7 Nisan 2009 Salı

"KAYIT ALTI" DA NE Kİ OBAMA?


Obama TBMM 'de konuştu. Çok şey söyler gibi yaptı, gönül okşadı, alkış aldı, üstüne bir de başbakan tarafından öpüldü...

Peki sözün özü olarak ne söyledi?

"Düşüncelerim Kayıt Altında! " Yani gerçek düşüncelerim değişmez. Bizim devlet politikamız vardır ve ben de diğer başkanlar gibi onu uygularım...

Ne güzel !.. Kutluyorum, ABD'yi de Obama'yı da...


Keşke bizim de "Devlet Politikamız" olsaydı. Özellikle dış ilişkilerimizde "Olmazsa Olmazlarımız" belirlenseydi de "Kayıt Altına" alınsaydı... Kişiler değişse de bunlar değişmeseydi. Ulusal çıkarlarımız esecek rüzgara göre yön değiştirmeseydi. Birkaç kişinin dudakları arasından çıkacak sözle güzel ülkemizin geleceği belirlenmeseydi.


Hangi konuda ne kararlar verildi, verilecek bilen var mı?

6 yorum:

DemotikE dedi ki...

Sayın Aysema;
Hassasiyetinizi ve hissiyatınızı çok iyi anlıyorum.
"Kurunu yanında yaşta yanar" misalindeki gibi temiz ve düzgün insanların da aynı gemide olduğu gerçeği zaten en büyük acımız.
Sayfanızda şişkinlik yapmaması için aktarmadım.
Sayfamdaki son notunuzun altında bazı açıklamalarım var.
Dilerseniz, misafirim olup okuyun.
Saygılar.
Dostça kalınız.

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Yanıtınızı okudum, dönüyorken bu iletinizi aldım. Teşekkür ederim.

"Sayfanızda şişkinlik yapmamak" ne demek, her zaman beklerim yorumlarınızı...

Sevgiyle kalın, dostça yaşayın...

GünCeraN dedi ki...

Aslında "Olmazsa olmazlarımız" belli. Bunu sokaktaki insan dahi biliyor, kaldı ki zaten sokaktaki insanın yani milletin istekleri doğrultusunda ve bilinen tabirle "devletin ve milletin bek'ası adına" uygulanması gerekiyor. Ama bindik bir AB alametine...

Obama konusunda da haklısınız. Neticede, o da kendi ülkesinin başkanı ve kendi insanlarını dinlemek, kendi politikasını izlemek mecburiyetinde. Ama, TBMM'de yaptığı "Washington'ın karşısında Lincoln heykeli var" açıklamasına inanıyorsa,Ermeni tasarısı gibi politikalarını zaman zaman da olsa gerçek adaletin gerektirdiği şekilde uygulamalı.

Ama sağında Biden, solunda Hillary varken ne kadar başarabilir, meçhul.

Bizde de aslında günü geçiren politikacıların yanında, gerçek devlet adamları, diplomatlar vardı. Halen dahi olduğuna inanmak istiyorum. Fakat bunların çoğu "kendisi iyiydi de çevresi kötüydü" sınıfına girdiğinden kıymetini bilemedik, sadece arkalarından ağlamasını bildik...

...

Demotike'nin dediği gibi sayfanızı şişirdim biraz ama aslında bu sorulara "büyüklerimiz" tarafından verilen cevaplar karşısında ben şiştim. Affola.

aysema dedi ki...

Sevgili Günceran,

Yorumlarınız beni mutlu ediyor. Lütfen iistediğiniz gibi yazın. Konuşarak, tartışarak doğruya ulaşma çabasında değil miyiz?

Her lider ulusal çıkarlarını korumalıdır. Bu nedenle Obama haklı.Bizi temsil edenlerin de bizim ulusal çıkarlarımızı savunması gerekmez mi? Bunu savunurken kabadayı da, uysal kuzu da olmamaları gerekir. Uzmanların hazırladığı gerçekler ışığında diplomatik bir tutumla ulusumuzun olmazsa olmazlarını ortaya koymalılar. Yapılmayan bu sanırım.

Bugünkü yazısında Yılmaz Özdil belirtmiş: Ermeni Soykırımını 17 ülke tanımış, 10 tanesi AKP döneminde...

Obama, dikkatle seçtiği cümlelerle Ermeni sorununu çözün, kapıları açın dedi. O dedi, der. Çünkü enerjiyle ilgili çıkarı da var. Peki biz açacak mıyız? Açmalı mıyız? Bizim çıkarımız var mı bu konuda? Yok! Aksine ulusal çıkarlarımıza zarar verecek. Ama görünen o ki kapılar açılacak. Obama öpüldü, öpülecek... Biz şişmeye devam edeceğiz. Dost Aliyev küsecek...Değer mi değmez mi bilinmeyecek...

Konu önemli konuşmak gerekiyor.

Sevgilerimle...

sufi dedi ki...

Ben yine de Obama'dan yana içsel bir şekilde umutluyum.Ondan milletim için bir şey beklediğimden değil Dünyanın umutlarına bir gün ışık cevap verecek diye.

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Öncekiyle kıyaslandığında ben de umutluyum. En azından savaş çığlıkları atmıyor, geçmişteki hatalarından ders almış gibi görünüyor. "Yurtta Barış Dünyada Barış" ı dile getirmesi de önemli.

Benim söylemek istediğim ulusal konularda "Devlet Politikası" oluşturamamış olmamız.Gerçek uzmanlardan yeterince faydanlanılmaması. Ya da güven duymamamız. Kapalı kapılarda ne verildiği? Dış işlerinin dışlanması...

Sevgiler...