bir şey oldu. Burası dostlarımla buluştuğum bir yer oldu. Dümdüz bir yaşamım var önü arkası göz alabildiğince açık ferah))). Yani benim yaşamımı kim ne yapsın dedim ve isim resim olayına başladım. Ama arkadaşların yorumlarında gördüğüm kadarıyla kötü niyetli insanlarda çıkabiliyor . Bir kez sayfamı olduğu gibi götürmüşlerdi. Sevdiklerim başucu kitaplarım bile dahil tesadüfen rastlayınca şok olmuştum. Sonra bir aceminin beğendiği bir şeti almak isterken işi toptan yaptığını anladım, işin içinden de çıkamamış sayfayı olduğu gibi bırakmış iki yazı eklemişti sadece.
Yani ben bu konuda kararsızım. Öptümm

aysema dedi ki...

Sevgili Lale,

Biz, belli yaştakiler için fazla sorun oluşturmuyor ama gençlere zarar veriyorlar.

Ne yazık ki art niyetli kişiler insanlara kötülük yapmaktan zevk alıyor. Bak Gayyor'la Salih, onlar yüzünden bloglarını kapatmışlar. Şimdi eve geldim, görünce çok üzüldüm. Sonuçta burada duygu ve düşüncelerini paylaşıyorlardı. Biliyorum, onlar için çok önemliydi bu. Bizim için de öyle değil mi? Dilerim kısa sürede dönerler...

İstediğimizi, istediğimiz kadar paylaşmaya devam diyorum ben de. Beğenmeyen okumasın.

Blogdaki sorun sanırım çözüldü.

Teşekkürker, sevgiler...

PaNDoRa dedi ki...

Sevgili Aysema hocam, evet ya "gerçek kimlik sorunsalı" ne kadar saçma değil mi. başkalarının kimliklerine bürünüp, ismini kullanmak. Sonra o isim ve resimlerle blog açmak. Sonra çevre edinmek, sonra gönülleri feth etmek.
Ne kadar da acı bunların hepsi. Yüzünü bile görmediğimiz birileri çıkıyor sanal alemde karşımıza ve herkesi kendimiz gibi iyi niyetli sanıp yakınlık duyuyoruz, hatta seviyoruz ve bağrımıza basamız geliyor.

Sonra birisi hasta oluyor mesela birisi fakir ve biz onlara üzülüyoruz. Ağlıyoruz kimi zaman. Bir bakıyoruz 2 kişilerken 4 kişi oluyorlar birden bire. Her biri ayrı dertlerden serzeniyor, her birinin öyküsü içimizi acıtıyor. Her birine ayrı ayrı üzülüyoruz.

Zaman geçiyor çok uzun zaman ve bunlar bir yerde falso veriyor. Akıllı insanlar olarak araştırıyoruz. Akıllıyız ya hani, nasıl olsa çözeriz. Ve çözüyoruz, meğersem aptalmışız. Ben, diğer arkadaşlarım, diğerleri, diğerleri derken hepimizin aptal olduğu anlaşılıyor. Anında gerçeği görüyoruz, 4 kişilerdi ya hani yoo meğersem 2 kişilermiş. Hastaydı yaa ne oldu? Eee değilmiş meğersem. E resimleri vardı fakirdi, ama meğer altında arabası varmış çok zenginmiş. Haa anladım anladım başka birisinin ismini ve resmini kullanıyorlarmış. "Hay allah yaaa ne kadar da aptalım. Şimdiye kadar neden göremedim" oluyoruz sonra.

Beni az çok tanıdığını düşünmüştüm, Aysema hocam gelir bana sorar demiştim. Yanılmışım, diğer kişilerle yalana inanmak daha kolay geldi oysa ki sana. Buradan sonra bir şey diyemem ben sana artık, hatta ne desem boş He ama sen pandora neler oluyor diye sorarsan belki o zaman iş değişir. Görüşmek üzere!!!

aysema dedi ki...

Sevgili Pandora,

Öncelikle seni kırdımsa özür dilerim.Asla böyle bir niyetim olamaz.

Sanırım hepimiz aldandık. Bu biraz da herkesi kendimiz gibi sanmaktan kaynaklanıyor sanıyorum.

Ben konunun bu kadar karmaşık olduğunu düşünmemiştim.

Sevmiştim bu çocukları, üzülmüştüm yaşadıklarına. Zaman zaman kuşkular olsa da gençliklerine vermiştim.

Sevgili Pandora, dördüncü kişi dediklerinin bloglarına dün bıraktığınız yorumları okudum, sizlere sormak geçti aklımdan, sonra sizlerin açıklamanızın daha doğru olacağını düşündüm.

Bu yorumuna sevindim. Lütfen, neler olduğunu söyler misin Sevgili Pandora? Ben de kendimi aptal gibi hissediyorum şu an...

Sevgiler...

İÇİMDEN GELDİGİ GİBİ~~~ dedi ki...

Belli sınırların dışına çıkılmamalı bence de hani deriz yaa sanal ortam diye.Neler görüp duyuyoruz.
Yok ama burada herşey makul seviyede görünüyor şu an:))