8 Nisan 2009 Çarşamba

KENDİMDEN UTANIYORUM


Artık kaçış yok... Yarın mutlaka!

Ayıp vallahi ayıp! Kendime kızıyorum, hatta işte itiraf ediyorum, kendimden nefret ediyorum. Ben bir asosyalim. Hergün evden çıkacağım diye uyanıyorum, planlar yapıyorum, sonra da unutuyorum. Yok unutmuyorum, kasıtlı olarak oyalanıyorum. Sonra da geç oldu, artık yarın, diyorum. Biraz kitap okuyayım, yarın kesinlikle diye söz veriyorum kendime. Sözümü de tutamıyorum.

Bir de öğleden sonra hiç sıkılmadan uyuyorum. Bana Lale gibi bir arkadaş lazım diyeceğim de var aslında öyle bir arkadaşım. Eli telefonda sık sık arıyor, hadi dememi bekliyor. Ben hep anlamazlıktan geliyorum. Çeşitli bahaneler üretiyorum. Ama kendime de çok kızıyorum. Bu kadar da ev kedisi olunmaz ki canım. Başka arkadaşlarımı da aramıyorum, evden çıkmam gerekmesin diye...

Bugünkü kızgınlığımın nedeni sadece bu da değil! Herkese akıl vermek kolay, sen önce kendine bak. Çok becekriksizsin! Daha bir arabayı geri geri çıkarıp park etmeyi bile beceremiyorsun! Çocuklar yapıyor, çocuklar! Utan kendinden...

Kömür kamyonu gelmiş, kömür boşaltacakmış. Bizim arabanın yerinin değiştirilmesi gerekiyormuş. Kaloriferci gelip haber verdi. Anahtarı verdim, gitti. Ben de balkona çıktım, bakıyorum. Başladı arabanın alarmı! Yer gök inliyor. Adam da sürekli gaza basıp arabayı çalıştırmaya çabalıyor. Çaresiz indim aşağı, alarmı kapattım. Adama, bak şurada kırmızı bir ışık yanıyor, bekle o sönsün, sonra çalıştır, dedim. Dediğimi yaptı, bu kez de geri vitesin yerini bulamıyor. Kamyon şoförü... Olmadı ve korktuğum başıma geldi. Siz alsanız, dediler bana...

On yıldan fazla oldu ehliyeti alalı ve ben arabayı geri çıkaramadım. Ceza olarak yeniden çalışmaya başlayacağım. Buradan dosta düşmana duyuruyorum. Yaa yoksa otomatik bir araba mı alsam kendime?

Ehliyeti kimlik gibi kullanırsan böyle olur işte... Ama kesin kararımı verdim. Yarın çarşıya ineceğim. Kuaföre gideceğim. Sonra da hayata karışacağım yeniden. Haa bir de piyango bileti mi alsam, loto, toto mu oynasam? Paraya ihtiyacım var. Kendime otomatik vitesli bir araba alacağım...

24 yorum:

pRncfRn dedi ki...

hayıır uyuma!
araba da alma!
kilolar gelir,
sonra aysema!

hahaha mani yazdım :D

aysema dedi ki...

Geldi geldi,
O da geldi...
İki kilo almışım
Onu da sakladım gayrı...

Sevgili pRncfRn, mamiye mani...

sufi dedi ki...

"Hep ileri gitmekten geri gitmeyi başaramayanlar derneği" kuralım istersen, ben de hiççç başaramayanlardanım çok şükür.

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Bayıldım bu tanımlamaya. "Hep İleri Gitmekten Geri Gitmeyi Başaramayanlar Derneği"... Vallahi ben varım. Sadece adı için bile ben bu derneğe üye olabilirim. Ohh keyfim geldi. Çok sağol...

sedeferdi dedi ki...

Merhabalar Aysema öğretmenim.Ben Erdi'nin annesi Sedef.Aslında sizin Erdi'yle olan kişisel iletişiminize müdahale etmek istememekle birlikte Erdi'nin şu anki sağlık durumunu merak edeceğinizi düşündüğümden sizi bu konuda bilgilendirmek amacıyla araya giriyorum.Erdi allerjik astım hastası ve istanbul merkezli bir klinikte aşı tedavisi oluyor.En ufacık enfeksiyon bile astımını tetikliyor ve gribi bile çok ağır geçiriyor.Ama bu kez artık aşı tedavisinden olumlu yanıt almaya başladığımızdan boğaz enfeksiyonun sebep olduğu hastalığı daha hafif geçiyor.Yine de biz anne va babası olarak gece hazır kıta onu bekliyoruz.Nebul ilaçlarına gece daha çok ihtiyaç duyuyor..Bütün bunlara karşın Erdi çok cesur ve metanetli bir çocuk.Öyle ki zaman zaman manevi yorgunluk sebebiyle ben dibe vuruyorum ama bir bakıyorum Erdi ya elini uzatmış,yada arkamdan itekliyor..utanıyorum..kalkıyorum..Evet Erdi kitap okuyor.Çünkü biz de okuyoruz..Bugün babasından kitap istemiş,almışlar..Okuluna kitap sergisi açıldığında kendisine kitap seçiyor,çok mutluyum,okumayı seviyor.Bu sebepledir ki sözcük dağarcığı müthiş geniş,cümleleri çok dokunaklı ve eleştirmeyi biliyor..Yalnız çok tembel,anasının yapabileceği hiç bir işi asla yapmıyor..Bunun çaresi var mı acaba?...Öğretmenim çocuklar çok güzel,çok değerli..Dilerim hep mutlu olsunlar..Hoşçakalın..

aysema dedi ki...

Merhaba Sedef Hanım,

Hoşgeldiniz. Tanıştığımıza sevindim.Erdi'nin allerjik bronşit olduğunu yazılarından anlamıştım.

Kızım küçükken bu hastalıkla biz de tanışmıştık. Ankara Hacettepe Hastanesine kontrollere gider gelirdik. Bu nedenle sizleri çok iyi anladığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Hemen şunu söyleyeyim. Çocuklar bizlerden çok daha güçlü. Çabucak atlatıyorlar. Düzenli bir tedaviyle geçiyor. Bir iki yılda geçmişti. Doktor artık gelmenize gerek yok, ama isterseniz bir yıl sonra bir kez daha gelin, demişti, biz de gitmiştik.

Bunları yaşadık. Yaşarken de sizler gibi çocuğun başında nöbetledik. Sizler de haklı olarak çok endişelisiniz. Bu çok normal, yalnız olmaması gereken bir durum var. Çok önemli!

Endişelerinizi olabildiğince Erdi'ye belli etmemek. Çocuk kendini farklı hissetmemeli. Tüm çocuklar hasta olur ve geçer. Biraz özel durumunun farkında, ve bunu kullanıyor gibi geldi bana. Siz çok güçlü görünmek zorundasınız. Anne babalık böyle bir şey işte... Siz korkarsanız, çocuk daha çok korkuyor. Kendini güvende hissetmeli. Siz yapabildiniz mi, derseniz; yapmaya çalıştık. Tam olarak yapamadık. Biraz şımarık bir çocuk oldu, ama o da geçti. Şimdi sağlıklı, başarılı, dünya güzeli bir insan. Benim akıl hocam, dert ortağım.

Kısacası paniklemeyin, normal davranmaya çalışın. Hepsi bu... Diğerlerini siz zaten yapıyorsunuz.

Sevgilerimle...

Yıldızlı fırça dedi ki...

Bir süre evden çıkmamanın böyle bir yan etkisi oluyor:)Ben de bir kaçgün evden çıkmazsam uzunca süre zor çıkıyorum ama çıkıncada insanın eve giresi gelmiyor :))

aysema dedi ki...

Sevgili Yıldızlı Fırça,

Gerçekten öyle oluyor. Biraz da gribim, o da etkiledi ama, ondan öncede evden çıkmak istemiyorum. Yarın kararlıyım. Cuma günü de arkadaşlarla buluşacağız...

Sevgiler...

nazpek dedi ki...

İnanın aynı hastalık bendede var evde olmaya bayılıyorum.Emekli olsam aynı sizin gibi olurdum yatın yuvarlanın evin tadını çıkarın mutluysanız hiç sorun yok bence

aysema dedi ki...

Sevgili Nazpek,
İşin kötüsü evde çok mutluyum. Çalışırken de eve dönmeye bayılıyordum. Evde hiç canımın sıkıldığını bilmiyorum. Ama bu normal değil. Arada çıkmak gerekiyor. Arkadaşlarla buluşmak gerekiyor. Her gün erteliyorum. Biraz zorlamak gerekiyor galiba.

Sevgiler...

Prima Rima dedi ki...

Öğretmenim oysaki havalr şahane atın kendınızı dışarı ev kediliğinden bir güncük olsun sıyrılın :)
Yaz gelıpde ortalık yanıp tutuşurken zevkı olmazki.

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili aysema öğretmenim,
o zaman azcık zorlama olsun yarın (perşembe) yaptıklarınız kısacık bir özetini okumak isterim böylece belki sizde yazmam gerek diyerek çıkmayı ertelemezsiniz :)
sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Prima Rima,

Havalar burada çok kötüydü.Ancak bugün güzel görünüyor. Ve ben hala bak buradayım. Şu keyf çayımı içeyim de öyle gideyim, dedim. Ama bugün kaytarmayacağım. Az sonra...

aysema dedi ki...

Sevgili Tabiat Ana,

Yok yok, kendime kaçış şansı tanımıyorum bugün. İkinci keyf çayımı bitirir bitirmez hazırlanacağım. Dönüşte de yazarım.

Sevgiler...

beenmaya dedi ki...

şimdi ben bu yorumu yazarken sen dışarda güzel bir havanın ve daha da önemlisi hayatın tadını çıkartıyorsun değil mi...yoksa yanılıyor muyum...

zihni dedi ki...

Yazıyı okuduğumda şu yorum gelmişti aklıma:
"hep ileriye koşullanmak, geriyi görmemizi engelliyor"
meğer Sufi benden önce davranmış:)
kıskandım doğrusu:)
Bir büyük söz( ile şenlendireyim öyleyse:
Hayat geriye doğru anlaşılmalıdır ama, ileriye doğru yaşanmalıdır.

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya,

Yanılmıyorsun, gittim, geldim bile... Anlatacağım. Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

Bu güzel sözlerden sonra bir söz de ben ekleyeyim o zaman.

Geçmişi bilmeyenler geleceği kuramazlar. Ancak geçmişe takılıp kalırsak ileriyi göremeyiz.

Dostlukla...

Batuhan Doğu Alkaya dedi ki...

Merhaba ..
Okuduğum ilk yazı oldu bu bloga ait ve gülümsedim doğrusu.Böyle olmadık zamanda ( bkz: 04:08 saat ) karşıma geliyor ya böyle sayfalar , şanslıyım sanırım. Bende uyuyamıyorum. Ve bu beni asosyal yapıyor. Günlük uykumu sabah karşıladığım için gecelerim gündüzüme karışıp duruyor =) üstelik arabalarada hiç merakım yok ? ne olucak şimdi bu okurun hali ?

=)
tebessüm için teşekkürler..

aysema dedi ki...

Sevgili Batuhan Doğu Alkaya,

Hoşgeldin... Blogum seni gülümsetmiş, ne güzel! Sabah uyanır uyanmaz okudum yorumunu ve ben de gülümsedim. Güne tebessümle başlamamı sağladığın için ben de çok teşekkür ederim. Yanıt yazmadan önce senin bloguna kısaca gözattım ve yüreğime seslenen yazılarınla tanıştım. Yine geleceğim.

Merhaba, tanıştığımıza sevindim...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Yazıda adım da geçince gülümsedim , yakın olsaydık keşke. Aslında evi de çok severim ve yalnız çok iyi vakit geçiririm. Ama hep sokakların beni çağırdığına dair bir his var içimde, bir kızılderili olsaydım adım galiba uzaklara giden boğa falan olurdu.
Artık havalar güzelleşiyor sen de minim çıkarırsın tadını. Sevgilerimle

aysema dedi ki...

Sevgili Lale,

Keşke yakın olsaydık! Gezilerinin bir kısmına eşlik ederdim ben de. Bir de okey oynardık, sen anlattıkça yazlık komşularımı özlüyorum.
Okeyde güzel yenilirim bak, asıl olan oynamak benimkisi...
Kimbilir bir gün, bir yerde, belki...

Sevgiler...

therru dedi ki...

ben de sizin durumunuzun hafta içi çalışan versiyonu oldum, geçen haftasonuna kadar bir buçuk aya yakın dışarı çıkmak zulüm geldi, ben tam kendim için ev kedisi oldum diyodum siz benden önce yazmışsınız :)
neyse havalar güzelleşiyor o zaman da evde oturmak istemez canınız :) hem siz bir torununuz ziyarete gidin o zaman keyfiniz iyice yerine gelir.
sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Therru,

Evet, havalar güzelleşiyor, sosyal etkinlikler artıyor. Artık arada bir çıkıyorum. Bugün de çıktım... Tespitiniz çok doğru. Ben torunumu da çocuklarımı da çok özlüyorum. Asıl keyifsizliğim bundan galiba... Gideyim gideyim ben...

Sevgiler...