3 Mart 2009 Salı

DEĞİŞEN NE VAR?

http://www.9sn.net/resim/Celsus-kutuphanesi_Efes-Izmir.jpg




Yıllar yıllar önce sıcak bir yaz günü Efes'i geziyorduk. Rehberimiz harika bir bayandı. O, bıkmadan yorulmadan anlatıyor; bizler de ilgiyle dinliyor ve geziyorduk.

Çok yorulmuştuk, taştan sedir diyebileceğimiz oturmalık bir yere gelmiştik. Hepimiz çöker gibi oturuverdik. Rehberimiz gülerek:

"Şu oturduğunuz yer var ya, tuvaletmiş eskiden!"

diyince ister istemez ayağa kalktık. Kalkınca da aralıklarla dizilmiş yuvarlak delikleri gördük. O, anlatmaya devam etti:

"Aslında burası asilzadelerin tuvaletiymiş. Yan yana oturarak hem ihtiyaçlarını gideriyorlarmış hem de sohbet ediyorlarmış. Ancak taşlar soğuk olduğu için önce köleleri oturtuyorlarmış; ısınınca da kendileri oturuyormuş!"


Bu anı, televizyonda haberleri izlerken aklıma geliverdi.

Başbakanımızın protokol sırasının ortasındaki koltuğuna, o gelinceğe değin, korumasını oturttular... Koltuk ıslanmasın diye!

Söyler misiniz, değişen bir şey var mı?

18 yorum:

gaykedi dedi ki...

değişen birşey var ama kötüye doğru, yüzyıllar önce anadolunun küçük yerleşimlerinde bile yüzlerce, binlerce kişilik açık hava tiyatroları kurmuş insanlar ve sanat varmış arkadaşlar :(

gaykedi dedi ki...

unutmadan bir ekleme daha yapmak istiyorum, bugün anadoluda değil tiyatro salonu, sineması olmayan şehirler var, dikkatinizi çekiyorum ilçe değil 'il'lerimizden bahsediyorum!

aysema dedi ki...

"Sanatın içine tükürürüm!" diyen bir anlayış on beş yıldır başkentimizi yönetiyor.

Atatürk Kültür Merkezleri'ni yıkmanın yolları aranıyor.

Yoksullaştırılan bizler, her hafta gittiğimiz tiyatroların yolunu unuttuk. Televizyonlara mahkum edildik.

Bizler gidemeyince olan tiyatro salonları da bir bir kapandı.

Sinema salonları pek çok yerde evet yok,olanlar da kapandı.

Sanatsız kalınca daha kötü insanlar olduk. Yavaş yavaş yurttaş olma kimliğimizden uzaklaştık, kul olmaya yaklaştık.

Biz kul köle gibi davranınca bizi yönetenler padişah moduna girdiler.

Ve bugün ne yazık ki köylerimizden öğretmenler de yok oldu. Taşımalı eğitim yüzünden artık her köyde köy öğretmenlerimiz bile yok. Oysa en az beş öğretmenin olduğunu düşünsek aydınlanma adına ne güzel şeyler olabilirdi.

Öğretmen okulları kapatılırken İmam Hatip Liseleri çığ gibi çoğaltıldı.

Evet Anadolu'nun her köşesindeki kalıntılarda anfiler varmış eskiden. Hala denediğinizde akustike hayran oluyoruz. Sahne ve izleyici merdivenleri harika...

Teşekkürler Gaykedi yorum için. Önce ekmekler bozuldu, sonra biz insanlar... Beterinden de korkuyorum!..

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Sayın Aysema Kardeşim
aradaki fark Onlar asil imparator ailesi buysa kasımpaşlı külhan beyi Gerçi ben kandisne külhanbeyliğinide layık görmüyorum cunku külhan beyi ağır izzet sözler söyler buysa dayılık taslıyor hani bir deyim var
asil azmaz bal kokmaz
kokarsa yağ kokar
çünkü anası ayrandır
aslına bakmak lazımdır bizimkinin...

Parpali dedi ki...

Değişen biziz galiba. Üstümüze giderek daha çok basılıyor fakat sesini çıkaranların sayısı gittikçe azalıyor. İnsanlar birilerine muhtaç olmaktan ve o birilerinin verdiği bir ekmeği almaktan mutlu oluyorlar. İnsan bundan mutlu olur mu?

aysema dedi ki...

Sayın Şükrü Yılmaz,

Asıl sorun galiba eğitimde, aldıkları eğitimde gizli... Onlar da bunun farkında. Onun için bu kadar çok İmam Hatipli yetiştirmeye çalışıyorlar. Dünyanın her köşesinde güya okullar açıyorlar. Devlet okullarını güçsüzleştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Tiyatro da bir anlamda okul. Eğlendirirken eğiten bir okul.

Eğitilmiş insanlar öteleniyor. Örseleniyor neden?

Aydınlıktan korkuyorlar, aydınlanmadan korkuyorlar, halkın bilinçlenmesinden korkuyorlar.

Neden, niçin diyenleri yok etmeye çalışıyorlar. Sorgusuz sualsiz biat aradıkları!.. Padişahım çok yaşa! şakşakçılarının verdikleri gazla sağa sola efeleniyorlar; bunu da marifetmiş gibi sunuyorlar.
Durum vahim!

Bir dörtlükte benden:

"Aşık der ki ne çare
Biçareye ne çare
Et koksa tuz katarlar
Tuz kokarsa ne çare"

Dostça kalın.

Tabiat Ana dedi ki...

gülsemmi ağlasammı bilemedim haberleri izlerken bende pes demiştim demek kölelik kültüründen geliyormuş.Gerçekten hayret.Onu oraya oturtan şakşakcıyada ne münasebet niye oturuyorum demeden oturanada ama en çok da nerden çıktı kardeşim olurmu öyle şey demeden oturanada yazıklar olsun.

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Bilinçsiz ve çaresiz bırakılan insanlar almasın da ne yapsın?

Karnı aç olan insan her şeyi yapar. Onlardan ulusun geleceğini düşünmelerini bekleyemeyiz tek tek.
O, çok sayıdaki çocuklarının karnını doyurmakla meşgul.Sormuyor, soruşturamıyor.

İş yerleri kapanıyor, insanlar işlerini kaybediyor, çaresiz... Çalışanlar patronlarının ağzının içine bakıyor, örgütsüz...

Örgütlü olanlar mahkeme salonlarını süslüyor, şaşkın...

Öfff söyleyecek ne çok şey var, susayım artık...

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Tabiat Ana,

Koltuğa oturan adam, belki de, çok mutlu olmuştur. Düşünsene hükümet büyüklerinin arasında, başbakanlık koltuğuna kuruluveriyor. Başbakan onun poposunun ısıttığı koltuğa oturacak! Torunlarına övgüyle anlatacağı bir anı olabilir mi?

Şu sıralarda uyuşturucu üretimiyle gündeme düşen Ali Kalkancı bir zamanlar insanların tapındığı bir şeyhti! Müritleri, onun kirli çoraplarını arabalarının dikiz aynalarına takıp kokusuyla mest oluyorlardı... Kadınlar onunla birlikte olmak için sıraya girmişlerdi. Türbanlı türbanlı güzel hatunlar!

Padişahların dalkavukları eskiden de vardı.Ne yazık ki hala var...

Sevgiler...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Böbrek nakli için kendinden yardım isteyen birine burası sakatatçı dükkanımı diyen birinden söz ediyoruz dimi?????

aysema dedi ki...

Sevgili Lale,

Neresinden bakılsa dökülüyor.

Biraz önce de kocaman bir afiş geldi ekranlara... "Son Osmanlı Padişahı Recep Tayyip Erdoğan!" diye. İnanamadım, pes yani!

Sevgiler...

beenmaya dedi ki...

sanırım değişen hiçbir şey yok...ama önce bizlerin değişmesi, sessizliği yenmesi lazım birşeyleri değiştirebilmek için öyle değil mi...

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya,

Ne yazık ki her gün bir öncekinden de geriye gidiyoruz.

Sessizliği yenmek gerekiyor, ama nasıl?

Bütün gazeteleri alınmış, bütün televizyonları elegeçirilmiş, bütün aydınları sindirilmiş, bütün insanları yoksullaştırılmış,devlet kaynakları yandaş şirketlere paylaştırılmış,kırıntıları gariban yandaşlara dağıtılmış...

Gençliğe Hitabe'yi bir kez daha okumalıyız.
Sevgiler...

cinar dedi ki...

Ya evet hatırlıyorum o taşları. Bu haberle bağlantısı da süper olmuş da, hakkaten inanılacak gibi değil yani ya. Nereye gidiyoruz anlamadım gitti..

therru dedi ki...

gerçekten çok yerinde bir benzetme olmuş, elinize sağlık

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,

Şöyle bir düşününce nereden nereye geldiğimizi görmek ürkütüyor beni... Daha neler göreceğiz kim bilir?

Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili Therru,

Beğenmene çok sevindim. Yine beklerim efendim...

Sevgilerimle...

LOAN COMPANY dedi ki...

Kisisel is baslatmak için bir kredi gerekiyor ?.
faturanizi ödemek için bir kredi gerekiyor mu?

Simdi kredi.teklif@gmail.com bize hemen kredi transferi ile devam etkinlestirmek için: Eger ilgileniyorsaniz lütfen bu e-postayi basvurun. Ayrica bu e-postaya burada bize ulasabilirsiniz: (finance_institute2015@outlook.com) Eger ilgileniyorsaniz dolgu ve bu bilgileri dönerseniz biz,% 2 faizle kredi veriyor.